23 Haziran 1975

MEVLÂNA’yım ben!

1 YUNUS’um söze geldi, yolunda düze güldü. “Yerimiz YUVA’dadır, yolumuz cümlededir. Gönüller bir oldukta, olamaz orda burda. AŞK kadehi doldukta, sarhoşa sunuldukta, ALLAH’ım anıldıkta; sen ben siliniriz, ayrıldıkta bölünürüz.

2 Konut gelenedir, gününü soranadır, olayı yoranadır. Konut dilemedik, konuk olduğumuzdan. Gerçek ne seni ne beni korkutur; eğer biliyorsak, bildiğimize uyuyorsak. Günün yorumu geçicidir, her gelen göçücüdür. Aşmayı dilersen, koşmayı öğren. Aydan günün yorumu sorulsa, ‘Ben yöreme uyarım.’ der. Yöresini sorsalar, ‘Alanlar kadar.’ der.

3 Olukta duran, solukta gider. Eylem, töreye göre değil, yöreye göre olmalı. ‘Neden?’ denilir. Değişmeyen yöredir. Töre, gelişmeye mahkumdur. Güneşin verdiği vardığıncadır, kainatı sardığıncadır. Örümceğin yapısı, incedir kapısı, tozdandır örtüsü, özdendir katkısı. ‘Yaptığının nedir faydası?’ dersiniz. Asmaya ağ kursa, genişliği nedir? Gerçeği gelende değil, kendinde gör. Her kulun yapısı, gerçeğin ta kendisidir. ‘Bedenin aldığı, gönüle verdiği nedir?’ derseniz; güneşin vergisine tabidir. Elbet açacağız.

4 Ağızdan dile, dilden mideye, baştan ayağa alınan nedir? Bedeni diri tutan. Elbet CAN. CAN, yaşayan beden demektir. RUH değil. Gizli olan; yaşayan değil, yaşadığı halde bilinmeyendir.

5 Sorgunun dört yönü vardır elbet. ‘Kıyamette olan sorgu nedir?’ denilir. ‘CAN, CANAN, CANDAN, CANIM!’ dedin mi? Bu dördünü bildin mi? CAN, sen; CANAN, senin olan; CANDAN, seni bilen; CANIM, senden olan. Bunları bildi isen, dördünü böldü isen, ‘Dördü bende.’ dedi isen; sorgu seni korkutmasın.

6 CAN senin, CANAN’a uydu isen; CANIM, senden vereni bildi isen; CANDAN, sevdin, olandan aldı isen. Aynayı çevirelim, bedeni devirelim; göreceğimiz gerçek yüzümüzdür. Beden gerçeğe açık ise, yerini bulmuş vazifesini yapmıştır. ‘Gerçeğe nasıl açılır?’ dendi.

7 NİYAZİ (EL MISRİ) der ki: “El ile, övünülür de dövünülür de. Dil ile, övülür de sövülür de. Göz ile, görülür de örtülür de.”

8 Bedenin hizmeti budur. İkiden birine uymak. Öğünmek varken dövünürsen, hata benim olmaz elbet. 

9 ‘Neden yediğim, neden giydiğim?’ dersen, her hücre vazifesini aksamadan görür. Yediğini mideye verir, giydiğin senin eserindir. Yediğini öğütürsün, giydiğini eğitirsin. Aslında eğitilen, giydiğin değil kendin olursun.

10 ALLAH’ıma emanet olunuz. (Bir can soru sorar.) Günün yorumu ölçüye vurulmaz, ölçü ile varılmaz. 

(Resim verilir: AYİŞE) 

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH