25 Mart 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yeşil renkte olumu gördük, cümleye selamet diledik, 'Sevenden olsun.' dedik. 'Suyun gelişinde, yolunu verişinde alacağım nedir?' diyene, 'Yerini bildiğindir.' derim. ALLAH'ıma emanet olunuz. Ağacın bol yerinde kalınız. Daha önce dedik: El ele veriniz, ağaç misali. Ağacın çokluğu, rahmetin bolluğunu getirir.

2 Yerimiz bilinir gönüllerdedir, yolumuz bilinir sahillerdedir. Sudan geldik, suya döneceğiz. Kar da olsak, buz da olsak eriyeceğiz. Geyik misali, sevgiye örnek olacağız, arı misali bal vereceğiz. Şahitten sormayacağız, 'İspatı?' demeyeceğiz. Görenin bilenin şahitten soracağı yoktur.

3 Verdik vazifeden alanı söyledik. Ne var ki, yazılan ile geleceğin çözümü güne kaldı. Daha önce dedik, dokuzuncuyu verdik. Güleceğiniz değil, seveceğinizdir. Yanılma yok. 'Deli mi? Veli mi?' diyeceksiniz.  Güleceğinizden çok seveceksiniz. Gününüz hayır olsun. Vazifede ayıran kayıran yok. Gelen güne kadar verilecek. (Onbir mi?) EYVALLAH! (Dokuzuncu ş mi?) Daha önce verdik, açık söyledik. Geleceği de söyledik, yanılma oradan oldu. (Hem ş hem de gelecek mi verildi?) EYVALLAH. O yakadan gelen sözü dedik. Minare ses için, cami cemaat içindir. Dolsun dolasıya. Ne var ki, her gönül olasıya.

4 YUNUS'um der ki: "Sözüm sazıma denk, sazım gönlüme ahenk. Ne telinde, ne belinde eğriye yer yok. Gönlümde TANRI'dan gayrıya yer yok."

5 Dersem TANRI'nın verdiğini bilene, yaratılan yerini sevene: 'Sohbetten sohbete aldığın mıdır?' Yanılma değil. YARATAN yarattığı ile sevilir. YARATAN yarattı diye sevilir, yerini verdi diye değil. Her kulunun yeri vardır. Denmesin, 'Kiminin yeri dardır.' Ne darda kaldım, ne kalırım diye korktum. Yerini darda gören, gönül kapısını kainata açsın. O zaman genişliği görecek.

6 (Dokuzuncu vazifeli asmayı mı budayacak, üzümü mü toplayacak?) Sohbette verdik. Şarabı mahzende sırlayacak, her şişeyi yoklayacak. Sohbetin tekrarına giderseniz, verileni çözersiniz, vazifeyi bölersiniz. Soruldu. On birden sonraki vazifeliler. Muayyen gün geldikte, tek-tek değil tamamı verilecek. Vazife bölümü tamamlandık ta, her düğüm çözülecek. Genişliği o zaman açık göreceksiniz.

7 Niyazınız bol olsun, gemimiz bütün vazifelileri yerinde bulsun, öylece yürüyüşe hazır olsun. 'ALLAH'ım şükür.' deyiniz, şükrünüzü her an yenileyiniz. YUYAN'dan alanın, çevreye uyanın gemisindesiniz. Ne seyyah, ne kaçak. Doğrudan doğruya, geminin vazifeli erleri. 'Dedemiz sohbetinde bize iltifat eder.' denildi. Asla. Yanılmayınız. Sohbete, ne iltifat için geliriz, ne hoş vakit geçirmeğe. Aştık dağları taşları, geçtik yıkılan duvarları, eledik bütün yolunuzdaki kumları, sizleri bu güne getirdik. Elbet gelen sizlersiniz, ışık bizlerden. Ne var ki, ışığı dileyen de sizlersiniz. Yoğun çalışma bundan sonradır. Güne kadar öğrendiniz, günde sonra öğrendiğinizi vereceksiniz, yoğun çalışmaya gireceksiniz. Yanılma yok. Asla emir değildir. Dünya hali, oldurur kulu. 

8 Çocukları düşününüz. Önce okula gider öğrenirler, sonra çalışmaya başlarlar. Önce merhale, sonra mertebe. Çalışmayı bileceğiz, öğrendiğimizi vereceğiz. Verdikçe alacağız, aldıkça olacağız. Orman misali olduk. Rahmeti geldikçe yayılacağız. O zaman, esen yel akan sel, bize zarar değil yarar verecek. Çünkü bizi etrafa daha çok yayacak. Köklü ağacı sel götürmez, güçlü ağacı yel yatırmaz. Sahife-sahife bugüne geldik, satır-satır okunduk, bez misali dokunduk. Kimi 'Fistan olur.' dedi, kimi paçavra diye savurdu. ALLAH'ım cümlesinden RAZI olsun.

9 YUNUS'um söz diler, 'Söz.' dese, ÖZ'ü güler. "Gayrette aradık, sohbette bulduk, AŞKI'na cümle ile düştük. Nazlandık, yollandık, her dileyenle hallendik. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun, güne gelişinizi cümle gönüller kutlasın."

10 Verimin olduğu yer, NURU ile NUR'lanır, her kulu aynı NUR'dan paylaşır. Güne kadar sizlere verdik, günden sonra sizlerle vereceğiz.

11 ALLAH'ıma emanet olunuz, emanetin kıymetini idrakinize alınız. Emanet verilmeden vazife olmaz. Doktor, ancak diplomasını aldığı gün  doktordur, vazifesi o gün başlar. Sizlerin de vazifeniz bugün başlar. Vazife mukaddestir, hafife alınmasın; vazifeyi alan büyüklenmesin. (Hangi vazife?) ALLAH'ıma emanet olunuz. Her katılanın vazifesi vardır biliniz. Verilecek, muayyen gün geldiğinde söylenecek. Evet, yakın.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH