2 Mayıs 1975
MEVLÂNA’yım ben!
1 Uyumuna geldik, güzeli
bildik, cümlede bulduk. Selam dedik, el ele verdik. El ele, diz yere, göz sere
olsun; gelen, alan bilenden sayılsın.
2 “Aldım doyasıya,
sevdim ölesiye.” dedi, YUNUS’um söze girdi:
3 “Güçlü olayım, devirde
bulayım diyene de ki: O’na dayan. Kaçanın kovalayanı vardır. Yoksa kaçmaz.
Duranın sözünde, yürüyenin izinde bulduğuna uy. Giydiğinde
değil, gördüğünde ara.”
4 ‘Ne demek?’ dendi.
Kulun bildiği, giydiğine uymaz. Gördüğü, kayguya vermez. Geçerli
olan, konuk gelene yerini verendir. Şeyda, yorumundan uzak kalır. Çünkü
dumansız gönül gerekir. Şahit asla yer almaz. Çünkü aşkta ikiden
fazla kalmaz. Aslında söz ikidedir. Gönüller bir.
5 Yaprağın
büyüğüne değil, çokluğuna bakmak gerekir. Aşılmadık yolun
ölçüsü olmaz, kuğuya yol sorulmaz. Çünkü sudan uzak kalmaz. GAMSIZ der ki:
“Durmadık yerin seyrini bilmezsin, toprağını bölemezsin, şifasını
dileyene ‘Kaderidir.’ diyemezsin.”
6 Söz ağızdan geldikte, senden bilinir. ‘Nasibine uy.’ dedikte,
HAK’tan beklenir. Çoğu silsin, azda kalsın, derdi bölsün. Bölünen
dağılandır, dağılan silinendir. EYVALLAH.
7 Düşünde gördüğün senin, sevgini verdi isen
O’nun. Kuyuya vermedik, gününü bölmedik. Gelecek, bulacak, olana uyacak,
çevreyi sarandan soracak, aşıdan geçecek.
MEVLÂNA’yım!
8 Niyazın olduğu yerde, sergiyi
kurduğu yönde, ‘Alamam.’ denmez. Şahit görmedi isen, sayılmaz.
Serçeye yer veren, kuluna yön vermez. Geçilmeyen dağın ağacına ip
atılmaz. Olumsuzluk, düzenden sorulmaz. Dizenden sor, gönlüne göre çözenden
sor.
(Resim
verilir: GAZELİ)
9 Güzelin yeri,
yönü, günü sorulur. Güzel; gördüğündür, sevdiğindir,
bildiğindir. ‘Çirkin nedir?’ dersen, sildiğindir. Dal ile ağaç
birdedir. Her gelen, YAR’dandır. Her veren GÜL’dendir. Verilen, sahabeden
GAZELİ. EYVALLAH diyelim. Azalan, çoğalan, değerini her güne
bulduran, adını EBUBEKİR diye verendir. “Anamdan babamdan aldığım
beni, GÜL’ümden aldığım gönlümü eğitti.” dedi, selamladı gitti.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH