|
11 Kasım 1976 MEVLÂNA’yım ben! 1 Kucak dolusu selam ile
geldik, seven ile bir olduk. Yeni’yi gönüle koyduk, olumunda çiçeğin
dengini gördük. Atacağınız her adımda, yutacağınız her yudumda
YARATAN’ı anınız. ‘Olumsuzluk yoktur.’ deyip, huzuru bulunuz. ‘Dengini bulanın
ahengi olur.’ denmesin. Denk görmediğini, renginden sevmeye çalış.
Rengini bulamazsan ÖZ’üne gir, ÖZ’ünde gör. O zaman; ne denge, ne ahenge söz
edilmez, uymadı diye gönül koyulmaz. Uymayanı ALLAH’ım yazmaz. 2 Güdene çoban dersin,
çatana yaban dersin. Yemeni giyen her çoban, sürüsünü götürür. Ayağına
güvenen yolunu uzatır. Yemeyen açlıktan göçmez, uymayan yolundan geçmez.
‘Geçtiği nedir?’ dersen, güzelliği görmeyişi. Görse görmese
meyden alacak, elbet bir gün görecek. 3 Sildiğin taşta
lekeyi diler misin? Elbet dilemezsin. Gene de ‘Leke olmasın diye basmayım.’
demezsin. Güzellik; hem övmede hem dövmede eşitliğe uymak. Dövmeden
maksat vurmak değildir. Vurmak, asla hale uymaz. Ne var ki, dövmenin
değeri, düzeni buldurmaya gereklidir; düzen manasında. 4 Görgüyü
gelenekten bekleme, cemiyetin yargısına uy. Gelenek, her çevrenin kendi
ölçülerinde kayıt bulur. Soyut gelenek, somut kuralı çiğneyemez. YARATAN
asla yargıda kuluna danışmaz. Çünkü her kulun ölçüsü hiçbirinden
şaşmaz. O’na havale et, düşünme gayrısını. 5 “Yedim
aşımı, çattım kaşımı, buldum taşımı.” dedi, YUNUS’um geldi: 6 “ ‘Aşım yedin, neden kaşını eğdin?’ denilir.
Doğuşun nedenine uydum. Elbet dünya günümde yediğim bitti,
katığım yetti dedim, gelecek öğünü düşündüm. Ya aç kalırsam?
Taşı ele alışım, belki bir kuş buluşum olur diye. Açlık
AŞK’a döndükte, AŞK’ı gönle koyduk ta; ne düş ne taş
gerekti, ne de YUNUS aç kaldı. Doluyu eline aldı, gelen gidene tuttu. Nardan
elini çekti, YAR’dan nasibi yetti. Yolumuz öyle gitti, bacamız böyle tüttü. 7 Odun aldık düzünden, cümle sevdik tezinden,
alacaklı olduk YARİN SÖZÜ’nden. Dediler ‘Nasip, TABDUK dizinden.’ Geçtik
dünya bezinden, aldık CANAN hazzından. Geyik yerini verdi, aslan postunu serdi,
ceylan yüzünü sürdü, ağaç ipini gerdi, cümle birbirini gördü, seveni
sevmeyeni birbirini kardı. Sanmayın bu olanlar YUNUS’u yordu. Ne bilen dedi,
bilmeyen sordu; ne bilen geldi, ne bilmeyen döndü. Her alan yandı, mayayı
benden sandı.” 8 Nay ile nefes veren, gayreti naydan bildi. Her olay
kulun kendi yeteneğidir, katılandan değil. Çamura maya salsan, maya
kaybolur. Hamura maya salsan, hamur ile kalbolur. Çamur toprağın
mayasıdır, AŞK kulun. Sende olmayan mayayı almaz. Elbet oluşum
mayadan değil. Ne var ki doluşana maya gerek. Çayırda güzeli nerden
bilirsin? Elbet yeşilden. Sahilde güzeli maviden bulursun. Her renkte
gönlünce güzele uyarsın. Eylemin uyduğunca dengini bulursun. 9 ‘Gayretin yeri nedir?’ denilir. Niyettir derim.
Dağın gidişine niyet kurarsın, varışına değil. Eyilmedik
baş dize getirmez. Dağılmadık taş gözü açtırmaz. Akan her suda gemi
yürümez. ‘Elbet akan suda yürümez.’ diyene sözüm. Akan sudan maksat nehir
değildir. Denizin aktığını bilen var mı? ‘Nasıl?..’ denilir. Med
cezir ne ile çözülür. Nehirler nerden alır nereye getirir. Denizin görünmedik
kuyularını bilenden misiniz? Suların kanallara aktığını görenden misiniz?
Onun için; gözün gördüğü senindir. Gayretini niyetini uydursun, yazılanı
buldursun. ALLAH’ım cümleden RAZI olsun. MEVLÂNA’yım! 10 ‘Geldim!’ dersem, ‘Gittin mi?’ denilir. Sözüm, yol misali
sorulur, yoruma verilir. YUNUS’um niyazına geldi, ‘Elim elinde.’ dedi yürüdü. “
Elbet gönüller aktığınca buluşur, andığınca halleşir.
Seyrini günün yorumuna verme. Güzeli doğuştan bildin, yargıyı YÜCE’ye
havale ettin.” dedi, OMAR olumunda dengini gördü. Elinde, YAR’dan aldığı
görülür, el ele verilir. Yemeyen doymaz, gezmeyen görmez, sevmeyen bilmez.
Yedik, gezdik, sevdik ELHAMDÜRİLLAH. Sevdik, saydık, sardık
ELHAMDÜRİLLAH. Yemeyeni gördük, gezmeyeni sevdik, sevmeyeni sardık
ELHAMDÜRİLLAH. Sayalım gazelleri, duralım bakalım. Güzelliği öyle
dahi görelim. 11 ‘Verdim ALLAH’ım, serdim ALLAH’ım, gördüm ALLAH’ım.
Görmeyenden etme bizi, sevmeyenden etme bizi ALLAH’ım.’ diyelim, düzende hata
bulmayalım. ALLAH’ıma emanet olasınız. Her olay ALLAH’ımın düzenidir bilesiniz.
Güzel gördükçe, daha güzeli bulasınız. ALLAH’a ısmarladık.
|