30 Eylül 1977 (MEVLÂNA'nın doğum günü)  

MEVLÂNA’yım ben!

1 Gönüller hoşnut. YUVA'da olduk, her gelende YÜCE'ye sevgi gördük. 'Selam olsun, cümlede kendini bulsun.' diye niyaza durduk. Yüzümüz HAK ile, gönlümüz HAK için. Cümlede doğuştan anılır, doyuşa verilir; her hal ile sohbet dilenir. ALLAH'ım RAZI olsun.

2 Yerimiz bilene, gönlümüz sorana açıktır. Dilediğinizce veririz, her olayda güzeli görürüz. Yumuşak yol alana, kaydı günde bulana; sevgimiz açık desek, dünya halidir. Gün doğuşuna gözümüz açtık, gün batışına yumduk, ömrü öyle ördük. Uzun kısa alınır, ömre gün sayılır. Gün doğuşu ile batışı arasında kaldık, eğildik düzene uyduk. Sarıldık, 'Bezenen.' dedik. Çiçeklerde rengi, suda ahengi gördük. Here olaya denge kuranı öylece bildik.

3 YUNUS'um söze geldi: "Geldin aldın bildin, bildiğine uydun, uyduğun ile oldun." dedi, ömrün özetini verdi. Günümüz yarını söyletmez, yarın bugünü aratmaz, seven seveni taratmaz. Neden?.. İncinene yol açmaz. Yol bizim, han bizim. Gelen-giden, soran-arayan bizim. Sorarsam, 'Biz kimin?..' Biz bize, cümlemiz YÜCE'ye doğru. Arayan eğriyi sormaz, acı ile tatlıyı karmaz. Bal yenir, yendiği gibi sevilir. Biber sadece aşa katılır. YM. diyelim, yolumuzu sohbete bağlayalım.

4 Görüşü değerini buldu ise, diyeceği güzeldir. Desteği bildi ise, uyacağı özeldir. Dumanı dağıttı ise, sayfayı örttü ise, olanı olduğu gibi gördü ise; MERKEZ'im misali bulur, her olayda yerin çemberini alır. Gerçek, çokluğun birliğinde; gerçek, alınanın gürlüğündedir.

5 MERKEZ'im der ki: "Ağacın düzeni, kulunun gezeni, ulunun sezeni bilinir. Ne var ki, her olayda sebep aranır. Elbet olayın sebebi mevcuttur. YARATAN yerini, yolunu gösterir. 'Yoğurt neden ekşir?..' denirse, sebep sorulmuş olur. Aslında, düzenin içindedir olay. Geçmiş geleceğe örtü olmaz. Gün, geçeni örter. Çünkü geriye dönüş olmaz. Her doğan bebek bir gün evvel doğandan daha aydın doğar. Aydın olmaktan maksat; bilgi yükü ile. 'Nasıl?..' denilir. Her an yenilenen kainatta doğanın da yenilendiği unutulmasın. Genişlikten verilir. 'Kainat yenilenmesi nasıl olur?..' denilir. Alınan bilgilerde uyum var mıdır? Elbet vardır. Duman, gittiği yerde ne olur? Nerde toplanır? Suyun akışı nasıl bağlanır? Dönüşü olmayan her anı birbirine uymayan kainatta, bir öncekini bir sonraya bağlayan nedir? Hiç düşünüldü mü? Soruya verdik.

6 Söz ile Öz bağlanır, güzellikler söylenir. Ne var ki, kainatın düzeni akım ile denetilir. Her an, her zerre akım ile yenilenir tazelenir. Akım; gönlünde duyduğun AŞK'ın, yuvanda yediğin aşın oluşumunu tazeleyen olaydır. Çözüm aranır, 'Atom...' denilir, zerrelere bölünür. Yine de çözüm sadece arayana verilir. 'Akım.' denildikte çözüm, kulun bilgisinin çok üstündedir."

7 MEVLÂNA'yım! MERKEZ’imin sohbetinde yenilenen düzeni saydık. Her olayı açan ile seçene sunduk. 'Akım dediğine ne isim verdik?’ denilirse; susuz bırakmayan, havasız olmamayı, yeniye yeniyi katmayı bilen güç diyelim. Bilen güçten maksat; YÜCE ALLAH'ımın EMRİ'nde olan, kainatın düzenine baraj kuran, dönen ile söneni anında birbirine bağlayan güç. Elbet HAKK'ın tecellisi. İşte o güç her doğanı bir gün evvel doğandan bilgin kılan güçtür. Bilginden maksat elbet alim değildir. Bir bilene, iki bileni üstün sayar. Ne var ki, her seveni bilenden üstün kılar.

8 'Kucağım açılsa, sevgim saçılsa.' denilir. Konuk gelen her kulunda aynı sevgi görülür. Aradığım yapıya, açtığım kapıya her kulu sahiptir. Sevgiden söz edilir, doğuşta saz çalınır. Doğuşa değil, oluşa sevinelim. 'Akımını bol aldık, bolluğu öyle bildik.' diyelim. Akım, sevgi yüklüdür, bilgi yüklüdür. Ne var ki, her kulun kendi şeklidir. Kulun niyetinde şekil alır. Her var olanda tecellisi görülür. Uymayı deneyelim dediğimiz odur. Sevgi buldurur, uyanı oldurur. Unutulmasın, geriye dönüş değil, her anı yaşayış vardır. Her an, kuluna bildi ise kardır. Yüz ile verilen, akım ile sezilen odur. Rüyayı güne bağlayan, olayda kulu eyleyen düzen; akımın tesiri içindedir.

9 'Gece ile gündüzde nasıl tecelli eder?' denildi. Değişen sadece kulun düzenidir. 'Niyazın gecede sevabı çoktur.' denilen, katıksız alınan akımdır. 'Katıksız nasıl?' denildi. Yumuşak kulunun düzenine uymayan, hali halini bulmayan; yalnızlıkta uyar, uyduğu anda duyar. Duymaktan maksat, güzellik gönlüne dolar.

10 Yapıya girdik, sofrayı kurduk, cümle ile BİR olduk. Yaprak misali ağacı süsleyenleri sevdik, kökünü besleyene 'ALLAH'ım RAZI olsun.' dedik. ALLAH'ım RAZI olsun. Cümleniz andınız, doğuştan sordunuz, dünya haline halimi bağladınız. Hoşnutuz, hoşnut olunuz, sevgi ile el ele veriniz. YUVA'mıza gelen her dostu katıksız seviniz. Seven sevilenden olur. Ne derse desin, nasıl uyarsa olumuna bulsun, kaydını sevgi defterine yazsın. Şahit bizden sorulmaz, kayıt asla kim olursa olsun silinmez. Aydan olsa bile, yıldızdan sorsa bile. Elbet sorduğu yine de YÜCE'dir. Biliniz ki, sorduğu an gecesidir. Çünkü ay da, yıldız de gecededir. Ne var ki, gün de gece de yazıdadır. Gün sevenin, gece örtenin değildir.

11 Kucak dolusu sevgi ile geldi, MERYEM söze girdi: "Sepet olmasa, dua  dolmasa sergiye varılmaz, elma sorulmaz. Sevgili aranmazsa bulunmaz. Arayan ile geldik. yuvasında kaldığımız, sevgi ile anıldığımız günde geceyi paylaştık. Durak olmadı, hata bilmedi; sevdi, gününe doymadı. Sohbette aldığına, yorumda kaldığına gönlümüz ile katıldık. ALLAH'ım RAZI olsun. 'Sevenler arayana el versin.' dedik, dost ile postu diz dize serdik. 'Dizde güç, bizde haç.' diyene; elde olana değil, gönüle dolana dayandık, öylece BİRLİK’e geldik, BİRLİK’te ERLİK’i bulduk." dedi MERYEM sevgilileri kucakladı. "Sohbetim oluşacak, her sohbette MERYEM sizlerle buluşacak." dedi yürüdü. ALLAH'ım cümleden RAZI olsun.

ALLAH'a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH