24 Haziran 1977

MEVLANA’yım ben!



1 ‘Yol.’ diyen
 handa bilen, 
gözde bulan 
olana uyan;
 selam ile geldi, 
selamın aldı. 
ALLAH’ım cümleden RAZI olsun,
 ‘DOST’un YOLU.’ densin.



2 Niyaza yol alan,
 halini külde bulan, 
rızasına kalem diyen; 
sözü söz ile atmaz, 
DOST’a sırtını dönmez,
 gönülde AŞK’ı sönmez. 
‘Dar sokak.’ diyene de ki; 
‘Sokağın darı,
 olanın varını örtmez.
 YUVA’nın sözü, 
dünya gününde bitmez. ’
Şah ile bilen
 kölede durana, 
yol dar gelir. 
‘Nasıl?’ denilir. 
VAROLAN’a,
 şah da köle de birdir. 
Göz ile görünen, 
söz ile yerinen; 
niyaz ile arınandır, 
olaylarda HAK KATI’nda barınandır, 
‘ALLAH’ım.’ deyip 
O'na sarılandır. 
O'na barınanın, 
O'na sarılanın; 
şahı kölesi olmaz, 
O'nun KATI’nda 
kulu kürke sarınmaz.
 Öyle oldukta; 
her olayda arınalım, 
her dolayda barınalım,
 gönlümüze sevgiden taht kuralım. 
Diyelim ki; 
‘Cümleyi aldım cümleyi buldum,
 çünkü YARATAN’ı bildim.’ 

3 “ ‘Dost.’ diyerek geldim, 
yolcuya elimi verdim. 
Dostu dosta sordum.” dedi
 YUNUS'um söze girdi:


4 “Alacağın güzele
 diyeceğini veresin,
 ‘DOST ELİ.’ diye
 cümleye bağlayasın. 
MEVLÂNA’nın dediği, 
‘DOST’un YOLU.’ diye andığıdır.
 Doyum odur ki, 
uyuma girsin.
 Daha önce verdik, 
yaprak ile çiçeği söyledik. 
Gülde gonca, 
yaprakta yonca uyumludur.
 Seferde diyeceğin, 
seherde alacağındır. 
Olduğu gibi güzel.
 Döne-döne gelesin, 
DOST ELİ’ni alasın, 
her kulunu sevesin, 
yoğurt yiyene
 bal ile katık veresin. 
‘Aşamadığım.’ dediğin gedikte, 
kayguyu buldun
 geç, ayağa mani değildir. 
Konuk gelecek,
 ‘Yayan.’ diyecek,
 SAHİB’ine uyacak,
 dağınık olan toplanacak. Gerçeği bulan,
 çiçeği yolana sitem eder.
 Gerçeğe uymazsa
 düzen bozulmaz.
 Olan sadece görgüdedir, 
düzeni bozuk görenin yargısındadır. 
Elbet kuluna aklını vermiş, 
“KENDİNİ BULSUN.” DEMİŞ,
 düzeni kursun değil, 
düzeni bozsun da değil. 
Olanı olduğu gibi görsün, 
kendini olanda eğitsin, olan ile öğütsün. 
‘Kul.’ denildikte; 
kulluğunu bilsin, 
kulluğunu eğitsin. 
Şahit aradığında 
ÖZ’üne dönsün.”


MEVLANA'yım!

 

5 Darda olanı gördün mü, 
hastanın saçını ördün mü?
 ‘GÖREN’e havale ettim.’ dendiğinde 
‘Aldım.’ diyebilmen için, 
olaylara önce ÖZ’ün ile dön. 
Daha önce verdik;
 kan yakını, CAN yakını, dost yakını denilir. 
Dost yakınına, 
kan yakınına duyduğunu
 gördüğün an;
 ‘Uydum.’ diyebilirsin.


6 ‘ALLAH’ıma havale ettim.’ dediğin, 
her hale uyduğun,
 gönlünü bağladığın; 
cümle ile cümle için
 olduğun gündür, 
dağ ile bağı 
bir gördüğün gündür.
 ‘Nasıl?’ denilir. 
Dağ ile bağ nasıl bağlanır?
 Bağı VEREN’den,
 dağı GÖREN’den saydığın zaman; 
uyumu göreceksin.
 Bağın içinde, 
bağı olduğu kadar görürsün.
 Dağdan bağı
 vardığı kadar görürsün. 
Öyle oldukta, 
uyum; VEREN ile 
GÖREN’de bağlanır, 
gönül AŞK ile dağlanır



7 Güzele uyduk,
 güzelde duyduk;
 çirkini nereye koyduk? 
Çirkin nerde,
 çirkin kimde?
 Ne tozda, ne çamurda.
 Çamuru karmazsan, kınayı kırmazsın; 
tozu görmezsen,
 geleni bilmezsin. 
‘YA ALLAH!’ diyelim, 
hakkı HAK’ta bilelim, 
kendimizde olanı bulalım, 
aydın olana uyalım. 
Doğuş, o gündür;
 yeniyi verişimiz, bu gündür.


ALLAH’ıma emanet olunuz, 
cümleyi elde biliniz, 
el ele veriniz.


ALLAH’a ısmarladık



LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH