6 Ekim 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yemeyi bilen, doyuma uyandır; sevmeyi bilen, vermeye amade olandır. 'EYVALLAH!' diyelim, amade olduğumuzu bilelim.

2 Sebepler yerden değil YÜCE'dendir, uyduğumuz gecedendir. Gündüzü bilen geceyi böler. Olmazsa düzen olur mu yozan? 'Yanlış.' denilmesin. Düzende yozan bilinir, uymayanda bilen aranır. 'Vereceğiz.' denilen odur. Hata düzende değil, yozandadır. Düzeni değiştirmek kulun gücünde olamaz elbet. Amma, yozanı gören bilenden ise durmaz elbet. Dosdoğru verdik. Bilenden olanları gönülden uyanları, 'Vazifen.' dedik, YÜCE'nin EMRİ'nde vazifeye çağırdık. 

3 Yönetimde olanlar, denetimde olanlarla yağış misali toprağı ellesinler, yağıştan önce olduğu gibi bellesinler, ekime hazır tutsunlar. (Yağıştan murad nedir?) Yağış denilen; güne kadar, günden sonra verilen, verilecek olanlardır. Daha önce verdik, 'Toprağı doysun, verici hale gelsin.' dedik. Toprağımız hazırdır, şüphesiz olalım. Şüphe verişi engeller. Doyuma giren toprak; kar ile de örtülse, buz ile de kaplansa, asla verişten kalmaz, bilakis güçlenir.

4 Güzel yollar aldık, güzel günler bildik. Olmayı denedik, uyumda karar kıldık. Kundak idik açıldık, köprü olduk geçildik, 'Veren.' dedik seçildik. ALLAH'ım gücünüze güç katsın, her bünyeden şüpheleri atsın. Yolumuz beraberdir el ele, YEDİLER ile yol yola, yaprak ile dal misali hal hale.

5 Var olanı vereceğiz, 'Yok.' diyeni seveceğiz. Yok diyen arayandır, karışık saç misali zoru tarayandır. Sabır bizde olacak, yok diyen zorlayacak. Şartsız çıkalım yola, beklemeden girelim kola. Dar olanı görelim, zor olanı dürelim. Arayanda SEVGİLİ'yi bulalım.

6 "Dost ile dostluk kulun halidir, zor ile dostluk ER'in halidir." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

7 "Derdest olalım, sohbetleri gün-gün kuralım, kuran ile bir olalım, birlikte suyun akışını görelim." dedi, sözü MERYEM'e verdi:

8 "Dağdan dağa aşamayan, taş üstünden düşemeyen; ne dağın güzelini bulur, ne taşın düzeninde durur. Gerçek yapraktan aransa da, kökünden bilinir. Her anda vakit sorulur. Vakitte doğuş vardır, doğuşta oluş vardır. 'Yerim ne kadar dardır.' diyenin sözünde yerden maksat dünya düzeni ise, 'Gönülden uzak kalma.' diyelim. Gönlünü dolaştıran, kainat ile oluşturan elbet yeri dar görür." dedi, YEDİLER'den selam getirdi.

9 "Selam olsun, dünden bugüne uyum getirsin." dediler, sayfaya TOKTAY'ı kaydettiler. 'Nasıl?' denilir, 'Kimden?' diye sorulur. Geçinden olduğu, uyumadan bildiği, uyandıkta bulduğu taydır. Yapıda yeri vardır. Adı anılmasa da, tay ile yolu vardır. Doğaya baka-baka, dizini büke-büke; günden gününü aştı, SAHİBİ'ne öylece ulaştı, sevgisi kullarına oradan bulaştı. Adı TOKTAY kaldı. Günün yorumunda MEVLÂNA söz alır, AŞKI'ndan ÖZ verir."

10 Düzende bulduğum, özen ile verdiğimdir. Özen ile verdiğim, cümleye serdiğimdir. Sadece dünya günümde AŞK'ımın kökünü bulamadım, kimden geldiğini bilemedim. ŞEMS'i gördüm, ondan sandım. Çiçek ile böcekten bildim. Kuyu ile havuzu gördüm, 'Yolum oradan mı?' dedim. Dolana-dolana deryayı buldum. Deryayı buldukta, katreyi dahi sarmaktan uzak kalmadım. Yeni'den aldığımı, günümüze verdiğimi OMAR'dan bildim. Öylece onun AŞK'ı ile AŞK'ımda eşitlik buldum. Delice yazdım, delice söyledim, doluca sevdiğimi gönlümce dedim. 

11 'Mesnevi.' denilir. Sanılmasın her ağızdan dökülen yazılıdır. Ayık olduğum, kalem tuttuğum günün notlarıdır. 'Not alan?' denildi, ZERKUB'un yazdıkları soruldu. Ne yazan ne çözen yetmedi, nefes kesilene dek sözüm bitmedi. Nefes kesildi, yıllar geçildi, hala söze söz, AŞK'a AŞK katıldı. 'AŞK'a AŞK nasıl katılır?' denilir. AŞK'larınız AŞK'ıma katılandan değil mi? ALLAH'ım cümlenizden RAZI olsun. 'Yazılan her satırda ALLAH'ımın ADI anılsın.' dediğimiz odur. Not alan, 'ALLAH'ım.' diyenin yazısında sevgiye çağrı vardır. EYVALLAH. Daha önce dedik; sözümüzden katılsın, bal şerbeti sunulsun. Bal misali yazılıdır. Değerinde, Ümmeti'ne sesleniş vardır. ALLAH'ım cümleden RAZI olsun. Sözümüzden katıldıkta, satırlara atıldıkta, bal şerbeti denilir, her bünyeye sunulur. ALLAH'ım RAZI olsun. Suyun aktığı yerde kendini bilen bulsun. ALLAH'a ısmarladık diyelim, son sözü YUNUS'uma verelim:

12 "MEVLÂNA yolun hancısı olsa, alanlar gelip geçse; sözümüz rüzgar alıp götürürdü, YUNUS'u ağaç köküne yatırırdı. Verişimiz, hancı yolcu misali değil. Derman dileyenin, 'Yolum nerden?' diyenin, sohbette AŞKI'nı dile getirenin buluştuğu halleştiği sohbet sofrasıdır. Öyle mi, böyle mi diyenlerde dahi, sorudan soruya geçirir, doğruyu buldurur. Es diyelim rüzgara, eğlen her dala sevgimizi söyleyelim, geçtiği yerlere selam gönderelim. Belki bileni bulur, kulağında selamımız kalır. Nasıl ki konuk gelen, geldiği gibi dönen kullarında sesimizin izi vardır, her selamda RESULÜ'nün Sözü vardır."

13 ALLAH'ıma emanet olunuz. Selam RESULÜ'ndendir biliniz. Yeni'den verdik, yeni'den alanları selamladık. 'ALLAH'ım güçlerine güç kat.' diye niyaza durduk.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH