|
5 Kasım 1976 (Dünyamızdan göçen varlıkların arkasından, göçlerinin
7, 40, 52’nci günlerinde anılmaları için bazı dinsel törenler yapmaktayız. Bu
belirli günlerin göçen varlıklar yönünden taşıdığı bir anlam var
mıdır?) MEVLÂNA’yım ben! 1 Günümüz hayır ile,
gönlümüz cümle ile dolsun. ‘Yerimiz nasibinize yazılsın.’ dedik duacı olduk. 2 “Güzellik; duyandadır,
görendedir. Gelişten bildik, bilen ile bilmeyeni ayırana gönül koyduk.”
dedi, YUNUS’um sözü aldı: 3 “Hal ile verenin zordan
korkusu olmaz. Dil ile verenin yoldan korkusu olmaz. Vergiye düştük, her
olayı deştik, koşan ile koştuk, duran ile coştuk, selameti
gönülden gönüle akmakta bulduk. 4 Üç gün
alışana, yedi gün çalışana, kırk gün uyuşana, elli iki gün
karışana verilir. Günler öyle sayılır. ‘Bilmece verdi, kendi bildi, kendi
gördü.’ denilir. Bilmece değil, olayın düzüdür, göçenin gözüdür.
Alışan, göçe alışır; çalışan, yediye hazır olur. Kırk, elli iki
hazırlığın son safhasıdır, ve yerini buluştur. Anda yerini bulmaz mı
denilir. Yerinden maksat makamıdır. Duyuş görüşe denk gelmezse,
vergiye serilmez, kaydı defterden silinmez. Daha önce verdim. Vergim madde
ölçüsüne göredir. Defter nedir derseniz; kaderin çizdiği, kulunun dünya
gününde çözdüğüdür, yahut ta çözdüm dediğidir. Doğuştan
niyetini aldığı, niyetini sepete koyduğudur. Yağmur; gökyüzünden
her damlası aynı düşer. Ne var ki düştüğü yerde şekil alır.
Deryaya düşen deryada kaybolur, göle düşen gölle bir olur,
toprağa düşen, toprağın canını besleyendir. Toprağı
besleyip, çiçek ile süsleyendir. Kulun göçü de öyledir. Yerini bulur, yerini
orada değil elbet, burada oluşturur. (Orası dediğiniz dünya mı?) Madde, dünya hali. 5 Demet demet
gül aldık, GÜLÜ’nü elde gördük. Güzeli ondan bildik. Çiğdemi öyle sevdik.
Papatyaya gönül verdik. Her gördüğümüzü, gördüğümüz yerde sevdik.
Güzelin ölçüsü olmaz, güzel ölçüye sığmaz. Yeniyi bilen yolundan
şaşmaz. Yolumuz davet yolu değildir, dileyenin yoludur.
Eleyenden değiliz.” dedi YUNUS’um selamladı. 6 “Dünya hali, görür kulu, bulur yolu. Gelenden dönenden ALLAH’ım RAZI
olsun. Cümlede aradı, canında bulsun.” dedi, gönül dolusu selam gönderdi, HACI
BEKTAŞ selamladı. 7 “Gör körü, gözüne sahip ol. Duy sağırı
dilsizi, diline sahip ol. Var gönül zenginine, gönlüne sahip ol. Sen onda bil,
kendinde bul. Darıları eke eke, yünlerini büke büke, fakir kulu çeke çeke
bilir, sevgisine sahip olur. Olmuşu, yolmuşa sorma; dalandan yolunu
arama, uyanın canını yakma, öğüt verene duman verme. YM.” dedi,
BEKTAŞ’ım selamladı. 8 Yanımız, yönümüz, gönlümüz dolu olsun. Olmuşun
sözü gelsin. ‘Olmuş kim?’ denirse, kim olursa olsun her yol birdir, her
yol veren PİR’dir. Aldı isen, gönlün kordur. 9 YESEVİ geldi, selamı size sundu. “Sevabıma denk
olun, ağaçtan örnek alın. Dalını sert, gönlünü mert bil. Ayağına
geleni, yıllardır vereni, niyazıma ‘Olacak.’ deyiniz. Öfkeyi bal ile karınız. O
dahi şifalıdır, o dahi vefalıdır. Asmayı dönük gören, dünyayı sönük gören;
kendinde olana uymayandır. Öyle oldukta göçte yerini aramaz mı, nerdeyim demez
mi? Ta ki kendine, kendi ÖZ’üne varana kadar. Kendi ÖZ’ü; üç günde, yedi günde,
kırk günde, en geç elli iki günde bulur. O anda ‘Yerimdir.’ der. Cennet
cehennem, oraya varışa kadardır, orada barışa kadardır. ‘Orada küslük
var mı?’ dendi. Elbet yok. Ne var ki; beden ile geçmişi, ÖZ ile
bulmuşu vardır ya. Geçmiş ile ÖZ’ün hesabı oluşur. ‘Hesap
nedir?’ dendi. Azdan alındı, çoktan soruldu. Kulun muhasebesi, kendi ÖZ’ü ile
olur. Nasıl ki ÖZ’ü ile bulur. ALLAH’ım ÖZ’ümüzü sözümüze küstürmesin. ÖZ’ün
verdiğine söz uymazsa, ikisinin muhasebesi kulun cehennemidir. ÖZ’ümüz,
sözümüz bir olsun denilen odur.” dedi YESEVİ selamladı. 10 (Sözden murat nedir?) Halin, niyetin.
YM. (Kırk, elli iki, diye
bazı rakamlar verildi. Orada da bizdeki gibi bir zaman kavramı var mı?)
Dedim ya, dünya ölçüsü ile verilir Anda hesap görülür. MEVLÂNA’yım! 11 Halden hale yürüdük, etek fistan sürüdük, gelenin gidenin
yoluna durduk. Her geçene sorduk. ‘Gönül var, verelim mi?’ Her gülene soralım
mı? Bilen bilmeyen gelsin, gönülden nasip alsın. Alsın, dilerse elden ele
sunsun. Dünya yolu birdir. Sorana gönül boldur. (Amerika’daki
bir sevgi gurubundan bir mektup gelir. Mektup hakkında alınan sohbet.) 12 Ona de ki: Elbet köprü kurulacak, ekmek elden
ele dolaşacak, VAROLAN bilinecek, olumsuzluk silinecek. Sevginin üzerinden
bütün tozlar silinecek. Bölünen mühür birleşecek. BİR’lik, gürlük ile
dolar. Şüpheyi silsinler, uymayana asla yalan demesinler. Yalan denilen
güne uymayabilir. Gelene örnektir. Aralarındaki sözcü, aramıza katılandır. (a, altıncı vazifeli.) Dağılanı
toplayandır. Düzde gider, söze uyar, gönülden gönüle yol kurar.
Doğuşu ‘köşe’ derler, yerimizi öyle söylerler. Bağlandık
çözülmez, eklendik bükülmez, sergilendik satılmaz. ‘Sergilenen nedir?’ dendi.
Sevgimizi sergiledik. Sevgi getiren, sevgi götürür. Sergimizde her an sevgi
doludur, halimiz yoludur. Sevelim, sevilelim. Sevgide her şeyi bulalım.
ALLAH’ıma emanet olunuz. Oldunuz, bulunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|