|
15 Ekim 1977 MEVLANA’yım ben! 1 ‘Yolumuz.’ dedik, sevene geldik, cümleyi selamladık. 2 YUYAN olduğumuz, yapıyı bildiğimiz, yolunuza durduğumuz bilinir. Gayret hayret ile silinir. Dert aranmasın, yumuşak yolda olanın sevgisi bölünmesin. ‘Sahip olduğum, seferde bulduğum genişliği siler.’ diyen yanılır. LOKMAN’ın sözüne duran, gayrette bedeni yoran; sanılmasın seferi bildiğince görür. 3 Sebep sepetten gelmez, çirkin güzeli silmez. Yorum düzedir. Olay yorumun sayısına değil, sevgisine bağlanır. Doyuş yorumda değil uyuştadır. Almayı dileyen, yerini değiştireni silmesin. Konuk gelenin konuk kalmayacağı bilinsin. ‘Gezdim gördüm, güzeli çirkin ile ördüm.’ diyen, sevgide ayrıya düşmesin. 4 “Sevgi bölünmez, yoruma ‘Güzel-çirkin.’ diye düşülmez.” dedi, YUNUS’um söze girdi: 5 “Sahipsiz tarla olmaz, bakımsız tarla vermez, yaprak düştüğü yeri yormaz. Yarım yapı örtü almaz, yarım sevgi ölçü vermez. Olum yapıya ortak olsun, seyrinde hatalar silinsin. ‘Hatalar nedir?’ denirse, ‘Denedim sevmedim, gördüm bilmedim, gerçeğe uymadım.’ dediğin, yanlışa götüren yoldur. Kulu sevdiren, haldir. ‘Toprağı sever misin?’ dersem, ‘Çamurlu toprağı sevmem.’ diyeceğin açıktır. Sözüm; toprak çamur olmazsa, kul toprağı bellemezse; ekini alamazsın, buğdayı saramazsın. Sev toprak çamur olsa da, sev kupkuru kalsa da, sev zararlı bitki verse de. Toprak dileneni verir. Zararlı denilen bitkiden, bilinmedik şifa gelir. 6 YUNUS’um yola durdu, yolda geleni sordu. Doğuşun denenmezse, oluşun kınanmaz. ‘Alamam, yerimi bulamam.’ dediğin olayda, ‘Açılan kapıyı görsen.’ derim. Sevmeyi dene, yaprak düşse de; sevmeyi dene, ateş yaksa da.” dedi, YUNUS’um yürüdü. 7 Çok ile azı sorma, ekşi ile tatlıyı karma. Salatada ekşi, baklavada tatlı güzeldir. İkisi beraber yenmez. Yense de güzel gelmez. 8 “Yumuşak olduğuna, yolunu bildiğine, gelişe uyduğuna selam olsun.” dedi, MERYEM söze girdi: 9 “ ‘Şahit istemez, güzel silinmez, ‘Ne olurum?’ dersen, bilinmez.’ diyene de ki; ‘YAZAN bilir, okuyan ancak izin olursa verir. ' Sorun yersiz değil, geçit senindir. ‘Oruç.’ dediğinde, suyun aktığı yola ulaştığın görülür, el-ele verilir. Görgüye demeyin ‘Nasıl girilir?’ Seven seveni bulur, olduğu yerde durur, her halde YARDIMCI gelir. Gayrıya yer yok, sevgide gönül tok. Sevgimiz yayılır, sevgimiz ile bir olur.” 10 ‘Ayyaş.’ diyen, HACI BEKTAŞ’tan yol soran; yolunu yokuşa sarandır. HACI BEKTAŞ; ayyaşa değil sarhoşa yol verir. Sarhoştan maksat; AŞK ile oluşan, meşk ile söyleşen, hal ile eyleşendir. AŞK’ta oluş, oluşta buluş, buluşta gerçek vardır. Gitmek-gelmek, denizde kumu saymaya benzer. Denizden kumu alsak, sayıyı dile versek, söyleyişe sofra kursak; doyuma vermez. 11 Hal ile gelen, yapıya denk saymayı deneyendir.
Demir tavında,
güzel
halinde uyar.
Eriyenin şekli mayide,
karılanın
hali eldedir.
Her olay dildedir.
Olduğu gibi bilinir,
gün
geldikte çözülür.
Su ile oluşan, yolunu suda bulan,
dar yolu
genişleten. Yapısı küçük, doldurduğu yer büyük olan. ‘Samur.’ denilir,
yapısı anlatılır.
Yalnız kürklü değil; oluşturduğu olayda
yolunu açar,
aşılmayan yoldan geçer.
Geçitte yapıya eşik,
düzde
gelene beşik olur.
12 Denenmiş olan değil, söylenmiş olan vardır. Sorular yapının kapısını açanadır, gerçekten kaçana değil. HAZRETİ ADEM için soruldu, yasak elmayı niye yedi? İnsanlar çamurdan mı yaratıldı? ALLAH’ım dilemese, kul yiyemezdi, elma-buğday diyemezdi. “OL.” DEDİ OLDURDU, kainata “KUL.” dedi, sevgi ile oluşturdu. Kainat akım ile doludur, akımdan nasip alan kuludur. Akım ile her olay gerçekleşir. Akımdan az veya çok nasip alan vardır. PEYGAMBERLER katıksız akım yüklüdürler. Az akım alanlara yardımcı olurlar. Daha önce dedik, ‘Sevgi bulaşıcıdır. Akımın azaldığı, sevgisizlikten belli olur. PEYGAMBERLER akım yüklü gelirler, yayarlar. Elbet yeni gelen; bir evvelkinden daha geniş oluşturan, çevrede daha çok buluşturan fikir getirir. Mükemmel oluş, yaşantıya değil sevgide birliğe bağlıdır. Aldığını bilen, ‘ALLAH’ım?’ diyen her kulu, mümindir. Daha önce dedik, alemlerin oluştuğu, sevenlerin buluştuğu düzendir. Yorumda ayrıya düşersek çözüm getirmez. Bizler ancak trafo olabiliriz, O’na bağlı kalabiliriz. YÜCE ALLAH’ım, yapıya kumunu vereni, karanı, duvarı öreni bilir. Sevgi ile oluşanı görür. Sevgisi belirlidir, ne var ki akımı yüksek olan görür. 13 Olaylar mevsimler gibidir, gelişir-oluşur-bölüşür. ‘Ölüm.’ denildikte, bedenden sıyrılır. Güzellik, yaratılıştadır. ÖZ’e indikte göze görülür. Sadece sevgi, akımı arttırır. Seviniz, ne olursa olsun, nasıl gelirse gelsin. ‘Sorgusuz kalınsın.’ dediğimiz, hep odur. Duyanın gördüğü rüya ile, uyuyanın gördüğü rüya bir değildir. Akım ile yüklendikçe, rüya da verici olur. Açılan, genişliğe varılan, sevgiye örnektir. Yerinde zamanında oluşumu gösterir. Ayağım yerde, gözüm suda oluştu. Sevgim yeşil taş misali kumda buluştu. 14 Olayın değişeni değil, gelişenidir gerçek. Yazılan, olduğu günde gelir. Ne geç kalır, ne erken varır. ‘Düğüm.’ denir, düz iplik sorulur. Ocağı yaktığımız, kapıdan baktığımız bilinir. Ne var ki, araya ayna konulur. Sertlikte düzen bulunmaz, sahifeyi baştan almadan sona gelinmez. Arifi gelenden sor, güzeli bilenden sor, aynada görenden sor. Şarkı kulağa hoş gelir, ne var ki yazıda düzeni bulur. Düşünce birliği, sevgi gürlüğü, yardım etme sevinci; genişlikte yerini bulur. Dünya uğraşı kulu oldurur, yapıda kendini buldurur. ‘Bu dünya.’ dediğin, bastığın toprak ise, sorarım düşen yaprak nerdedir? ALLAH’a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|