23 Haziran 1977
Regaip Kandili
MEVLÂNA’yım ben!
1 YUVA'mız cümlenize yapı,
gönülleriniz HAKK'a kapıdır. Açandan, açılandan ALLAH'ım RAZI olsun. 'YUVA'mız
yapı.' dedik, gönüllere vereni söyledik. Kapı yapısız olmaz, oluşturan
yolda kalmaz. Cümlenize selam olsun. Selamı'nı getirdik, RESULÜ'nden. 'Dağdan
aşarlar, düzde koşarlar, HAK YOLU'na düşerler. ALLAH'ım RAZI
olsun.' Dedi.
2 Görgüye verenler, olaya
gülenler, doğuşa uyanlar bilmeyenlerdir. ALLAH'ım bildirsin, bileni
buldursun, hem de bilene uydursun. Cemde bulan canda duysun, 'CANAN' desin,
candan koşsun, ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. RIZASI sizlerle, HAYRI
gözlerle olsun. 'Nedir?' denilir. Gözlerde hayır, güzel görmededir. AMİN.
3 Daire oluşur,
kemalde buluşur, gelen gören karışır. Gecemiz mutludur, cümleniz
kutludur. Gecenin mutlusu, gelenlerin kutuluğundandır. Gelen ile olanlar
buluşur, buluştuk ta mutluluk oluşur. 'Gelen kim, olan kim?'
denilir. Gelen sizler, olan bizler. 'Alıyorum.' denilen her verdiğimiz
alınandır. Uyuldukta, kutluluğa adım atıştır. 'Daire oluşur.'
dedik, gerçeği verdik. Aydan yıldızdan değil, her rengin
oluştuğu, cümlenin buluştuğu, kucak açtığı, kainata
nur saçtığı yerden veririz. 'Aydan değil.' dedikte, görülen madde
misalidir. Verdiğimiz görülse de, dünya günü varılamayacak yerdedir. Aya
varılmıştır, adım atılmıştır. Öyle ise, maddedir, olumum manadır.
Güzellik, manaya yapıdır, manadan kapıdır. Yapınızı yapınız, kapınızı açalım.
Yapıyı yıllara koyduk, harcını elinize verdik, her hal ile gösterdik. Harcını
bulana, yapıyı kurana ne mutlu.
4 MEVLÂNA, YUNUS, HACI
BAYRAM, HACI BEKTAŞ dedik, cümlemiz geldik. Kumunu taşını, suyunu
harcını kardık, 'Olacak sizindir.' dedik, yıllardır verdik. Kuranın,
kurmayanın, kuramayanın yardımcısı olduk. Güzeli verdik, güzel olana uyalım
dedik. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun.
5 "YUVA
açık olanda, her dileyen gelende, açık sözü verende; kutluluk vardır, mutluluk
vardır." dedi, HAZRETİ ALİ geldi:
6 "Kılıç
keser, namert küser; uymayan, uyulan günde derde düşer. Derdimiz olmasın,
HAK ADI dilden düşmesin. 'RESULÜ Şefaati'nden mahrum bırakmasın.'
diyene de ki: RESULÜ ne küsenden, ne kesendendir, Şefaati cümlededir.
AMİN. Aldık geldik, 'ALLAH'ım güldür.'
dedik, duacı olduk." dedi, HAZRETİ ALİ yürüdü.
7 Yağdan aldığına, zeytine saydığına YUNUS'u
şahit tutma, arana ortak katma. Sen senden, YUNUS tenden sorumludur, ÖZ
ile bulumludur. YUVA'mızın sözünde cümlemizin ÖZ'ü kalb olur. YUVA'mız denilen,
sohbetin oluştuğu, dostların buluştuğu, çirkin güzel ile
karıştığı, elde güzelin oluştuğu mekandır. Çirkin silinir.
Çünkü her olay güzele dönüştüğü anda uyandan olunur, bahçede
çiçeğin çeşidi görülür. 'Güzellik, renklerdedir.' denirse bölünür.
Daire öyle oluşur ki, renk şekil koku buluşur, birbiri ile
halleşir, uyum ordadır.
8 "Desteyi bozmayalım, bestede
susmayalım." dedi, HACI BEKTAŞ söze geldi:
9 "Gül goncada, yaprak yoncada uyumludur
denirse, yüz düz gelir, düz söz verir, söz gözde kalır. Üç ile yedi, yedi ile
onbir, onbir ile kırk bir, kırk bir ile yüz düz olur, alan düzde bulur. Soran
duyanın yerini bilmez, bilen görene sormaz. 'Üç nedir?' dendi. Alan, veren, VERDİREN.
Duyan, duyuran, duyurana İZİN VEREN. HAKK'ın kutluluğa
erdirdiği kulunun üç hali. Gençlik geçici, olgunluk ölçücü, ihtiyarlık
göçücü." dedi, HACI BEKTAŞ yerde buldu, yönde döndü.
10 Gayb denilen ulaşılamayan sanılandır.
Ulaşılamayana kapı olur mu? Yapıya yardımcı gelir mi? "Ulaşılamayan, yolunda olunmayandır." dedi, dostumuz geldi. "Dost oldum
anılayım, dilendiğim yerde bulunayım." dedi HAMZA DOST sözü aldı:
11 "Kat alan, kat bulan katrede murada erendir. Dost
alan, dost bulan, dost ile hemhal olan kutluluğa erendir, damla-damla
verendir, toprağını sürendir. Ekebilen gelsin, ne dilerse eksin, suyunu
bol döksün, nasibi gür olsun." dedi, dost elini, dost dilin cümleniz ile
paylaştı. ALLAH'ım cümleden RAZI olsun.
12 Sorulan cümlesi buradadır, çünkü hepsi
YAR'dadır. Geçitten aşanlardır, HAK diye koşanlardır. Son sözünü
aldığın günü düşün. HAK ile bir oldu, son nefesi öyle verdi. Açık
söyledi. Doktor olan doktora der, oğula söyler. (f ile rahmetli babası.) 'Okunanın üç yaprağı benimdir,
dördüncü, onuncuya kadar ananındır. Onuncudan sonuncuya kadar cümlenin olsun,
niyazını öyle paylaşsın.' dedi, niyazını selamı ile verdi. 'Adımı YAR'dan,
yolumu serden aldım, cümleye verdim. Oğlu bulduğum gibi gördüm.
ALLAH'ım RAZI olsun, anasından bulsun.' dedi, yürüdü.
13 'Duvak geline, el alsa, teline dolasa; günde
söyler, gelende güler. ALLAH'ım güldürsün, cümleye buldursun.' dedi, yanımızda
olana, niyaza verene yavrusu sözü ile geldi. 'Durandan almadan, sorana vermeden
geçmedim, yazı kışı seçmedim, güzel olandan şaşmadım. Niyaza
gelene, niyaza verene ALLAH'ım RAZI olsun.' dedi, yolunu gönlü ile açtı.
14 MEVLÂNA, duyanın görenin kapısına, cümlenin
yapısına yardımcı oldu. Olacağı güne günleri kattı. 'Ne demek?' dendi.
Güne kadar geldik, gelecek günleri geçenlere katacağız, dilenen günde
elinizden tutacağız. Günün geçenine, GARİB’in göçenine kadar sözümüz
YUVA'mızda. ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun, dualar gecemizi açsın. Geçenlere
tövbe. Gelenin dağınık olmadığı, cümleyi bağladığı
bilinsin, bilene uyulsun. 'Dağınık nedir?' dendi. Bildik, bulduk, uyduk
denilenin düzenini bulması. Yalnız bilmenin, yalnız bulmanın olumsuza
götürdüğü, dağınık denildiği odur. Geçenin tozu gelene
serpilmesin, bilinen asla örtülmesin. 'Vardığımız netice?' denildikte,
dünyayı olduğu gibi, kainatı bulduğu gibi, manayı bildiği gibi
alalım, öylece uyalım.
15 ALLAH'ıma emanet olunuz. Niyazlarınızı,
bekleyenler ile paylaşınız.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH