|
21 Ağustos 1977 (3) MEVLANA’yım ben! 1 Olmayan gelmez, bilmeyen bulmaz. Selam olsun, cümle bulsun. 2 Sorusuz oldukta,
sahifeye hata bulmayalım.
Yargıya
olaylar yönünde düşmeyelim. Yıldızdan aldığını verene uyar,
şimşek
misali havada duyar.
Bol rahmet getirir,
bulur buldurur.
Kayguya
yer yok. Unutulmasın şimşek
bulutların
çarpışmasıdır.
Bulutların çarpışması da, bol rahmet getirir.
Dediğin
olaylar odur. 3 OMAR. Koyun postu yere gelse, kul üstünde dize gelse; koyuna değil, postuna değer verdiğidir. ‘Yıldızdan veren. ’ dedik, yıldız gecededir. Elbet gecenin gündüzü vardır. Gündüzde güneşe baktıkta, gece yıldıza güler. Kainat düzde olana değil, ÖZ’de gelene verir. Gözünden sorduğun, gönlünde gördüğün paylaşılmaz, senindir. 4 ‘Yumuşak olsam yolumu bilsem. ’ dersin. Uyduğun görülür, sevgin her dost ile örülür. ‘Vazife alayım mı?’ denilende; yapıya taş eklersen, görevinden hoşnut olurdun. Öyle oldukta, ‘Talibim. ’ dersin, kurulan binada taşını eklersin. 5 Gittiği yerde, döndüğünü bekler. Doğuşunu değerlendirse, gününü geçitte bulurdu. Koyun postu, cümle dostu bağlar. YUNUS’um gittiği gibi dolandığı yönde. Çünkü aldığı kanda, sevgi mevcuttur. Akmayan nehir olmaz. Aşmaya çalışır, demir tavındadır. Geçitten aşacak. Niyazın onunla olsun, OMAR’ın adaletinde kendini bulsun. ‘Yeter. ’ demeyecek, çünkü aldığı maziyi ağır bulmayacak. Yardımcısıdır OMAR. 6 Kaşık elde, sofra düzde, çorba sizde. ‘Sofraya davet edelim, çorbaya kaşık atalım. ’ dedikte, yerimiz bellidir. Sözümüz verildi. Olduğun gibi, bildiğin kadar. Talip oldu isen; güneşten aldığın kadar, sevgide bulduğun kadar, halde uyduğun kadar güzelsin. Çevreye dönelim, verelim verelim. Aramana gerek yok, verene talip çok. Dediğin günden bugüne getirdik, sofrayı gördük, çorbayı koyduk. Sen kapını aç, ALLAH’ımın emanetinde olandan kayguya düşme. 7 Yeşil renkten alacak, güzeli öyle bulacak. EYVALLAH. Verilenden almadın mı? Daha önce verdik, ‘Yolu yolundur.’ dedik. EYVALLAH. Göçün getirdiği, sevenin götürdüğüdür. Seni sınadı, gönlünü denedi. Köprüyü geçene, güzeli seçene; yeşil renkte yön verdi. Sahipsiz olan yok. HAK İZNİ’nde kaygu yargıya gelmez. Sözümüz niceyedir, gönlümüz cümleyedir. Renklerde bütünü bulalım, tadında acıyı tatlıyı bir bulalım. Şekilde kalmayalım. Yemeyi bilene ‘Ye.’ demek ne kadar yersizse, sevmeyi bilene ‘Öv.’ demek o kadar yersizdir. 8 Sorunun cevabında
alacağın cevap,
açığı örtmez,
kul dünyaya beden ile tekrar tekrar gelmez.
Alemlerde
gezinir,
kendini orda tamamlar.
Ne var ki, başka ölçüde
ve başka şekilde.
Bedenden arınmış.
EYVALLAH.
Ne var ki, gene de
olduğu yerde
olduğu
gibi. Bilemeyeceğimiz şekilde.
Daha önce dedim,
vereceğimiz cevap gene de açığı örtmez.
Çünkü örtmeye kul idraki yetmez.
Yetmeyene koşmak, her olayda şaşmayı getirir. 9 Gününüzü biliniz, bu günde ne olmak gerekiyor onu yaşayınız. ‘Olmuyor. ’ dediğin olacak. Görgüyü açan, yazıya uyulandır. Mana gönülden alınır, dilden halden verilir. ‘YM.’ diyelim, olacağa uyalım. Sebep elbet madde değildir. EYVALLAH. Yaptığına eklenecek yok. Yaptıklarına bekleyeceğin var. Yeminden uzak kaldıkça, beklenen gün çok yakın. Yemin, DUYAN’ın duymayana gördüğü sitemdir. EYVALLAH. Dostun postunda, destek yuvanda. Konuk gelir sanma. Her an ordadır. Açıktır kapısı, geçittir yapısı. Gerçekte bildiğini, gönlünden verendir. Kumun incesinde oldun. ALLAH’ıma emanet olunuz ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|