30 Ağustos 1977

MEVLANA’yım ben!


1 “Döne döne geleyim,
 seve seve bileyim.” dedi 
YUNUS’um geldi:



2 “Gözde nur,
 halde PIR bilinir. 
Soğan kırdığı günde
 ekmeğe katık olur.
 Yediğine şükreden, 
yemeyene hayır diler. 
Olumluluğu ordan bilinir. 
Yedin, düşünmedi isen, 
gelenden şikayetçi olmak 
reva değildir.
 

3 Sevgide, söz ile değil ÖZ ile bağlantı gereklidir. 
Seven sevdiğinde, sözü değil ÖZ’ü arar, 
vergisince CAN’ından katar. 
Sevgi doyasıyadır, AŞK ölesiye. ‘Yaprak izinsiz düşer mi?’ denir. 
Elbet düşmez. 
Ne var ki, düştüğü boşa değildir. 
Köküne hizmette. 
Almayı dilediğin hizmette, kayıtsız kalamazsın, 
düzenden uzak duramazsın. ‘Madde kısıtlı mı?’ dersen, olmasa da gerektiği günde ayrılamazsın. Çok ile azdan kaygu duyarsan,
 ortada kal, geçici olana dönme.

4 Ağacın kökünde, düzenden ayrı kalan yok.
 Dalını ayırmışlar, 
ayrı toprağa koymuşlar.
 Ağacın gerçeği bölünmez.
 Ne var ki başka toprakta 
aynı ağaçtan aynı meyva alınacaktır. 
Umduğumuz değil andığımız olsa, 
gayrete yer var mı?”



5 NİYAZİ'm der ki: 
“Ona sözüm, gördü gözüm, sardı dizin. 
Serdi postu, sordu dostu.
 Dost olalım, dost gelelim, 
her sevene ‘Dost.’ diyelim. 
Kale olsa barınalım, 
kuyu gelse arınalım. 
İlle de nehirde buluşalım, 
deryaya akışalım. 
Aynaya bakamadan,
 dediğini bükemeden dersin, 
sözün çeyreğini sorarsın. Kesme şeker yiyelim, acı-tatlı bilelim, 
ömrü güzele yoralım. 
Yazılan yazıldığı gibidir, şüpheyi silelim. 
Bulanı buldurduğu, 
iğne deliğinden geçirdiği bilinir. Yağ kandili gölgeler, 
güneşte belgeler.”



ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH