17 Aralık 1976

(Televizyonda Şeb-i Arus’un seyredilmesinden sonra)

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönüller doldu, alemler BİR oldu. Güneşin verdiğine, kainatın serdiğine, cümlemiz şahit oldu. Olandan gelenden, BİR’liği bulandan, ALLAH’ım RAZI olsun.

2 Güneşin verdiği, kainatın serdiği nedir? Güneş görenin, kainat bilenedir. Duvarı ören, ördüğünü bilendir. Ördüren, böldürendir duvar. Kundağın, ölçüdür. Bedenin örtüsü, elbet kundak. Görenin ölçüsü; duvarın ardında bilinir, gönül gözü öyle anılır. Yokluk varlığın özüdür. Varlık yokluğun gözüdür. Gören çözer, duyan çizer. Kalem elde, söz dilde, yumuşak yol halde. Söz olduk dile geldik, biz iken dize geldik. Suya döküldük, söze geldik. Cümle ile göz olduk, gönüllere dolduk.

3 Göç denilir gedik aranır, bir karış toprakta sanılır. Yerden gökten var olan anılır, oruca öyle niyet kurulur. Ânımız, adımıza değil. YAR denilen; her yaprakta çiçekte böcekte görülen, sevilen sevilendir. Yaprakta çiçekte aradık, aradığımızı bulduk mu? Bulduğumuzu sevdik mi? Şekilde görülür, halde öğülür, yolda sevilir. Kahır neye? Şeklin uymıyanı, gönlünü duymıyanı mıdır. Adasak, öder miyiz? Ödesek ‘Yeter!’ der miyiz? Cümlenize selam olsun. ‘YAR.’ diyen her kul, zor denilin her yol; cümleyi dileğine kavuştursun.

4 ‘Ayağımız yok gelmeğe, yoluna yolcu durmaya.’ diyene de ki: Yolun zoru, kulun seri değildir. (Ser baş manasına mı?) EYVALLAH! Serde zor olmaz; niyet kurdukta ‘ALLAH’ım SEN’inleyim?’ dedikte. ‘Alemden alemi bulduk, alemleri gördük. Her parlayan yıldızı saydık. Aydan aldık, Güneş’ten bulduk’ dedik, SAMANYOLU’nu saydık. ‘Denilen bize uyar mı?’ diyene sözüm. Dünya hali, yoğurur kulu. ‘Of!..’ demezsen, sahifeyi yırtmaya çalışmazsan, suyun akışından, bulutun bakışından şikayetçi olmazsan; ölçünü alırsın, SAMANYOLU’nu bulursun. Yolunu bilenin, ‘Taşı, toprağı...’ demesi, elbet kendi hatasıdır. DOST dediğin, dostluğunu bekler. Verenden beklersin, aldığını kime eklersin? ‘MEVLÂNA söze geldi, cümle ile buğza geldi.’ dersiniz. Elbet sitem hakkımızdır, yaptı isek. ‘Neden?.’ denilir. Gönlümüz, cümle ile SAMANYOLU’nda buluşmak diler. Miyyar kulun kendindedir, kendinden sorulacaktır. Kaderin çizildiği gerçektir, doğuştan ölüşe dek. ‘Niyetim, niyazıma denk.’ dersen, kendini avutmuş olursun. Sözün bağını, yolundan koparmış olursun. Niyaz, alabildiğinedir. Öyle oldukta, niyetin yolundur. İşte kulun miyarı budur. Niyet ile diyet uymalı. Niyaz; gönüllerde dolasıya, cümle ile BİR olasıya kadar edilmeli. Cümle ile BİR olmak, söylendi anlatıldı. Sen beni, bende, Ahmet’te, Mehmet’te görebiliyorsan. Sen seni, zengin ile fakir ile bir tutabiliyorsan, cümle ile BİR olmuşsun derim.

5 Doğuşum bu gün benim, oluşum bu gün benim, dönüşüm bu gün benim. Sizin ile cümleye gelişim, kalemi ele verişim, kayguyu gönülden silişim. Satır-satır okuyunuz, ‘YAR! YAR!’ diye çağırınız. ‘MEVLÂNA, YUNUS’ deyip andığınız, kalem kağıtta bildiğiniz. Postumuzu kurduk biz. Düzü verdik, söze gönülden girdik biz. Gönül alemde, el kalemde, güzel dilinde, AŞK cümlenin miyarında.

6 “YUNUS dedim söze geldim, söz ile dize geldim. Gecenizi kutladım. Andınız, cümleden aldınız. Gönül bağından gülleri derdiniz. Geçeni boş ipe serdiniz. Geçeni sildik, gelene güldük. ‘Anılan gecede, doğuşun verilir.’ dedik, sevileni kutladık. ‘Sevilen kim?’ denilen, elbet MEVLÂNA. Daha önce verilir, MEVLÂNA’dan sözü gelir. ‘Çiçekte böcekte şekil görülür, halde sevilir.’ denilir. MEVLÂNA’da şekil ile gördünüz, halinde sevgiye döndünüz. Günde AŞK’a dönüştünüz. Olay budur. Hal, yol götürür, AŞK döndürür. Yanılma yok, dönüş O’nadır. Ne var ki, dönüşte soyunuş vardır, her olaydan sıyrılış vardır. Varlığımız O’ndandır, O’nun EMRİ’ndendir. Varlığımıza gönül koydunuz, BİR’liğimize uyunuz.”

MEVLÂNA’yım!

7 'Selam!' dedik yerden göğe cümleyi selamladık. Selamda selameti bulduk.

ALLAH’ıma emanet olunuz, şifa dileyene niyaz ediniz.

ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verildi: MEVLÂNA)

8 Çizenden, çizdirenden, ALLAH’ım RAZI olsun. YUNUS elinden tuttu, “MEVLÂNA size gelsin.” dedi.