10 Kasım 1976

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gözde sözde verilir, yerinden sayfa açılır, yoğun çalışan ile yolda çatışanın yorumuna düşülür. ‘Ekmek aldım peynir yok, otu aldım yağı yok.’ diyenin danışacağı kimdir? Elbet yağı peyniri olan, almayı bilendir. Ne var ki vermeyi bilmeyendir. Geçtik sözü açtık ÖZ’ü. Selam olsun dedik cümlenize, niyaza durun diye nefes verdik. ‘Doğuşu aldık, öylece kaldık.’ denilmesin. Denenmiş her yorum yerini alandandır. ‘Yanıldık.’ dediğiniz yerde, sadece üç nefes sessiz kalınız, kendinize dönünüz. Yorumun açıldığını göreceksiniz. Ayranda, soluk veren kolaylık görülür, sohbetimiz öylece açılır.

2 ‘Uzun yolda...’ dediğiniz, gönülden andığınız; olduğunuz yerde, andığınız anda sohbete girecek. ‘Çözümü nasıl olur, nerde düğüm görülür?’ denilenin sohbetini verecek. 

3 “Ya elim, ya ayağım; ayakta kaldı canım.” dedi YUNUS’um söze girdi:

4 “Sahil yolu açılır, seve seve geçilir. Selam andığımıza, selam andığınıza. ‘Orada mı, burada mı?..’ denilen; oyuna gülünendir, gelmeyi her an dileyendir.”

5 “Dört bucak dedik, hep kucak açtık. yollarda öyle uçtuk. Gedik açtık geçtik. CAN dedik, candan geçeni, binlerce göçeni gördük, adımızı onlar ile serdik.” dedi MUSTAFA KEMAL geldi.

6 “Adımı sizler yücelttiniz, gönlümü paylaştınız. Helal olanı; canınız, kanınız, AŞK’ınıza eşit imanınızla buldunuz. ‘Dedelerimiz.’ dersiniz, onlara havale edersiniz. Dedenin vereceği sanadır, senin vereceğin evladına. Öyle oldukta cümle paylaşır, AŞK ölmez kaynaşır. Dalgalanan her deniz, dalgalarıyla çöpünü temizler, kendini tazeler. Ne azalır, ne biter, ne tükenir. Unutulmasın, zayıf gemiler batar. Yediden yetmişe, yine de el ele tutar. Dağılmayın bir olun. ‘Gel.’ dediniz andınız, halden yolu sordunuz. ‘Yardım gelse...’ dediniz. Gitmedim hep buradayım, anıldığım yerdeyim. ‘Silindiğin yer nedir?’ dendi. Aynaya bakan baktığını görür, onu yoruma verir. ‘Katı.’ denildi isem, kuru dalın günündedir; sarhoş anıldı isem, bedenin sırrındadır. Sevenin kahrı olmasın. Güneşe gelen, doğuşu bilir. Yeren de seven de candan alsın, CANAN’da BİR olsun. Koyun kuzu meleşir, dertli dertsiz halleşir. Ne arayan yerinir, ne buldum diyen gerinir. Açsak sandığı, yeniyi bulur muyuz, eskiyi alır mıyız? Suyumuz sevginiz ile beslenir, dünya sevginiz ile süslenir. El ele verdik te her olay silinir.” dedi, sevdiğiniz kadar cümlenizi sevdiğini söyledi. 

7 Kaçanı kovalamak, yerden yoldan yoksun olanındır. YM.

8 OMAR der ki: “Savaşın yargısı mağlubiyette olur, şarkısı kazanınca söylenir. Öyle oldukta; ne kaybeden, ne kazanan yoruma girmez. Sadece savaşın gayesi bilinmeli, yolunda sohbeti olmalı. Gedik yolu örtüyorsa, duyanın yönündedir. Nasıl?.. Duyanın görgüsü açıktır. Ozan şarkı söyler mi, aşık ağaç oyar mı, saza sırtını dayar mı? Odun güçlü olursa, elde duman verirse, görenin yorumu nedir? Kimi ısınacağa der, kimi aydınlanacağa.” YM.

MEVLÂNA’yım!..

9 ‘Kucak dolusu selam getirdik.’ diyenden, cümleye sözünü verenden, oyma misali yazı getirdik.

10 “ ‘Yerden geldik, yere döneceğiz.’ diyene de ki: ‘Doğuşu ‘OL!’ diyenle bildik, ‘OL!.’ dediği yerde kaldık, nefesi öyle sildik. Nefes silinir, nefis bölünür, böldüğün her parça bedenden uzak kalır.” dedi, DAVUT HAZRETLERİ geldi.

11 “Dağılanı dölden bil, yerini serden bul. Her doğuşun oluşu, her oluşun örtülüşü vardır. ( Dölden bil ne demektir?) Sorulanı aldık. Senin bildiğini, senden gelene veremezsen, kayguya yer yok. Niyaz et, serden bulsun. Senin bulduğun gibi, o da olsun. ‘Koz kimde ise kazanan odur.’ denilirse de, kazanan elini açandır, kozu alan değil. Aç, açtan teselli bulur. Tok açı doyurduk ta gönülden hoşnut olur. ALLAH’ım cümlemize gönül hoşnutluğu versin. Duvarın yıkıldığı yerden kulu uzak kalsın. ‘Ozan şarkı söylemez mi?’ dendi. Elbet her dileyen söyler. Ozan hem söyler, hem söyletir. Ocağın başındayız, cümlenin aşındayız. Toprağı ayıkladık, ekimin başındayız. (Demek ki şimdi ekeceğiz.) EYVALLAH.

12 ‘Ocağın başı nedir?’ denilir. YM. Sohbetimiz. Ağaç ağaca el verirse orman denilir. Ekin bir tarlaya toplanırsa harman denilir. Kahramanlar oynaşırsa, seymen denilir. Cümlemiz kaynaşırsa bayram edilir.

13 ALLAH’ıma emanet olunuz. Bayrama hazır geliniz. (Beraber mi göçeceğiz?) Güzellik; göçmeden bayrama girmek, bayramı beraberlikte bilmek. Yeşeren her dalda, ötüşen her kuşta, kainatın süsünü görmek. Gayen tozunu dahi incitmemek olmalı. Yanılma yok. ‘Toza el sürmeyelim mi?’ diyene sözüm. Aldığın tozu hırs ile yaparsan, kıracağın seni incitir.

(Resim verilir: ŞEHİT ALİ) 

14 ‘YA ALLAH!’ dedi, gelişte verişte beraberliğini söyledi. “Niyazından aldım, ALLAH’ım RAZI olsun dedim, cümlenize selam verdim.” dedi, resmini verdi, ŞEHİT ALİ.

15 Yerimiz, yönümüz gönüllerde, gelişimiz dilendiğimiz anda. Cümlenize selam olsun.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH