|
10 Ocak 1977 MEVLÂNA’yım ben! 1 Niyazın olduğu
yerde, umut sözde kalmaz. Cümlenize selam olsun, huzur sizlerde kalsın. 2 Soğuk sıcak
bilmezsen, ekşi tatlı yemezsen, güzeli nasıl bilirsin; geçmişi
anmazsan, gününü nasıl seversin? Yeniye uyana, cümleyi duyana, vazifesini
alana. 3 Sağlık,
genişliğe götürür. ALLAH'ıma emanet olasınız. Candan dilenen, CANAN
denilen, kainat ile hemhal olunandır. Soğuktan dağınık yön bulmasın,
'Ağrı verir.' demesin! Doğuştan değil, sedeften. Duman
alsa, bacayı arasın; demir tutsa, ateşten sakınsın! Ağrıyı,
bildiğinden değil aldığından çeker, dağınık gördüğü
yerde döker. Ona de ki: 'Ayağını korusun, geçmişin kapağını
örtsün, alacağını silsin!' 'Gedikten ötesi selametimizdir.' denilir.
Selamet ALLAH'ıma dayandık ta görülür. Yağmuru ekin eken bekler,
güneşi toprağı eşen bekler. Yersiz olan; yağmuru
beklediği günde görmiyen midir, yoksa YAĞDIRMAYAN mıdır? Elbet,
görmiyen. 4 Asmayı budadınız,
toprağı elediniz, dönüşü beklediniz. Elbet günü geldikte, asmaya su
yürüdük te, verimini göreceksiniz, yaprak ile üzümü ayıracaksınız. Deme,
'Nerde, ne zaman?' Suyun aktığına, kanalın döktüğüne, 'Hayret!?'
deyip bakacaksınız. 5 'Görgü kulu
eğitir.' diyene de ki; 'Eğittiğini öğütenden olsun,
buğdayını un misali alsın.' 6 Cam ayırır
göre-göre, duvar ayırır öre-öre, kul gününü geçirir yumağını sara-sara.
'Düğüm olmasa?' dersin; olanı sabır ile çözersen, düğümsüz örersin.
Asıl olanı geçme, konuktan ayrıyı seçme! Aynayı aldı isen, gül de bak,
baktığını görürsün. Çevrene baktı isen, sev de bak, sevildiğini
görürsün. Sağlık, genişliktedir. Güzellik, görenin, 'ALLAH'ım
şükür!' diyenin. 7 'Dağınık düzen.' dersin, çevreden sorguya
düşersin. Düzen ne kuranın, ne yoranındır; sorumsuzluk, cereyanını
bulanındır. 'Denetleme görevi kimdedir?' dersen; beklemeden sevenlerde.
Sevilmeyi bilen, sevendir. Dağınık düzene elbet ayak uyduramaz. Seven;
gönülden alır, gönüle verir. Elden ele, gönülden gönüle yayıldık ta, göreceksin
düzenini bulur. 'Aşamadığımız engel, budur.' dersin. Senin
aldığın, senden alacağı bekler. Gölgeler, sevgi ile kaybolur; açılan
her kapıda, yerinin gerçeği görülür. 'Nasıl?' dendi. Gönülden dilenen, HAK
ADI'na istenen her olay açılır. Göreceksin, yoğun sisin kalktığını
gözlerinden okuyacaksın. Ona de ki: 'Açıklık, kaybı önler. Bünyemde, kapalı
olay yoktur. Ayağına güven, gönlüne uy, HAK ADI'na söz duy!' Çevrende
çeşitten öte gördüğün, karışık. 'Çuvallarda, aradığım yok!?'
deme, bulacaksın. 8 GANİ der ki: "Çaydan büyük dere
var, dereden büyük nehir var, nehir dahi deryaya akar." Gönlünü ferah tut!
'Dere, nehre salar mı?' deme! Akıntı güçlü ise, gelip geçtiği yerden
aldığını dahi kenara atabilir. Nehirin, asla geri dönüşü yoktur. 9 'Name alacak mıyım?' diyene sözüm. Elbet
alacaksın. Oymayı yerinde aldın, eğmeyi bileceksin; doğuştan
uydun, gelişi bileceksin. Bilmekten maksat, uymaya yöneliştir.
Çoğu soğuktan, azı sıcaktan kaçınma! Döndüğün yere,
alacağın yöre, soğuk sıcaktan güzeldir. Açmayı değil, geçmeyi
dene! Güzeli anda gör, yanda gör, yönde gör! 10 'Dağda şahin uçar mı, bağda
bülbül öter mi, suyu martı içer mi?' diyene de ki: 'Her olay, yerinde güzel.
Bağa şahin yaraşmaz, dağa bülbül ulaşmaz, denizde hiç
biri dolaşmaz, martı onlara karışmaz. Yerli yerini bilir, her kul
yerini bulur.' 11 Sabah günün doğuşu, güzel olur alışı.
Gelen giden olacak, güğüm su ile dolacak. Bağlı olmıyan, el derdi
bilmeyen kuldur. Kulluk; olanı güzel gören, güzel diye ören, 'Severim.' diye
sergiye koyandır. Açacağın yaprak, göreceğin çiçek, sana
dilediğin meyveyi verecek. 12 'Aydan güneşe.' dendi, yıldızlara göz
atıldı, kainata söz edildi. Görenin gördüğüne, sürenin serdiğine
ayağın takıldı mı? Gözünden geçmeyen, gücünü yitirmez. Yanımızda olanın
eşine. Çuvalın dolusunu bulacaksın, aradığını göreceksin. MEVLÂNA'yım! 13 YM diyelim, sorana söyleyelim. Geçenin
ördüğüdür, ördüğünün düğümüdür, geçicidir. 'Ayağını sıcak
tutsun.' dedik, daha önce verdik. Gemiye dönse, deryadan alsa, balıktan bulsa,
dikeninden şikayet eder. Şikayeti silsin! Soğuk sıcak,
ayağına gedik açar. Olmaya yeni yön bulmadı, 'Doğuştan.' dedik.
'Geçmişi örtsün!' dedik, daha önce verdik. Çölde serap görmesin, göğe
çarşaf sermesin, denizi 'Bardak.' deyip dürmesin! Çağlar sular,
denize giderse elbet durulur. Gerçek, andadır; güzel, yöndedir; yorum gündedir,
ne geçende ne gelende. ALLAH'ıma emanet et! Kaygu gerekmez! ALLAH'ıma emanet olunuz. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|