21 Mart 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Niyazınız YUNUS'um misali oldu, yeniye yol açıldı. 'YUNUS misali niyaz, nasıl?..' denilir. Saz ile söz ile, helva karar yoz ile, sohbet arar ÖZ ile. Sazı sözü yozu ÖZ'e katar, öylece AŞKI'na cümleyi tutar. Ayak ile el ile, gönül yandı kor ile. Yandı sönmeyen, sevdi dönmeyen. Elbet niyazı. Sonsuza açılır, cümle ile geçilir. 'Dolsa sepet, gelse sebep.' denilir; kordan yanan sorulur, kardan donan aranır. Yoğun nimet; ne korun çoğu, ne karın kıtlığıdır.

2 Meyhane bal ile dolsa, kime ne? Kovan şarap olsa, neyine? Bal, kovana; şarap, sevene gereklidir. YUNUS'um der ki: "Balı kovandan alırsan, serini sarandan koru."

3 Donuk su, şekilde ayrı özde birdir. Akan suyun yeri, nidanın eriştiği yerdir. Doğuş yoruma bağlanmaz, yağış dilenen yerde görünmez. Oluşuna bağlıdır. 'Nasıl?' dendi. Kurak dediğin yer, yağmur almayan yerdir. Demek ki, dilenen yerde değil, oluşan yerde akışır. Oluşan yer neresidir? Ağacın bol olduğu, kökünün derine indiği yerdir. Yazımız da öyledir, niyazın yeri budur. 'El ele veriniz, hep BİR olunuz!' denilen odur, doğuş odur.

4 OMAR der ki: "Aradan çekilen, çokluğu terk edenden ise, çağırınız! YÜCE ALLAH'ım öyle diler. Affediniz hatası var ise. Nidaya ses vermezse; 'Ömür bitecek, yolun nasıl yetecek?' deyiniz. Giden yoruma uyarsa, gönlünü aramıza koyarsa; selamet dileyiniz, her fırsatta arayınız!"

MEVLÂNA'yım!

5 'Her kim olursa, bizi terk edeni biz de terk ederiz!' demeyiniz! Sağ ile solun niyaza girdiği, kainatı sardığı, daha önce verildi, her kuluna sohbet sofrası açıldı. ALLAH'ım kaşık alanı, soframıza geleni bol etsin! 'Veriniz!' dediğimiz, odur. Her kul bir ağaç dikse, her ağaç bir olur, rahmeti arttıkça artar, her ağaç yerde dalda bin canı besler.

6 'Gerçeği görebilsek, ömrümüzü öyle örebilsek.' denilir. Ömrünü gerçek ile örersin, ne var ki hayal ile dürersin, sevgi ile sararsın. Ördüğün huzur verir, gördüğün hazır gelir, ALLAH'ım her dileyen kuluna verir. Ne var ki, daha önce dediğim gibi; ağaca ağaç ekleyelim, o zaman rahmetini bol bekleyelim. Miyyar; ağacın küçüğü büyüğü değil, olduğu yerde kendini bilen, 'Yaraşayım!..' diyendir. Yaraşmaktan maksat; yolun düzünde de olsa, taşın kökünde de bitse; olan olduğu gibi güzel, YAZAN VERDİĞİ gibi güzel denendir.

7 Çınarın yanında çimen de biter, rahmetinden o da nasiplenir. Ne var ki, cümlenin aldığı nasib ile, çınarın nasibi elbet bir değil. Ne var ki, çimene aldığı nasib yeter, etrafında türlü ot biter. Az alan, çok alan değil, aldığı ile kendini besleyendir önemli olan. Çınar nasibini çimene verir, çimenin aldığı kime ne verir? Nasib vermese de hal verir, hal ile sevdirir.

8 Dumanı dağıt, gemiye dumansız git. Niyazın olumludur. YUNUS'um der ki: "Anılandan olayım, silinenden değil; sevilenden geleyim sanılandan değil. Dayandığın dal YÜCE'dir, beğendiğin hal nicedir? 'YUNUS'um!..' dersin, halini silersin, olayları bölersin; anda uyanır, 'YÂR!..' der dönersin. Ne haldir?.. Yolumuz yolunuz oldu. Haliniz uysun, yeniyi gönlünüz duysun. Güzellik, bildiğine uymaktır."

ALLAH'ıma emanet olunuz. 

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH