26 Mart 1976

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yeni'ye hal sorulsa; 'Yoluma.' der, geçeni olan ile süzer. Ayağını örtemezsen, örtünü değil halini değiştir. Gelenin sözünde, olayın gerçeği bilinir; ne aşınır, ne taşınır. Aydan sorulsa, 'Gerçek var mı?' denilse; gerçeği YARATAN var. Düşenin derdi kendinde, düştüğü yerde değil.

2 Gölün verdiği gölge, alanın gördüğü ayna. Göle bakarsan verir. Atın  eyerine yük verilir, 'Taşıyan attır.' denilir. Ayağını örtüne denk koy dediğim odur. Al yemeni elinde, hal denenin dilinde; tatlı söylenir, tatlı dinlenir. Okuyan her kulda ilim görülür. Ne var ki, her okuyan alim değildir.

3 " 'Ekin ektim, ot biçtim, tarlayı taşlı seçtim.' diyene de ki: Ekini ekecek el; taşı taramaz mı, taşsız toprak aramaz mı, arasa bulamaz mı? " dedi, YUNUS'um sözü aldı:

4 "Ek aradım fistana, söz ekledim destana. Öne gittim, arkaya baktım. Gelenin yoluna gönlümü koydum. 'Gönlün elma mı yola koyarsın; kuluna yolunda AŞK'ı sunarsın?' dedi, yol arkadaşım sordu. Dedim: Elma olsa, ağacı kadar verir, sonunda bitti denir."

5 Yorum, ağaç misali her mevsimde yeşerir. Eklenen bilgidir, beklenen görgü, aranan vergi, dilenen sergi. 'Hepsi bende olaydı, kuluna verileydi.' denir. Sende bende sayılmaz, olmayanda diz dövülmez. Görgü, gözde olana; vergi, söze gelene. Sen, dilde sargıyı bulasın, gönlün ile kainatı sarasın. Sardı sarasıya, döndü varasıya, sevdi ölesiye, yolunu cümleye veresiye.

6 Aklın olduğu, mantığın çizdiği yerde; hata sadece kendine zarar verir. Çünkü akıl, mantığı doğruya götürür. Doğru, kula kimseye zarar vermemeyi öğretir. 'Nasıl?' denildi, açık olsun dilendi. Akıl nedir? Çerçeveyi çizebilen, mantık yoluna çevirebilen. 'Mantık nedir? dendi. Aklın süzgeci. Genişliği soruldu, misal denildi. Elbet aklın hududu kul bilgisince çizilmemiştir. Her yöne dönebilen akıl, mantık çizgisine ulaşamaz. Çünkü yargıda birleşemez. Akılda önde gelen, olayların yargısıdır, iyi kötü kaygusudur. Aklı tek yönde besleyen, olaylarla bağlantı kurabilendir, mantığı ile olayları süzebilendir. Öyle oldukta, verdiği aldığına denktir, kulun kul ile muhabbeti kainata ahenktir. Sevgi gönülleri besler, sevgi kainatı süsler. 'Aldım alacağımı, bildim vereceğimi.' denmesin. Alacağın bitmez. Öyle oldukta, vereceğin yeter mi?

7 Ayağını dedin, yolunu sordun, her soranda ilim aradın. İlim sonsuzdur, alabilene. 'Ay ile yıldız, gök yüzünde yanlız.' denmesin. YUNUS'um der ki: "Ay mı sende, sen mi ayda olursun?" Olanı yakında görürsün. Gören gözüm ben, söyleyen dil, akan suyum ben, sende huyum ben. 'Nasıl?' denilir. Yol arayan halimi bilir, yerimi sormasa da gönlüme uyar. Öyle oldukta, 'Benden.' dedikte; 'Benim.' dedim, olmaz mı?

8 'Gelen bahar.' denilir, gece seher beklenir. Beklemesen olmaz mı? Baharı bekleyen, geleceğin yazı kışı olduğunu bilmez mi? Geleceği bile-bile, yazı kışı göre-göre, gine de bahar beklenir. 'Yerimiz nerde?' diye sorana de ki: Kulun gönlünde. Ver dolasıya. Danışılan yolu bulur, geçitte sanılmasın yanlız kalır. 'Eşitlik nerde?' diyene, yaprağı misal ver. Ağaç dolasıya yaprağa bürünür. Hiç eğildiği görüldü mü? Meyvayı aldıkta, gününü buldukta dalını eyer, gücünü böler.

9 Yol aldık, güne geldik, cümle ile el ele verdik, selameti elden ele gördük. Bağıntı bölüme gelmez, bölen sevgiyi bilmez, bilmezse VEREN'e uymaz. Uymayan selameti bulsun, ALLAH'ım bileni buldursun.

10 "Söze ne hacet, ALLAH'ım görmez mi?" dedi YUNUS'um söze girdi:

11 "Elbet görür, kulunu korur. Ne var ki, kuluna niyaz sevabı yazar. EYVALLAH."

12 Sohbet, sofra misali; ne devamlı yenilir, ne yemekten kaçılır. Öğün gelecek, kulu öğüt olacak. Olumsuzluk, çizenden değil; bağımsızlık çözenden değil. 'Aldım, aldığım gibi verdim.' diyorsan, taşsız toprak bulmuşsun, ektiğini biçmişsin derim.

13 Ayyaş olanın görgüsü, bağdaki üzümün ezgisidir. Sevmişsen üzümü, bilirsin yazını; bekleme tozunu, arama yozunu. Yeniyi 'Yoz.' diyene de ki: Eskiyi tez bilsen, görgüyü oraya versen; yeni seni siler. 'Eski, bilgim; yeni, görgüm.' de. Ne eskiyi sil, ne yeniyi böl. Bağla, bul.

(Resim verilir. Sabahat Hanımın resmi dendi.)

14 EYVALLAH diyelim, ayda halini görelim, SAMANYOLU'nu çizelim, görgüyü kalemde çözelim. Verdik. Dileyen olur, gün gelir anılır.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH