|
19 Ağustos
1977 MEVLÂNA’yım ben! 1 Geçenden yer, gelenden
yol sorulur, helva şeker ile karılır. Cümlenize selam olsun, tadında
selamet bulsun. 2 Ocaktan beklediğin,
kucağa eklediğindir. Demir ateşte erir, kul şekilde bulur.
Yanan ocakta kaynayan aşta, katılışa uyan görülür. 'Nasıl?.
denilir. Kaynayan aşın tadını veren, katkısında olan, acı tatlı tuzlu;
birlikte bir olur. Ancak kaynadık ta, yenecek hale geldikte tadını verir. 'Anda
değişen yok.' denilir. Bekle gör. Gezenden yol sorarsan, düzünden
verir. Yozandan hal sorarsan, taşlı yolda yürütür. Çetin ceviz denilir,
kayguya kaygu eklenir. Unutulmasın, ne kadar çetin olursa olsun; taş ile
kırıldık ta ele gelen özüdür. Serti sert ile kırarsın, elde olanı bilirsin.
Nadan olan, seyirde taşı başa alandır. Dost dediğin, dost
bildiğin, gerçeği ÖZ'ünden sakladığın görülür. Aynaya
baktığın gibi görürsün. Gülenden ol ki, güleni göresin, ÖZ'ünü öyle
bulasın. Kul önce kendini bilmeli ki, yanılana yol açabilsin. Ona de ki:
'Yumuşak elde, yumuşak dilde, dost olamadın; gerçeği Dünya
töresinde bilemedin.' Dünya, dertliyi dertsizi eğitir, bileni bilmeyeni
öğütür. Bilenden ALLAH'ım RAZI olsun, bilmeyene aratsın buldursun. Derdini
donatıp yerinden atana, söz ile gönlüne zehir katana. 3 Güneşin
verdiğine, çamurun ördüğüne perde kapatanın; güneşten sözü
olmaz. Kayguya yer yok! Aşın pişer, sabırda selamet görülür. 'Yakın
mı?..' denilir. 'Aşım pişsin, sofraya gelsin.' diyeceğin gün
yakındır. Katılanın değeri büyüktür. 'Aşın tuzu misali oldu, niyazım
ne olsun?' dersin: YUNUS'um yerden bilir, selden arar yoldan sorar. 'Sorguda
yanık kokusu var.' der. 'Yaprak daldan kopmaz, çiçek elden çıkamaz. Dal, yaprak
ile bezenir, çiçek ile süslenir.' dedik. Niyazını sorarsın. Gölün suyunda,
gelişen genişlikte, halleşen görülür. Ne var ki, denizde kendini
temizleme olayı mevcuttur. Temizlemeden maksat, yenileme. 'Aşım
pişmeden, dağınık düzeni deşmeden, uyanamam!' deme. Ne denirse
densin, söylenilene uyulsun. 'Ayağımı götüren, elimden alsın.' dersin,
yerinden ayrılana sitem edersin. Destek bildiğin nicedir, güveneceğin
YÜCE'dir. 4 Gerçeğin aynası
düzendir. Düzeni kuran YAZAN'dır. YAZAN bozmaz, kulun gücü bozmaya yetmez.
Kayguya yer yok! Gayretin yeri değil. Yorumda ayrı yok. Sebep sorulsa,
geçitte yorulsa, değişen sadece düşüncedir. Düşene el veren,
'Destek olayım.' diyendir. Unutulmasın, el veren de düşebilir. Dumanını
veren, ocağı bacasız kuran. Güneşe baktıkta, 'ALLAH'ım!' dedikte,
niyazını verelim. 'YASİN okudum olacağı bekledim!' dersin.
YASİN'de niyazın büyüğü vardır. Denizden göğe kadar. Kırk bir
YASİN oku, ALLAH RIZASI için, cumadan cumaya. 'Yeniyi alayım, niyazımı
bileyim.' dersin. Dumanını dağıtmana SALAVAT gereklidir. 'Dört yönümü
göreyim, dört günümü dereyim.' dersin. Niyazına ekle, geçen günü bekle.
Gönülden uyan, sebepsiz kalan gün. 'Günün sebepsiz olduğu görülür mü?' denir. Kuluna sebep
kapıları kapandık ta elbet görülür. ALLAH'ıma emanet olunuz. Niyetin
güzelliği, sebep kapılarını açar. Kul öylece güzelden güzele geçer. Niyet
kötü oldukta ALLAH'ım güzeli örtmez, sadece niyetini kötüye alanı sebepsiz
bırakır. Daha önce verdik, adını bildirdik. Aşın tuzudur, günün tezidir.
Gerçeği veren, bilmeyene gösterendir. Hayırdan uzak kalma, kendinde kötü
görme. 'YAZAN'a uydum, güzeli göreyim dedim.' diyesin, niyazına ekleyesin. ALLAH'ıma
emanet olasın. ALLAH'a ısmarladık. Yavruyu verdik, YUNUS'um ile gördük.
'Gördüğümü.' dediğin de odur. 5 Yazdan
kışa bakınır, odun ile yakınır, bol su der yıkanır. LALELİ. Yaprak-yaprak
açılır, gölgesine geçilir, HACI BAYRAM denilir. 6 "Genişlikte taş bulmaz, yolu açık, dar gelmez." dedi, MERKEZ'im
yol verdi. 7 Gününde gelen bakar, tozdan yerini atar. Geçicidir!
Yardımında olanın, HAMZA DOST diye anıldığı bilinir. Gedikte müymin
bilinir, yapıda görgü aranır. Günde sözü çok gelir. Geçicidir. ALLAH'a ısmarladık.
|