2 Nisan 1977

MEVLANA’yım ben!


1 Yeniye yol verdik,
 sahilde kumu gördük, 
olayları ÖZ’den bildik, ÖZ’den uyduk.


2 Güneşe yol soramazsın, 
ne var ki
verdiğini asla inkar edemezsin.
 Açandan yerini, 
geçenden yönünü alırsın. 
Alamadığın yerde kalırsın. 
‘Gözümden kaçanı, 
ÖZ’ümden geçeni kime sorayım?’ dersen, 
‘Kendine dön.’ derim.


3 YUNUS'um der ki: 
“Dalda elma,
 halde olma güzeldir. CAN’da oyun bilinmez,
 CANAN’da düzen bozulmaz.
 Koyun ile kuzuya
 nimetinden sorarsan, 
‘Çayır güzel.’ der; 
balıktan sorsan, 
‘Derya güzel.’ der. 
Her yaratılan, yaratıldığı ortamda değerini alır.”


4 Doğuyu batıya bağlayan âlimdir, 
batıyı doğuya çağıran ilimdir. 
Kainatı birbirine bağlayan olumdur. 
Ne batının ilmi, 
ne doğunun kavmi;
 düzenin seyrini değiştiremez. 
‘Olumsuzluk düzende.’ denirse de,
 düzenin görüşündedir. 

Danışılan gibi olsa, 
yumurta tavukta kalırdı, 
tavuk kendini bilirdi. 
Ne çok yiyen toktur, 
ne az yiyen açtır.


5 Yeniyi bilenin sorusu olmaz, 
dumanın olduğu yerde
 kuş  barınmaz. Gönülden almayı dilediğin, 
‘Somut örnek.’ dediğin; elindeki defter misali açılır, 
her gün sahife-sahife okunur. 
‘Camide olalım, 
imama uyalım.’ diyene de ki:
 ‘KUR'AN’a uy. 
KUR'AN; RESULÜ’nün ‘Yeniye uy.’ dediğidir.
’ Ağaç misali, 
dalını yaprağını çiçeğini dileyene ver.’ dediğidir.
 'Aldığımı bilemedim, 
verdiğimi düremedim.’ deme.
 Alanın bileceği, 
serdiğini düreceği gün elbet gelir. Yoğurt yiyenin aldığı, nefsine saydığıdır. 
Yedeğin olmadığı yer kâinattır. 
Soğanın acı olduğu söylenirse de, 
pişirdik te aşına tadını verir.
 Gönül öyledir.
 ‘Kırana yolum açıktır, 
her olaya geçittir.’ dersen,
 elindeki taşı atmış olursun.


6 “Sevenden toz gelmez, 
sövenden az gelmez.” dedi 
YUNUS'um sözü aldı:


7 “ ‘Senden yolu soracağım,
 her kulunu saracağım.’ diyene de ki;
 ‘Elimi vereyim,
 senin ile bir olayım. Şahit beklemem, 
duman eklemem, 
bilenden saklamam. 
Yerim dar değil, 
sesim zorda değil.’ de 
kayguyu gönlünden uzak tut.


8 ‘Güleni severim, 
gülmeyene gönül koyarım.’ diyenin, 
yumuşak yoldan nasibi olmaz.
 Ağacın bol olmadığı yerde
 rahmet gür gelmez.
 ‘Tarayalım-arayalım, 
yorumu öyle bulalım.’ denirse, 
kalıp çekmiş olursunuz. 
Saz ile sözde ahenk olmalı,
 gönül ile gözde birbirini bulmalı. 
‘Miyyar nerde, kimde?’ diye sorarsan,
 unutma her kul kendinden sorumlu.
 Ne dağın eteğinde, 
ne baca tüteğinde duman izi kalmaz,
 çünkü kendine almaz.
 ‘Dağın eteğinde elbet olmaz.’ denilir, 
'Baca tüteğinde duman kalır mı?’ 
Alır aldığını, anında verir. 
‘Vermek güzel değil mi?’ dendi.
 Dumandan aldığı değil, 
kendinden uzaklaştırıldığıdır güzel. 
Kuyuyu alsan,
 dumanı içine versen atamaz. 
Onun için baca misali, 
aldığınızı anında verin.
 Doğuşu yeddine değil,
 adandan sorunuz.
 Gerektiği için değil,
 oluştuğu için kul aldığına uyar. 
ALLAH’ıma emanet olunuz,
 sahip olduğunuz güzelliğinize uyunuz.”

ALLAH’a ısmarladık



LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH