1 Ekim 1976

MEVLÂNA’yım ben! 

1 Yolumuz cümleniz ile, gönlümüz kainat ile doludur. Selam olsun, almayı dileyen her kul alacağını bilsin. Yumuşak yol, yerini bilenin; yumuşak gönül, yolunu bulanın. Cümlemiz BİR olduk, geldik buluştuk. Sözümüz açıklıktadır. Gerçeğin verildiği, umulanın öğüldüğü; dünya halindedir, dünya halinde kendini bilendedir.

2 OMAR der ki: “Attığımız her adım yolu kısaltır. Ner var ki, el ele olsun el ile gelsin.”

3 ‘Yeniye adım attık, yenide tadı bulduk.’ dersiniz. EYVALLAH. Aynayı günde değil, ele dün verdik, günde görüntüyü sorduk. Alandansın, verenden oldun mu? Verdi isen, verdiğine uydun mu? Kendine soracaksın, karara varacaksın. ‘Ne yumuşak yol verdi, şimdi niye sorguya daldı?’ denilir. Sorgu HAK’tandır, yol bizden. 

4 Yemeniyi giydik, cümle ile yola girdik, sorgumuzda boyun eğdik. ‘ALLAH’ım SEN’den aldık, SENİ dileyene verdik.’ dedik. EYVALLAH diyelim, cümlemiz müsterih olalım. Kaygu bizlere değil. ‘Bizler denen kimdir?’  denildi. Siz biz beraberiz, bizler oluruz. Güzellik odur ki, ben sen değil biz diyelim. 

5 “Dağdan akan sel ile, yoldan gelen yel ile bir olduk, beraber geldik.” dedi, YUNUS’um selam verdi.

6 “Neden yel ile sel ile gelirsin denilir. Yel koşturur, sel coşturur. İkisi bir olur, bizleri kavuşturur. Dost eli dost dili birliğin temeli. Doyumsuzluk, kainatın taşıdır. Uyumsuzluk kulun yanlış anlayışı. Dumanı yok edelim. Kumaşı ele alırsan, boyuna bakarsın, dar gelirse genişini tutarsın. Dar gelen seni sarmayandır, olumsuz değil. Gönül yumuşak olsun, varsın fistan dar gelsin.” dedi YUNUS’um yürüdü.

7 ‘YA ALLAH’ diyelim  saf saf yürüyelim, YEDİ’yi yerinde bulalım. “Aşamayan gelmez, aramayan sormaz.” dedi, YEDİLER selam verdi. Adları biline niyaz ile anıla. (Yedi kızlar mı?) Değil. (YEDİ UYURLAR mı?) EYVALLAH. Uğrağın yolunda cümlenin dilinde, aranılan yönünde. Geldiler, gördüler, sevdiler, döndüler. “ ‘UYUYAN’ denildi, buluşumuz soruldu. Uykudan değil, bilişten olundu. Almayı bilenin, görgüyü açanın; bulduğu gibi olduk. Olduğumuz yerde kaldık, yediyi isim aldık.” Olmayan olandan alır. ‘Olanın bitmez mi?’ denilmesin. Budandıkça taze filizler verir, alındıkça beslenir. Dağ dağı beslemez. Ne var ki su suyu besler. Hem suyu besler, hem toprağı süsler. Gedik yok aramızda. Açıklık bizde. Gediği aştık, düz yola ulaştık. Yemini çoktan geçtik. Olmayan, almayı bilse bilmese, öğrenmeyi deneyecek.

8 Sorulur: ‘Umduğumuzu sevdik, sev denileni geçtik denilen nedir?’ Umulan yolumuza gelmez, uyulandan olalım. Ummak, kendine yer ayırmaktır. ‘Yürüyüp geçtiğimiz kimdir?’ denilir. ‘YA ALLAH!’ diyelim, söze öyle girelim. Sevmeyi dilediğimiz kimdir? Şekil değil. Sevmek dilenmez, sevilir. Seveceğini aramak hayal etmektir. Hayalinde olanı değil, gözünde kulağında, teninde yönünde ne varsa sev. ‘Ayağım götürmez, dilim bitirmez’ dersen; olduğun yeri düşün, orada olanı sev. ‘Hata bulmayım mı, ikaz etmeyim mi?’ dersiniz. Hata, şekilde bulunmaz; fikir de değil. (Hata fikirde mi vardır?) EYVALLAH. Şekil YARATAN’da, fikir yaratılanda. Yaratılan her an hataya düşebilir, YARATAN asla. Güzellik; fikir yorumunda dahi kırmadan, kırılmadan söze girebilmededir; överek düzeni gösterebilmededir.

MEVLÂNA’yım!

9 Sevmeyi OMAR’dan aldım, RESULÜ’nden bildim, ALİ’den gördüm, OSMAN’dan dürdüm, EBUBEKİR’den yumak misali sardım. Kuşak misali, belden bele sarıldım, sanılmasın yoruldum. Her hal ile yoğruldum, AŞKI ile kavruldum. ‘YA ALLAH!’ dedim, selama durdum, SALAVAT getirdim. YUNUS’um ile anıldım. Anılandan olunuz, cümle ile bulunuz. Toz misali savrulup, kül gibi buluşunuz. Ateşe kucak açıp, sırasında ateşe örtü olunuz. Gayelerimiz hep bir. Adım adım gideceğiz, gelecek günde altıncıyı vereceğiz. Söz ile vereceğiz, ÖZ ile göstereceğiz. Selam olsun, gelecek bilinsin.

ALLAH’ıma emanet olunuz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH