6 Mayıs 1977 - YUNUS EMRE haftası

MEVLÂNA’yım ben!

1 Güzel güne gelenler, HAK SIRRI'na erenler, 'Sevdim.' deyip gülenler cümle ile bir olsun, kemâl denilen halde, açık denilen yolda yürüsün. Cümlenize selam olsun.

2 'Koskoca dünya' denilen, kainatta nokta diye görülen, gelen ile gidenin görüşüdür. 'Nasıl?..' denir. Gelen, dünyayı olduğu yerde, olduğu kadar görür. Giden, kainatta yürür-yürür. Öyle oldukta, dünyayı nokta diye görür. Noktada gelişen, kainatta oluşandır. Kainatta oluşan, VEREN'in oldurduğunu, cümle ile buldurduğunu bilendir.

3 "Geldik yaz ile, dedik saz ile, güldük haz ile." dedi, YUNUS'um geldi:

4 "Suların aktığı yerde, ERENLER'in baktığı yerde güzellik gelişir. Gelişmek oluşmaktır, cümle ile buluşmaktır, buluşup söyleşmektir. Söyleşen halleşen, yolun gidişinde birleşendir. Birlik bilenindir. Yokluk, bilenden bilmeyene gelmez. Çokluk, bilmeyene vermez. Doğuşu günde bilelim. Verdiğimiz günden bu güne sayalım. 'Geldi isek, dünyaya doyalım.' denilmesin. Dünya, ne doyasıya, ne kalasıya. Olaydan kaygu alan, yazıya söz dileyendir. Yazılan görülür. Duyan, sesi aldığı yerde bilir. Aslında yazıldığı yerdedir. 'YAR!' diye-diye coştum. 'ALLAH'ım.' dedim, cümle ile taştım. 'Nasıl cümle ile taşılır?' denilmesin. 'YUNUS' deyip anılanda, sözümü almayı dileyende cümle bir olmaz mı? YUNUS çağrıya gelmez mi? Gönüllerde kendini bulmaz mı? Bulduğu yerde coşmaz mı? YUNUS oldum olalı, dünya bağı göreli, AŞK çağını öreli, geldim buldum sizleri. Olduk olasıya, sevdik ölesiye. Bulanı bulmayanı, ananı anmayanı gönülle sardık, güzel çirkin denileni kardık, cümleyi bir hamurda gördük. Selam cümlenize. Yüz ile diz ile dağda ovada durduk, esen yele sorduk: 'Seveni gördün mü, andığı yerde buldun mu?' "

5 "Doğudan batıya gelir, yaprak ile dalı bir görür." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi.

6 "Hangi dalı tutayım, nerde öğüt atayım, akan suya bakayım, gidenden nasip sorayım dediysem, ABDAL diye anıldım, şikayet ettiğim gün yanıldım. Ne derlerse desinler, bal ile kaymak yesinler, beni sorguya alsınlar, dilerse dâra çeksinler, asılandan sorsunlar, şikayetim olamaz, ABDAL hata bulamaz, bulana gönül koyamaz." dedi dostumuz yürüdü.

7 Kaynak dağın eteğinde, aldığın bal peteğinde güzeldir. Dost her hali ile güzel, her sözüyle özeldir. 'Yolumuz aşamadık, düz yere ulaşamadık.' denilmesin. Yerimiz, yolumuz düzdedir. Ayna elde, göz yüzdedir. Suyun rengi denizdedir. Denizin aldığı göktedir. Cümle birbirine bakar, baktığı yerde akar. Dumansız olalım. Her gelen HAK'tandır bilelim. Yazımıza uyalım. 'Bunaldım.' denilen anda, 'ALLAH'ım.' diyelim, O'ndan dileyelim.

8 'Yoğun çalışalım.' denildi, çalışmaya öyle girildi. Şikayetçi olmayalım. Niyazımız var olanı görmeye, VAREDEN'i bilmeye olsun 'Var olan nedir?' denildi. Var olan, kainatta yaratılan her zerre. VAREDEN elbet YARATAN. Var olanı görürsek, VAREDEN'i biliriz, doğuşu öyle buluruz. 'Kayayı dağıtayım, kum diye öğüteyim.' diyen, zorlu işe girişendir. 'Yolumuz açılsın, kayalar geçilsin.' denilirse, zorluk ayakta kalır, kolun yerini alır. Elbet. Öylece bırakalım. Yerini ayakta bileni el ile dağıtmayalım. Cümlenize selam olsun. 'Dost elinden, dost dilinden selamet.' denilsin.

9  'Niyaz.' dedik sözü güne bağladık. Gün, dün bende mi? Yarın sende mi? Durak, miyarımız değil. Dileyenle oluruz, cümlenizde buluruz.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH