21 Ağustos 1977 (2)

MEVLANA’yım ben!



1 Yerden gökten alınır, 
her olayda görülür. 
Düzenin yozanına güzelin varlığını versem,  ‘Benden.’ der. 
Doğuştan alığımıza uyalım, 
uyduğumuz yönde yürüyelim. 
Yedekten almadan, 
özette kalmadan;
 olanı olduğu gibi, 
dumanı verdiği yönde bilelim. Yedek; kendine ait olmayan fikir. 
Sevgi içinde olan, 
kendini silendir.  

2 ‘Öbür alemde ses ile mi konuşulur?’ diye sorulur. 
Ses kul içindir, düşünce akımdır. 
Akıldan dilediğin, 
düzenin tozuna, 
güzelin azına değinse cevabı gelmez. 
Şöyle; 
Düzende yerini bilmeyen, 
varlığına uymayanın sorusu
 kayguya yol açar. 
Çünkü alacağı cevap, 
en güzeli en doğrusu olduğu halde, 
yorumu onu kayguya götürür. 
Geçerli değil. 
Çünkü değeri senin için
çok yüksek olduğu halde, 
’Yarım düzende söz etti, 
sözde duvara yattı.' derler. 
Diyenin diyeceği değil,  düzenin sana vereceğine gönül koy.  ‘Düzen bana ne verir?’ deme.  Düzen seni sana buldurur. 
Düzen denildikte;
 memleket konumu ile nizamı değil, 
HAKK’ın tecellisidir. 
’Yaprak oldum dökülmeyen, 
düzen buldum eğilmeyen. 
Sadece ALLAH’ıma yöneldim, 
düzene O’nun HÜKMÜ’nde diz büktüm.’ diyesin. 
Ne derlerse desinler, 
düzende kendilerini bulsunlar. 


3 Çiçeği saksıda görürsen 
bahçeni seversin, 
vazoya koyarsın 
yuvanı süslersin. 
Ne var ki, vazoya konan geçicidir, 
bahçeye ekilen devamlı vericidir. 
Asma ekilir, verimi beklenir. 
Unutulmasın,  önce koruk denilir. 
Koruk olmasında hata asmada mı, toprakta mı, 
korukta mı? Düzendedir, düzeni yapandadır. 
Öyle ise, hata değil nimettir. ‘Üzümü sergiye koyduk.’ denildikte, 
pazardan aranır. 
Destiye girdikte, 
sarhoştan sorulur. Nerden aranırsa aransın, 
kimden sorulursa sorulsun;
 yerini bulur, 
elden ele gelir. 


4 Gerçeği aradım, ayrıntıyı taradım. 
Yöresini töresini, bildiğim bilmediğim her yerde gezdim. 
Her sorusu olandan aradığını sordum. Öyle derine daldım, 
öyle yükseklere çıktım, 
ancak girdapta gerçeği çözdüm. Sevenin sevgisi dolduğu yere kadardır. Dolduğu gün doyduğu gündür. 
Ondan öteyi arar, 
başka bir sevgili değil, 
YÜCE’nin SEVGİSİ. 
Ömrün vergisi; kulun yargısına yer verir, 
zamanına değil. Her kulun ömrünce defteri olur, 
sanılmasın elinde kalır. 
Son yaprağa geldikte, 
son satırı okudukta ‘EYVALLAH. ’ der göçer. 


5 Afaktan değil, 
şafaktan yol sorarsan;
 verdiğimiz açılır. 
Her kulun yaşantısında, 
dönüşe meyyal günü vardır. 
Dönüşte gönlü dardır. Yerini buldukta 
kayguyu sildikte; 
öyküsünü bulur, kendine güler. 
Bir sorudan bin soru alırsan, 
saygınlığını kaybedersin. Sorular ayrıntıya düşürmesin. 
Olduğu gibi, 
bulduğun kadar veririz. Sadece manada derinliğe ineriz. 
Manada arayıp
 maddeyi didiklersen bocalarsın. Seferden yol soran, 
seherde sel görendir. 


6 Soruları açtıkça kapanırsan, 
sorun genişledikçe 
kendin daralırsın. Yersiz korku, yersiz olayı karartır. 
Ağaya sorarsan, kölenin gücü zayıftır. Aslında kurulan düzen bozuktur. 
Köleye gücünde iş verirsen yakınmaz. Ağa bilenden ise,  vereceğini sakınmaz. 
Düzenin seyrini bilmeyen; 
çatıya çıksa merdiveni aramaz, 
zeminde kalsa kapıyı sormaz. 


7 O’ndan geldik, 
O’na döneceğiz. 
Kendimizi,  şüpheleri sildiğimiz gün bulacağız. 
Kulun kaderinde aç kalmak var ise, 
dağlar taşlar ona verse, 
deniz nehir ona gelse, 
gene aç kalır. 
Aç ile tokun yeri, seçtiğinden değil
 geçtiğinden olur, 
yazıda yerini bulur. 
Devrilen ağaç dünyanın sonu olmaz, 
yeni ağaç dikilir. ‘Devrildi. ’ dediğin ağaç dahi sana verir. 
Odun olur ısıtır. 
Otağda oturan sultan, nasıl ki kendi yöresini güzel görür, 
bendegâna töresini bildirir. 
Gönlünü bağladığı çevrede
enflasyon olduğu anda, 
çevresine cenkçi geldiğini söyler. Ahengi gördüğü anda 
sarayına çekilir. Araya sultan ile bendegân misali
 mesafe koymalı. Enflasyon dostlukta da olur, madde ile de gelir.  

ALLAH’a ısmarladık

 

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

afak: yer ile göğün birleşmiş gibi göründüğü yer. ufuklar.
bendegan: kullar, köleler.