1 Ekim 1977

MEVLANA’yım ben!

1 Bildiğimiz, sevdiğimiz, güzel diye gördüğümüz; yeminden uzak kalandır, her olayı ALLAH’ımdan bilendir. Kucak açtık dileyene, tatlı sözü söyleyene. YUVA’nın düzenine giren, yolu HAKK’a diyen; elbet derdini siler, olayı gönlünce böler. Tarif ile değil, görgü ile sabittir.

2 Dayanılan desteğin, aranılandan olduğu bilinsin. Dumanın olduğu yerde zaman bilinmez. Dağıtalım dumanımızı. Yaralı kuş yerde gezer denirse de, yolunu bağladığı yerde gezer. Kayguya düşülen olayda, seferden uzak kalınır. Kapıda beklenilen, yapıya eklenendir. Dar olanı genişleten çevreye, yoğun çalışma gereklidir. Ne var ki, duyana değil, uyana el verilir. Taze meyve dalında yenir. Meyvenin kurusunda geleceğe beklenir. Olayda geleceğin düzeni görülür. Kayıtta olmayan yazıya gelmez, gerçek görülmeden kul gülmez. Çevreyi dolayalım, güzeli bekleyelim. Güzelden maksat; geçenin verildiği değil, gelenin dürüldüğüdür. Olmuyor denileni, durandan saymayın.

3 “Doğru bildim yol aldım, eğride pürüz gördüm.” dedi, YUNUS'um söze girdi:
 
4 “Serçe kargayı görse, karganın sesini övse; ‘Yanılandan.’ dersiniz,
yanılgıya düşersiniz. Serçenin görgüsünde, güzellik duygusunda. Aramasa bulamazdı, sevmese övemezdi.” dedi YUNUS'um yürüdü.
 
5 “Yol aldım göle geldim, sevgili hale uydum.” dedi MERYEM sözü aldı:
 
6 “ ‘Aşamazsam.’ demeyelim, dayanan kuldan olalım. Hurmanın meyvesinden, nasibimizi bilelim. Dileyen maddeye, dileyen manaya yorar. Her kulu helvayı bildiğince karar. Kurulu düzen bozulur demeyelim, olaylarda kayguya düşmeyelim. ‘Dost.’ dedik geldik, elimiz verdik, ‘Anacağın biliriz.’ dedik, daha önce verdik. Var olanın darlıktan sözü olmasın, sorgusu durukta kalmasın. ‘Yoğurt yedim yetmedi, çiçek diktim bitmedi.’ diyenin şikayeti doğaya olsa da, sözünü ortada atmasın.” dedi MERYEM yürüdü.

7 Daha önce verdik. Her gelen, el verdiğine söylerse de; sözümüz, el alanın sahip olanındır. Dayanmayı dilediği yönde, yolunu bilene sorsun. ‘Bilen kim?’ denilirse, gönlünde HAKK'ı bulsun. Katık olsun, seveni bilsin, çatıyı örtene niyaza dursun. Elbet çatıyı örten YÜCE'dir. Ne var ki, kulunu vasıta kılar. Daha önce verdik, ‘Akım, kulunda şekil alır.’ dedik. Elektrik, dilenen yerde kullanılır. Ütü ile, radyo ile, süpürge ile, çamaşır ile. Her bilinen yerde, bilindiği gibi. Kulun aldığı akım da öyledir. Netice şekil alır. Ne var ki, yerini olduğu yerde bulur. Yapıda değil hata düşendedir. Hak ile HAKK'ı bulalım, darda olsak da O'ndan bilelim. Güzellik uyumdadır. Kayguya yer yok. Düzen kurulur, kul yorulur. Şikayetçi olmayalım, ‘Sarhoş.’ deyip, bilmeyeni kırmayalım.

8 SAHABE’den gelen, EYÜB diye anılandır. Sorulan kayba değil kazanca dönelim. Geçeni örtelim, dağıtanın demeyin ‘Dürtelim.’ Kayıt sizde olsa, sebepsiz değildir. YAZAN BİLİR, güzel olanı verir. Dumanı dağıtalım, soranı eğitelim. Yorumda hataya düşmeyelim. Kapanan kapı gümüş ise, ALLAH’ım altın olanı açar. Onu bilen kulu öyle geçer. Sanılmasın vakit gelmeden kulu göçer.

9 Ham meyve olacak, olanını yiyecek, ‘Güzel budur.’ diyecek. Güzelin tarifi olmaz, ‘HAK’tan.’ diyen çirkin görmez. Yaprak düşse söze girmez. ALLAH’ıma emanet olunuz. Görgüyü bilgi ile süsleyin, bilgiyi sevgi ile besleyin. Dağdan dağa ses veren, dönüşü alandır. Duyandan alandır.

10 “Dağda güzeli sevelim, bağda üzümü övelim; şarap oldukta, dileyene sunalım.” dedi HACI BEKTAŞ söze girdi:

11 “Sepet üzüme, sebep sözüme gereklidir, kaygu kuluna emeklidir. Sebepler güzele götürür, kaygu kulunu sedeften ayırır. Kayguyu silelim, öylece güzel günü bilelim.” dedi, HACI BEKTAŞ yürüdü.

MEVLÂNA’yım ben!

12 Söz ile gelir giderim, ÖZ ile her an beraberiz. Diktiğin ağaçta ‘Köke ineyim mi?’ deme, dalları eğilir. Ne var ki, gövdesinden gelecek, yapraklara verecek, gücüdür. Ağacın gövdesinde birleşen böcekler, sanılmasın ağacı kurutur. Sadece kabuğunu öğütür. Geçici olanın sözü, gelecek yaza kalır. Gelecek yazda, yeni yapraklar bezenir. Ne var ki, günde gövdenin kireçlenmesi gerekir, böcek gelmesin diye. ‘Kayguyu silelim.’ dedik. Ağacın gövdesinde değil, kabuğundadır oluşan. İlacını verende, kireç ile uzaklaştıranı göreceksin. Ne var ki, uyum gereklidir. ‘Dumanını dağıt.’ dedik. El ele, el dile, dil tatlı söze gereklidir. Bal yiyelim, bal diyelim, ‘YA ALLAH!’ deyip, kuvvet alalım.

ALLAH’a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH