|
20 Ekim 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1 YEMEN'den yol dileyen,
çimenden muradını soran, güzel ile olgunu yerinde bulanların yanındayız.
Yerimiz gönüllerde. YUNUS'um söz diler, "YUVA'nın özünde, kulunun
sözündeyiz." der. 'Kum ile oynadım, dünyayı yerinde saymadım.' desem,
yersiz. Kum ile oynanmaz, dünya sayılmazsa bilinmez. 2 Dar yerde durmadım, bol
fistan giymedim, duman alıp dönmedim. Genişlik; olana uyulanda, her gelene
duyulanadır. Gerçeği silemezsin, yerinde bölemezsin. Göreceğin,
bileceğin; yeni'ye uymak, olduğu gibi almak
olacak. Gurur; kendini bilmeyende, yöreye uymayandadır. Dost; bildiğini
satar, bilmediğini atar. 'Olacağım nedir?' dersin. Olduğun
olacağa denktir; her olay kula ahenktir. Geçtikte hecelersin, olanda
gecelersin. Geceyi gündüze ekle, gün doğar diye bekle. 3 Dört'ü
alırsın, dört'ü elliye bölersin. 'Olmaz, olamaz.'
diye derdi derde katarsın. Her olayı yerinde say. Olacak, gelecek yuvana dert
vermesin. Her olay yerinde kendi kendini bölsün. Daha önce dedim. Dört'ü elli'ye bölme. 'Dört
nedir?' dersin. Akıla taktığın, her günün gecesinde bölmeye
çalıştığın. Daha önce söz ile verdik, niyazın dört yönünü gösterdik.
Niyazın dört yönü şudur: Dil ile, beden ile, gönül ile, AŞK ile
niyaz. Dil ile; kulunun gönlünü hoş etmedir. Beden ile; namaz kılma, beden
ile kuluna yardımcı olma. Gönül ile; sevme, her kuluna her yarattığına
aynı sevgiyi verebilme. AŞK; her şeyin üzerinde, ALLAH'ıma edilen
niyazdır. Üçünü bilmeden, yerine bölmeden dört'e
geçemezsin. Her olayı önce madde ile yorumlayın derim. Sofraya oturdukta önce baklava yersen, olacağı bilirsin. Öyle
oldukta, bir daha sofraya geldikte, önce çorba içersin, en son tatlıyı alırsın.
Olay budur. 4 Sevgini AŞK ile
karıştırdın, her olayı AŞK ile yarıştırdın. 'Sevgi
bulaşıcıdır.' dedim, gerçeği öyle verdim. Kul sevgi ile oluşur,
kainat ile buluşur, cümle ile halleşir, öylece AŞK ateşi
ile tutuşur. Aşık demez, AŞK'ını sergiye komaz. Bunu daha önce
dedim, sergilenen sevgidir. Yanılandan değiliz. Yarını, bugüne
bağlama. Demir dövülür, kızgın alevde tavına gelir. Demirin ödevi,
aldığı şekildedir. Senin de 'Yandım...' dediğin günler, tava
geldiğin, şekil aldığın günlerdir. Günde şeklini buldun,
aldığın şekline uydun. Elbet vazifeye ün beklersin. Yanlış
değil, ün isimdir; aldığın şeklin ismi. Deryada, geminin yedek
çıpası. 5 Madde ile
verdik, manayı siz bulun. Geminin yerinde, sayısında değişmeyen
eşyası. Gönülleri hoş tutun, olayları boş tutun. Olan,
olacaktır; yanılan, bulacaktır. Yumuşak yol yürüyen, 'ALLAH'ım, her olay
SEN'in BİLGİN'dedir.' diyen, YUNUS'um
misali TABDUK'a dönecektir, nasibini orda bilecektir. Dedik ya. Yumuşak
yol yürüyen, her hali HAK'tan bilen cümle. YUNUS'um TABDUK'a döndükte; bilmedi
mi, YUNUS olduğunu almadı mı? Unutulmasın, yanındakiler de geminin esas
çapalarıdır. 'Nasıl?' denir. Geceyi hazırlayan, üçler'i,
araya alan kimdir? 'Niyet ettik, geldik.' denilir. Gelişiniz; unutulmasın,
gün gelip verilecek, adınız vazifeliler arasına yazılacak. Yedi'lerden,
EYVALLAH. Ne var ki; sözü günü gelende edilir. 6 Geminin esas yedi unsuru vardır: Direği, dümeni, motoru, çıpası,
pervanesi, bacası. Niyet dilersen, 'altıda kaldı.' dersen yanılrsın;
radarını unutursun. Geminin yükü çoktur; halatı, teknesi, çekmesi vardır. Ne
var ki, yediye uymazsa, ne durur, ne döner. Almayı dilediğin, 'Yeniye
uysun.' dediğin yerini bulur, her kulu hoşnut olur. 7 ALLAH'ıma emanet olunuz. Vazifeyi tez
biliniz. ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|