12 Mart 1976 (Mevlid Kandili)


MEVLÂNA’yım ben!

 

1 Güzel, göze bakar; güzel, gönülde ateş yakar. Ağaç olgun meyvayı döker. Sarı gül, denenmeye; pembe gül, donanmaya; kırmızı, sevilmeye; beyaz övülmeye denk gelir. Gerçek, kökten bulunur. Sulanırsa dallanır, dallanırsa hallenir, çiçeklenir, döllenir. Sahipsiz olan var mı? Yardımsız kalan var mı? Al ile beyaz gülü tuttum, rengine sarıyı kattım. Güzel dedim, gerçeği gördüm, güzelde günümün huzurunu buldum.

 

2 "Gölde balık avlasam, ateş yakıp tavlasam." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

 

3 "Gölün yüzünde ay var, güzel yüzünde yay var. Kaşın olduğu yerde, gözün sildiği yönde, aranan bilinen var."

 

4 "Kapıyı açalım mı, öteye geçelim mi, danışılan geçitte cümlemiz buluşalım mı?" dedi, HACI BEKTAŞ geldi:

 

5 "Dar kapı edinmedik, çirkin görüp yakınmadık. Dört, dörtten ayrı kalmaz. Ayrıyız diye dövünmedik. Ses aldık cümle dilden, saz çaldık duyan elden. Söz dedik, ÖZ'e girdik. Azdan sebep sormadık. Az verenin elinden, çok verenin dilinden, söz edenin gönlünden; şüpheye asla düşmedik. Arıyı baldan ayırsan, yarayı bedenden sıyırsan; ne arının vergisinden özendiği, ne kulunun yarasından yakındığı görülmez. Ne vergin ile övün, ne yargın ile yerin."

 

6 "Atın götürdüğünü, akıl getirir." dedi, ALİ sözü aldı:

 

7 "Otun olmadığı, atın durmadığı yer yaratılmamış değildir. Sahibini bilmeyen, kendini bulmayandır. İpe mendil sermeyesin, gerdiğini küçük görmeyesin. Danışılanın, atlasa atılan düğüm misali, nakış gibi işleneceği bilinsin. (Danışılan kim veya ne?) Dünün, günün, yarının düzeni. Gönül, altın kase mi? Ömrün atlas saşe mi? Seçimi sende değil; güzel çirkin diyesin. Unutma, elinde ne varsa içine onu koyasın. 'Sen bana, ben sana.' demeyesin. Sen, sende olanı son damlaya sunasın. 'Kasem boş kaldı.' deme. Boş giden, uymayan dolu gidenden yeğdir. "Doğuş, cümlenin niyazına ek; buluş, cümlenin niyetine denk olsun." Dedi, RESULÜ Selamı'nı iletti. "Gökler onlara açılsın, eller HAK diye tutuşsun; alacak, onların olsun, verene YARATAN'ım uydursun." ALİ'yim selam, ALİ'yim selamet, ALİ'yim keramet dedim, verileni bildirdim. YA ALLAH, YA ALLAH, YA ALLAH. Cümlemiz dedik: Selâh BİR'sin, BİRLİĞİ'ne uyduk, uyanlarla birlik olduk, ağaç dikimini baş aldık, geniş yönde beş olduk. ALLAH'a emanet olunuz."

 

8 MEVLÂNA'yım. Sözü aldım, soruyu gördüm. 'Beş olduk nedir?' dendi, dörtten gayrısı soruldu. Dört bilinen, beş aranandır. 'Aranan nedir?' dendi.

 

9 OSMAN der ki: "Kör olan, değnek arar; dayanan, destek."

 

10 Aramayan var mıdır? Dört dedik, çizgi verdik, dörde beşi ekledik. 'Elinde mi? deniyor, sözü benden soruyor. Arayan lie aranan nedir? Olmayan aranmaz, aranmayan bulunmaz. İşte beş odur. Dört, bilen, beş arayan. Dört her verileni bilir, beş sadece dördü bilir. Onlara arar, aradığını verir. Ne var ki, verdiğini değil, sadece onları bilir. Ona da hâzır denir. 'Açalım.' denildi.

 

11 YUNUS'um der ki: "İlim bilimdir, bilen alimdir, gören halimdir, susan selimdir."

 

12 'Öğrenelim, bilelim, ilmini senden alalım.' denildi. Dörtten beşe geçilende, 'Yanılandan mı?' diye düşünüldü. Dördün yerini elbet beş alamaz. Ne var ki dört, kendi halinde çatıyı örtemez. (Beş çatıyı örten midir?) YM.

 

13 Günün yorumu, gemiye konan yük gibidir. Kimi açılır, kimi geçilir. Açılan seçilendir, geçilen gecikse de, gittiği limanda açılır. Kapalı kalan olmaz, ağaç misali yapraksız kalmaz. Günümüz gelenimiz hayra bilinsin, el ele bulunsun. Dileğiniz, dağınık düzen niyazınızca yerini bulsun.

 

14 Salınmayan gelin sevilmez, denenmeyen damat övülmez. Suçu ne olursa olsun, kul dövülmez. Sevelim salınmasa da, sevelim denenmese de, af edelim suçu örtülmese de. Günümüzün önemi budur, ömrümüzün dönemi budur. Kulunu birbirine bildirecek O'dur. O senin, O benim, O cümlenin. Cümle O'nun.

 

15 Yeni, aldığındır; yeni, yazdığındır; yeni, geçitli geçitsiz çözdüğündür. Niyazın verdiği, kulun vardığıdır. Vardırmayana. Niyazda hata senindir. Ödünç niyaz olmaz. Niyaza dururken önce tamamen boşal. Düşün, 'Sevgim her düşündüğüme yeter mi? Yoksa araya kin katar mı?' Öyle oldukta, bomboş niyaza durdukta, elbet niyazın seni dilediğin yere vardırır. Boşluktan maksat sevgisizlik değildir. İyi kötü düşüncedir.

 

16 ALLAH'ıma emanet olunuz. Ne olursa olsun, kim gelirse gelsin seviniz seviniz, hata görmeden seviniz.

 

ALLAH'a ısmarladık.

 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

 

17 "Yerim ÖZ'de, yazım sözde." dedi YUNUS'um resmini vermeğe niyet kurdu. (Resim verilir.) "Niyazım, AŞK'ım, sunduğum meşkim. Dünya sevgimin AŞK'a dönüştüğü, kul sevgisinin AŞK kadehine doluştuğu verilir, ömrüm orada örnek serilir. İsim silinir, cisim gömülür, AŞK'ım sadece ÖZ'de kalır. Resim odur. İsim cisim yok. ÖZ'üm, ÖZ'den aldığım var, ÖZ'de kaldığım var."