11 Nisan 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Güzel ile dolan dünya, güzelde çirkin görür mü? Gayrette hile bulur mu? Cümlenize selam olsun, gelenler gönülden dolsun! 'Geldik alacağız, aldığımıza uyacağız.' diyenlerle beraberiz. 'Demeyenler?' denmesin. Diyenden demeyenden ALLAH'ım RAZI olsun.

2 Yağış güzel toprağın aldığı kadar, veriş güzel cümlenin dilediği kadar. Gelmeyi dileyen değil, çağrılan gelir. Selamı aldık. 'ALLAH'ım RAZI olsun.' dedik. 'YA ALLAH!' diyenin, seferde olanın yardımındayız. O yandan gelen, geleceği verilen. Ondan on bire açılan gecemizdedir, yardımımız gücümüzdedir. Aldıkları kadar verecekler elbet. EYVALLAH.

3 'On ile onbir gelir.' dedik, yanımızda olanı verdik. EYVALLAH. Yanımızda olanın, 'Sahibiyim.' diyenin. Denilen, onuncudur. (r mi?) EYVALLAH. Güçlük aşıldı, onbir seçildi. 'Yanımızda olan.' dedik. Yanımızda olanın, gönülden alanın, çizdiği çizgide eğriye yer vermeyenin. Elbet sohbetimize gelenin, el ele verenin eğrisi olmaz. Yolumuz cümle ile birdir. 'Gerçek kördür.' diyene de ki. Gerçek, bedenin örtüsü altındadır. Genişlik, seçilenin değil geçilenin yönündedir. ALLAH'ım her kulunun yardımındadır. Dayandığın, gerçeğin ta kendisidir. Deme 'Doğru hangisidir?' Duyanın duyduğu gerçektir, yorduğu hayal. Sevenin sevdiği gerçektir, uyuduğu hayal. Öyle oldukta, gördüğümüz hakikattir. MEVLÂNA, YUNUS anılır, her anılanda gerçeğe dönülür. Kendine dönüşü dahi gerçek bil. Adı ile yazılsa sevabına kazılsa; hayalden uzak kaldıkta, kendini bilecek, 'Yolum açıldı, vazife verildi.' diyecek.

4 "BEKTAŞ denir anılır, sahil yolu dolanılır. Ne yüzen, ne gezen şaşırır. Boyum yerden yücede, gönlüm gelen ecede. YUNUS oldum anıldım, söylenen her hecede. Gece gündüz demedim, yola taşı komadım, iyi kötü yormadım. Güzeli ayrı, çirkini ayrı sarmadım. BİR oldum, BİR bildim, cümlede BİR'i buldum. Sardım sarasıya, sevdim ölesiye, cümle ile bir olasıya, kainat ile dolasıya."

5 Yolumuz bir oldu, yolu veren PİR oldu. Gülen bilen bizdendir, gelen giden düzdendir. 'YA ALLAH!' dedikte, yola adım koydukta el eleyiz. Yeniyi verdik, geleni sardık. Dilediğin selamet, dumanını silmededir. On ile onbir arasında olana dedim. (ü) Doğanın geleceği, o yanı sileceği bilinsin. Yorganı bölme. Taşını döktüğün yerde hafiflik sendedir. Koyun kuzuda, ayak düzde huzur bulur. 'Ayağım nerde düz bulur?' dersen, eteğini silktik te, taşını döktük te. 'Aşağı inemem, duvarı dönemem.' dersen, göreceğin kesitte kalır. 'Oluşum, görüşe yer verir mi?.' denir. Dileneni ALLAH'ım şüphesiz verir. Ne var ki, şüphe silinsin, tozu dahi kalmasın.

6 Doyum genişliğe yol açar, uyum yürüyüşe götürür. Söz ile geldik, hal ile verdik, gelenle ipi gerdik. 'Gedik açılacak.' dedik, daha önce açıldığını dahi verdik. 'Bağımsız olalım.' diyene de ki: El ele vermedikçe, sohbeti dürmedikçe, bağımsızlığı bilemezsin, olayları çözemezsin. Doğuş başlayacak. Soyunmaya çalışalım. Soyundukça olaya alışalım. Dağınık düzene, yerden söze düşene; HAK yolunda oldukça, sayıya kalem vurdukça, 'Kaygumuz yok.' diyelim.

7 CAN'da CANAN olduk, çağrıya uyduk. Selamımızı gönderdik, aldık, EYVALLAH dedik. 'Alacağım.' dediğin, üç öğütte sorduğun sana bağlı kalacak. (Kime?) Yanımda olanın, onuncunun yanında. (ü) Yedekten almaz, cahile uymaz. Havale ettiğin, yolda seni bırakmaz. VAROLAN'ın varlığı, O'nu bilenin dirliğidir. Sevgi, cümlenin birliğidir. Bağlı olduğumuz yol, O'nun YOLU'dur. 'ALLAH'ım.' de, O'ndan dile. Verecek, çözecek, düzeni kuracak. 'Düzen bozuk.' denmesin. Olaylar, kulun yönünü buldurur, seven kulu oldurur. Elbet sevmeyen yok. Ne var ki sevmeyi bilmeyen vardır. Bilmeyen kuluna dünya dardır. Suya baktın mı? Ağıza aldın mı? 'Suyun güzeli çirkini.' dersin. Ne var ki, hangisi olsa doyasıya alırsın. Duyduğun susuzluğu, sudan gayrı ile dindirmeye çalışırsın. Sadece suya dön. Doyuracak odur. Yuyanın verdiği. (Yuyan, mürşit midir?) EYVALLLAH. Yuyan, arındırandır, gönlünü barındırandır, aldıkça sevindirendir. 'Alacağım.' de talip ol. EYVALLAH.

8 Olumluyu verdik, onuncu ile sohbete girdik. EYVALLAH. Geleni gideni sel almaz, alanı götüreni yel silmez, deryaya açılanı dalga dağıtmaz. Müsterih olasın, aldığını aldığın anda veresin, durumda yerini bulasın. Ayağın yerde, gönlün canda. Alalım, dileneni verelim. El eleyiz, cümle ile gönülden bağlıyız.

9 "Yolda taş, kulda baş oldukta, başa akıl koydukta; taşı çekmek kolaylı, sözü verme dolaylı." dedi, YUNUS'um söze girdi.

10 "Açan gülde renk aldım, akan suda yüzüm gördüm, her geçene gülsem dedim. Kimi deli dedi başını çevirdi, kimi VELİ dedi sırtımı sıvadı"

11 BEHLÜL'üm geldi: "Çevreyi sana versem, çehrede gülen görsem; adımı anmaz mısın, şarkımı demez misin?"

12 "YUNUS'um. Yerimi sorarlar, beni toprakta ararlar, bilenler gönülden sararlar. Yedik aldığınca, sevdik öldüğünce. 'Dünya han.' dedik, hancıyı aradık. Hancıda selamet var sandık. Selamet, ne handa ne hancıda. Selamet, yolunu bilen yolcuda."

13 Konuk gelen, YUVA'mızda olan, sevgi ile dolan cümlenize selam olsun. Yoldan gelen selam cümlenizi sarsın. Hayır bizimdir, kahrı silelim. Gerçek ÖZ'ümdür, cümlede gözümdür. Yeniyi bildiniz, on ile on biri kutladınız. EYVALLAH diyelim, çözenden olalım. Hür olan nedir? ÖZ'üm mü, dünyadaki gözüm mü? Hür olan sadece AŞK'ımdır. Sevgi dolasıya, AŞK ölesiye.

14 Soruyu alalım, 'EYVALLAH.' diyelim. (BEYTİ DOST ile birlikte misiniz?) Sorulanı daha önce verdim, 'Yollarımız birdir.' dedim, dostumuzun onuncu olduğunu söyledim. (r: Damadıma ALLAH'ını nasıl buldururum?) Onu da verdik, daha önce söyledik. Yolda taş, bedende baş oldukta. (Bazı sanatçılar solu temsil ediyorlar. Bunlara ALLAH imajını nasıl aşılayacağız?) Soruyu daha önce verdik, 'Dünya hali.' dedik. (r: Müzikle yayma  ve tanıtma alanında bana yardımcı olmanızı diliyorum.) El eleyiz dedik, soruyu verdik. El alan dil, bölen olmaz. El aldı ise dil verir. (r: Daha geniş yayılabilir miyim?) Kayguyu silelim dedik. Beraber olacağız, beraber vereceğiz. Cümlenin gönlüne sevgi ile dolacağız. 'Şüpheleri silelim.' dedik, daha önce verdik.

15 Dilenen gelecek, dilediğini alacak. 'Destan.' diyen fistan giyen, 'Gerçek.' diyen gerçek arayan gelecek, güç te dense alacak. Yolumuz alacağadır, böleceğe değil. Yolumuz seveceğedir, sileceğe değil. 'İnanmaz.' dediğin, inananın ta kendisidir. İnanmadığı YÜCE değil, kendisidir, kendini çözemediğidir. Elbet çözecek, yolunu çizecek. Dilediğin yönde.

16 (r: Bu mesajınızın alınması için kızımı ve damadımı çağırayım mı?) YUNUS'um der ki: "Yol bizden, hal bizden, çağırı YÜCE'den. Her kul kurtulur geceden."

17 Oyun değil yazarız, gönülleri gezeriz. Uysa da uymasa da çözeriz. ALLAH'ıma emanet olunuz. Dilendiği anda geliriz, biliniz. YUVA'mız cümlenindir, sözümüz alanındır, yolumuz bilenindir. 'Bilmese, gelmez mi?' denilir. Çağırdığı anda, elimiz elindedir.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH