24 Temmuz 1977

MEVLANA’yım ben!


1 YUNUS’um söz ile geldi, 
sözünü sevenlere bağladı, 
gölgeyi her dileyenle paylaştı, 
sohbette her dileyenle eyleşti.


2 “Oruçta yapının çatısı vardır, 
namazda binanın temeli vardır. Duvarlar sevgiye açılan kapılarla bağlanır.
 Doğuştan her kula özellik verilir. 
VARLIĞI’nda eriyelim,
 her kulunu O’ndan diye sarılalım. Oyaya bakarsan, 
elden emek bulursun;
 aymayı sorarsan,
 ER’den emek alırsın.
 Sorduğun ER’in
 yumuşak yolu vardır.
 Ne var ki çevresi dardır.
 EYVALLAH. 

3 DAVUT PEYGAMBER der ki: “Dikenden olalım.
 Dikişte düzeni bulalım,
 bedene uyduralım, 
uymayanı kaldıralım.”

4 ‘Çevresi darda denilen nedir?’ dendi. 
Aymayı bilir, 
bileni bulmaz; bileni bulsa,
 alana uymaz;
 satıhtan ayrılsa 
derinliğine girse,
 gücü yetmez denirse de; yaygın olana uyacak, 
kendine uyanı bulacak, şartlardan uzak kalacak, feraha o zaman kapı açacak. 
Gelişten çok çağrıya uyacak.

5 Davardan yün arayan, yünü tarayan; 
elbet kışa hazır olur, 
hazırda kendini bulur.
 Sebepsiz hale uymaz,
 hal olmadan yol sorulmaz. Zeytinde yaprak, kestanede toprak vericidir. ‘Nasıl?’ denilir.
 Zeytin yaprağı aldığını 
meyvesine iletir;
 kestane toprağı,
 her çiçeğin beslenmesi
 varlıktan nemalanmasıdır.

6 YUNUS oldum eğildim,
 dala geldim dağıldım, 
bir söz ile dolandım, çok söz ile bağlandım. Bağlandım, dünya ile eğlendim. 
Balık kavağa gelse, 
kavaktan yere baksa;
 göreceği nedir? 
Dozunda artış olsa, olumunu veririz, 
sahiline varırız. 
YUNUS’un verdiğine, 
helvayı kardığına TABDUK’u şahit olsa,
 şahide soru verse, 
her kulun diyeceği kendincedir.
Yorgan örtendir,
 ayak dürten.
 Örtenin aslında dürteni falındadır. 
Yakınlığı gerçek bildiğine, 
her olaya uyduğuna; gönüller şahit. 
Öyle oldukta yargıya
 seni koydukta, 
gönlün hoşnut olsun. 
Bilgini örten
 vergini dürtene yer verme.
 Şahit olanı kuldan seçme, 
ALLAH’ım GÖRÜCÜ’dür, seveni BİLİCİ’dir.
 ALLAH’ım RAZI olsun,
 sevende kainatı bilene uydursun.


7 Olumsuzluk yorumunu,
 sana verene dedim. 
Doğandan ses aldıkta, dünyanın özünü görürsün, 
sözünü ondan alırsın. 
Bildiğini sepete atma, sedef misali sakla.”



MEVLANA’yım! 

8 Güneşin doğup battığı söylenir,
 gece-gündüz diye eylenir.
 Gece-gün sizlere,
 cümle aydın bizlere. 
Gönülden hoşnutuz,
 ALLAH’ım hoşnut olsun.
 Her kul birbirinde
 var olanı bilsin.
 Güneşte aldığına, gölgede verdiğini saysın. 
Dargınlık çevreden kalksın,
 gelenlere sözümüz bağlansın. 
Gördüğümüz erlikte,
 sildiğimiz körlükte,
 elbet mucize aranmaz. 
Kulunun yolunu dilediği yönde bağlar.


9 Sorguyu aldık,
 katı olanın doğanda çizdiği
 çerçeveyi gördük. Danıştığı yolda, yanımızda kolda.
 EYVALLAH.
 Gayretin var olduğu bilinir,
 ne var ki gene de yazılana uyulur.
 Çiçeğin verdiği bahçeye girdiği güzeldir. ‘Olamaz.’ denilen olur,
 meyve vermeyene aşı vurulur.
 Öyle oldukta dilenen alınır.


7 Uyuyana de ki; ‘Ayrana verdiğini, tuzdan sahip olduğunu; 
bal ile akıtasın,
 limon yaprağı karıştırsın.
 Uyuyana, yanına giden yavruyu bilene. ‘Görenden bilenden
 aldığım yeter.’ de, ‘Verilen biter.’ de. Gedikten aşanın, geçtiği yerde aranmaz;
 olacağa uyanın,
 sahifesi sorulmaz.
 

MEVLANA’yım ben!


8 ‘Yerinden ayrılmadan,
 yolundan kayrılmadan 
gelen kimdir?’ denilse, ‘Olumsuzluktan çıkan, 
her olaydan yorumu silen.’ derim. Yanımızda olanın.
 Cumanın geldiğini, cümlenin bildiğini silemezsin, bütünlenen ayı üçe bölemezsin. ‘Neden?’ diyene de ki;
 Bölmeye değil vermeye niyet kurdum,
 yarıda kalanı sevmedim,
 alandan ayrı görmedim,
 sayıyı vereni bilmedim. 
Uyumsuzu bulacağım,
 uyana çevireceğim;
 kuru ağacı devireceğim,
 yeni fidanda arayacağım. Çöpten atana, tazeden tutana, 
alnımın terini göstereceğim.


9 Çaydan zarar gören, 
derede aramaz.
 Var olan O’ndandır.
 O, var olanda. Varlığı bilendensen, her olaya çizgi çek. Dört dört olsa dersin, altı altı bulursan 
ayrıyı düşünmezsin.
 Çağdan uzak kalırsa, dünden bugüne bakarsan;
 dünya karanlık gelir.
 Aydın olanı seven bilir, 
her bilen öbürüne verir.
 Verenden olalım,
 dağılmadan bulalım.
 Aydın yolun yolcusu,
 yolumuzun hancısı;
 DOST ELİ’nin verdiği, 
kayıp denilenin güne döndüğü bilinsin. ‘Olumumda dünün örtüsü, bu günün görgüsü var.’ diyene sözüm. 
Karşımızda olanın. EYVALLAH. Doyanda açın emeği görülür. ‘Aç nedir?’ denildi. Verilenin, yoğun sohbette alınanın;
 gerçeğe uyan, gönülden duyan sesini veren. ‘Nasıl?’ denilir.
 Ses sese nasıl verilir? 
Kayda aldığın, düzene koyduğun sesindir.
 Vergide bulduğun ses ile 
sesi bağladığındır. Dağa çıkan ses verse, 
karşı dağdan ses alır. EYVALLAH. Sözünü verdiğinin aldığı, sana verdiğidir. Geçerli değil, dumanda selamet yoktur elbet.
 Ne var ki, dumanın gideceği bacayı sen açabilirsin.
 Öylece düşlediğin köprüyü geçebilirsin.
 Akana uyduğun kadar,
 bakana uy.
 Yanımızda olanın sorgusunda
 dönük sayfa görülür.
 Geçenin açılışı.
 EYVALLAH. 
Konuktan beklenen, konutta sevilen olsun. 
Suyundan almadan,
 soyundan bilmeden uydum,
 uyandan haber sordum. ‘Gidenin yargısına baktım,
 kayguyu gönlüme kattım.’ dersin.
 Gidenin katkısı olmadı,
 yerini yuvada bulmadı,
 aynayı eline almadı, ‘EYVALLAH.’ dedim, bilmedi.
 Dediğin elbet öyledir, 
ne var ki YUNUS’um misali, ‘Döne döne olayım,
 seve seve bileyim;
 elma olsa soyayım, yumak diye sarayım.’ denildikte; sayfa yeniye dönecek,
 yenide selamet bulacak.
 Bilgiyi verene uyacaksın.
 Yedeğin oynadığı oyun,
 aslı yitirir. 
Asıl olanı bekleyelim, yedek ile oynamayalım.

10 Dağılanın eğittiğidir.
 Şüpheden uzak kal. ‘Yerim yolumdandır.’ de,
 gerçeğe bulacağa niyaz et,
 dağıtanı düşün.
 Dalından kopsa meyve yere düşer.
 Ağacın değildir artık. 
Var olduğu kadar, eline alanın.
 Gözün bakışına yer verme, 
ayrıdan söze girme. 
Düşünde gördüğüne,
 usunda yorduğuna sevin. 
EYVALLAH. 
Uyuyanın yerine gayrıyı koyma.
 Hastaya kötüyü yorma. 
Karşımızda olana EYVALLAH. Daha önce verdik,
 ses ile aldığını, ses ile örtme.
 Durana verelim düşünde aldığını değil,
 karşımızda olana. Hayrette seyre düşen, gayreti ömrüne mal edendir.


11 Yaprak yaprak vereceğiz,
 döküleni dereceğiz,
 yorumuna gireceğiz. Kaçana düşman olan, 
kaydını sönük görendir. 
Uymayı bilmeyen ağmayı kendine vazife edinendir. 
Kaçana düşme,
 dediğini deşme.
 Ne derse desin,
 çevreyi silsin. 
Bağladığı başıdır,
 süslediği düşüdür.
 Karşımızda olana. ‘Kaşık alsak aşa katsak,
 biz de nasibimiz alsak.’
 denilende selamet vardır.
 Elbet aydın günü bileceksin. Resim alsan silinir, 
isim versen söylenir.
 Diyeceğin beklenir.
 Uyumda dendiği gibi bulacaksın,
 öylece sevende kalacaksın.
 ALLAH’ıma emanet olunuz.
 ALLAH’a ısmarladık.


12 Aynaya döneceksin, 
kainatı göreceksin. 
Yeter ki bilene uy, doğudan batıya gönlünce duy. Genişlikte ayak bulamayan, 
darlıktan zorluğu bilendir. 

ALLAH’a ısmarladık.


LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

13 Gelenden selam aldık,
 şahitten olayı sorduk. 
Ona de ki; 
Geç olanı, güç olandan ayırdık.


MEVLANA’yım ben!


14 Yorumda hata yok. 
Yoldan sorulan, uzaktan alınandır.
 Durak geçende, uyumsuzluğun verdiğidir. ‘Silemezsin denilen.’ odur.
Ne var ki uyumsuzluk 
uyuma götürür. 
Nehirde olan çöpü kıyıya attırır. Görgüyü gözden bilelim, 
sevgi ile BİRLİĞİ bulalım. 
Doğruyu alandan, sana elini açandan öğrenirsin. ‘Elini açan kim?’ denir. Nasibi sana bağlı olan, ‘ALLAH’ım RAZI olsun.’ diyen, 
lokmasını eline verdiğin, 
yuvasında aşını kattıkların. 
Serçeye lokma versen, sevabına serçeyi ortak alırsın. 
Öyle oldukta, sevabını nasıl küçük görürsün?


15 Olaylarda saygı sevgi olmalı.
 Sayıda değil, sevgide bulmalı. 
Altı altı misali alacaksın.
 Yanında olana,
 değişen yoldan verene,
 sözden sese girene diyelim.
 EYVALLAH.
 Sarı ile siyahta ayrı görme, güzelden güzeli ayırma. ‘Sözden aldığım gibi,
sesten bulacak mıyım?’ deme. Oldun buldun, 
ne var ki gayrıyı silme. 
Olgun meyve olacak, 
YAR ELİ’ni bulacak,
 şafak vakti duracak,
 soylu geldi soylu kalacak. Somut örnek dediğin, 
gerçeği gördüğünü bilene de ki; ‘Kuyuya bakmadım,
 vereceği ummadım.’ 
Ok misali varacak, 
hedefini bulacak. 
Müsterih olasın, 
imzaya uyasın. 
Sohbetimiz oldu, yanımızda olana verildi. 
EYVALLAH.


16 Döneni aradığın, 
dayandığına uyduğun bilinir. 
Selvi misali yüksekten aldığın görülür. 
Ay gibi parlak, 
güneş gibi aydın olduğunu
 bilen bilir,
 seven görür. 
ALLAH’ım RAZI olsun. 
Sevende buldursun. Dönüşü güne bakar. 
Farkını sorma. ‘Fener yetmeyendir, gün bitmeyendir.’ deme. 
Güne dönecek, 
karanlık aydınlanacak, ‘Şark ve garp.’ diyene,
 güneyde buluşmak yaraşacak.
 Öylece görülecek. ALLAH’ıma emanet olunuz.
 Çağıranda özellik, 
özellikte güzellik vardır. 
Ayrana el ver desem, 
sütü bilirsin, 
sütte bulursun. Gerçek, bildiğin gibidir. Olumunda oyuna yer yok. Sevgiyi bildikçe, sevdikçe sevildikçe. 
EYVALLAH.
 Olumsuzluk ömrüne duvar çekmez.


ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

17 Kazıya dönülür, yönsüz günden sorulur.
 Dünyanın aşılmadığı, sorgusunu bilinmediği 
olayda; dolanın saygısı, 
olanın sevgisi övülür. Aşanın ulaştığı, 
gecenin kalıştığı yönden.




ALLAH’a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH