|
16 Ekim 1977 MEVLÂNA’yım ben! 1 'Yediğim
giydiğim burda, sevdiğim saydığım nerde?' dersen; güçlüğü
yendiğin yerde. 'Dur.' diyene sormazsan, YÜCE'ye gönülden varmazsan;
bildiğin vermez, gördüğün sermez, mantık hiçbirinin yorumuna uymaz.
Onun için yediğin giydiğini yapıya, sevdiğine saydığına;
yapraktan aldığın misali düşün. 2 YM.
Doğuştan yoluna duranı sorar, her olayı dağınık yorar. Olumda
sadelik arayalım, öylece mantık ile çözüme varalım. Seyrinde yorum, rüzgara
katılmış yaprak misali döner durur. Yaprağı dalda gör, kulunu halde bil;
o zaman dağınık düşünce yerini bulur. Her olaya çözüm görülür.
Olayları sondan başa değil, baştan sona götür. Çünkü, başı
bildiğindir, sonu yorduğun! Olayın yorduğun gibi
çözüleceğini nasıl bilirsin? Onun için dedim, olaya ters yönden girme! Söz
ters gelse bile, gelecek gün beklenir. Ne diyenin sözü ile, ne bekleyenden,
olay bilindiği gibi gelmez! Gedik açıldığı gün, taş yolda
kalmaz. 3 MEYDAN sorulur,
görüşte açıklık aranır. Doyanın aradığı hem dengidir, sevenin
sorduğu ahengidir. YM. 4 YUNUS'um der ki:
" 'Doymam.' desem, aşı yanlız başına yesem; olumsuz denir diye,
yuvama eş, soframa arkadaş aldım. Yumuşak yastık diledim, gün
geldi başı taşa koydum. Ne yumuşaktan sevindim, ne sertte
yerindim. Almayı dilenen, elbet verilir; ne var ki, sadece AŞK ile örülür. 5 Cennet
denen yerdedir, Cehennem dayanılandadır, dayanabildiğin kadar Cehennemdir.
Elbet ondan ötesi cennet! Ayak götürür, el eli tutturur. AŞK bülbülü
öttürür, meşk sohbeti açtırır. Sohbet, Cehennemin bittiği yerdedir!
Gölgede bekleyen, yolunu uzatır! Güneşte yürüyen, yoluna tez varır! Madde
ile mana! 'Dolu dizgin gideyim, yolum nedir bileyim.' denilende, sabırdan yer
alınmadığı görülür. Aslında kulun dilese dilemese, yazıya uyacağı,
olanı olduğu gibi alacağı bilinir; ne var ki, dilden şikayet dökülür.
'Şikayette yarar mı zarar mı vardır?' derseniz, yararı da zararı da
kulunadır. Olacağı olduğu gibi bilen, hem kendine hem de etrafına
huzur verir. 'Mendili aldım, yaprağı sildim.' dersin; yaprağı sen
silemezsin! 6
Yeni'ye yol açtık, her yoldan yoruma geçtik. ALLAH'ım hayır olmayanı vermez!
Kul, yazılmayanı dermez! 'Aradığım gelse idi, kaderimde olsa idi.' deme!
Çünkü kulun yazısı değişmez! Değişenin elinde
olacağını düşündü isen, hangi gün yolunu kendin çizdin? Her olayda
plan kurdun, neticede aksini gördün; olanda kendi planını mı buldun? Cenk,
kazanan için zaferdir. Her cenge giren kazanmak için girer, olmadık olay düzeni
bozar. Demek plan kulun gücünde değil. Olaylar yazılıdır, kaderde
kazılıdır. Ne durdurabilirsin, ne değiştirebilirsin. En güzeli,
'ALLAH'ım SANA havale ettim!' dediğinde görülür. 7 YUNUS'um. Çevreyi saralım, her
kulunu görelim. Kimde ne var. Dertte yardım dileyen. Kelam et!” MEVLÂNA'yım! 8 Hummalı oluştan, olayı
dağınık görüşten; hatalısın dedik, daha önce verdik. Yeniye yerden,
eskiye serden kapı açılır. (Kapı çalınır, f.u
girer. Üç kişi olarak tebliğ alınmasına devam edilir.) 9
Cümlenize selam olsun! 10 'Koyun kuzu sürüde, çoban gider
geride, yolum kaldı yarıda.' dersiniz, gerçeği pencereden ararsınız. Kapı
açıktır; gönül aldığı kadar, niyaz edildiği kadar. 'Çok olsun, az
silinsin.' demeyin. Aza da şükür. Çoğa niyaza durun. Huzur ile
BİR'liği bulun. 11 Yaprak yaprağa benzemez, çiçek aynı
kokuyu vermez, ULULAR her yuvaya postu sermez. 'Katıldık sohbete' diyenlerde,
her hal ile sabır görülmez. Planı olduğu gibi alalım; sevgimizi, bilene
bilmeyene verelim. 'Bildiğim.' denilmesin. Elbet bilinendir; ne var ki
yazımız cümleye okunandır. ULULAR vericidir, ALLAH'ım vazifeli kılar. Sabırda
olmayan, ULU'ya gelmez; sabırsız olsa ULU denilmez. Sabırsızlık kuldadır. Sitem
dersen, denenmiş yola yön çevirirsen, aldığında sitem ararsın.
Postumuz oluşur, yorumda gelişir. 12 Sorguya yol açan, yoğun
çalışmaya giriş halidir. Soğuk sıcak demeden, yolu çamur
görmeden açacağın yolda, tutacağın elde genişlik, elbet akımın
artmasına yol açar. Niyaz ile gerçeğe uyacaksın. YM. Şahit sorma,
vurgun arama. Vurgun; dar alan, ne var ki kendinden kaçandır. 13 Dorukta olan yaprak, güneşe
bakandır, yeşilden en güzeli alandır. Gölün verdiğine değil, nehrin
akıttığına uyalım. Duran ile varan. Bağda üzüm denilir, unutulmasın,
koruğu da yenilir. Beklenen
yerindedir, deme 'Gün serindedir.' Soframız kuruldu, aç olanlar gelsin, mana
sofrasından nasibi alsın. 'Elmayı dörde böldük, dördün ikisini aldık.'
dersiniz. Deneyen, geyik misali bulur, yönü dönse de çevreden alır. Kayguya yer
yok! Demediğin sözde, almadığın gözde uyumsuz bırakma. Yol açan yardımcı
olandır, bilsen bilmesen akımda uyulandır. 'Katre katre aldığım, yetti
güzel dediğim.' deme, güzeli yorumda bırakma; aklına, geçeni takma. Senden
aldım, sana derim. Eğitenden olanın, öğüttüğü, buğday
olsun; asla yolunda taş görmesin. Gerçek koruk misali önce ekşi gelse
de, olumunda tad alır, kulu sevgide bulur. 'CAN, CANAN için.' dersin, canı
canda seversin. Sevilen, halde olsa güzeldir; halden uzak kalan, çirkinden
sayılmaz; tatlı aşa acı biber katılmaz. Sevgin oluşur, oluştukta
buluşur. 14 Açıkta olan, kuyuda kalana
benzer. 'Arkamda kalan.' de. Yorumsuz kalma, sorusuz kalmayı dene. Sende
olan, sende kalır, handa yolcu olur. Aynayı eline aldın mı, yumuşak yolu
buldun mu; 'Seven...' deme, 'Seveyim.' de. Katıksız seçen, aşından geçendir.
Süt dilersin, yoğurdu 'Katıklı.' dersin. Günün olayını verdim.
Yoğurt süttendir amma süt değildir. Değişen,
katışandandır. Düşünülen, YM. 'Süt verdim süt alayım.' dersin,
yoğurdun gereğini
unutursun. 'Haberini alayım, seyrime güzelini kurayım.' dersin. Haberini
aldın, görmeyi dilersin. Kayıtta yazılan görülür. Her olayda, YUNUS misali
yorum açılır. Sütün yoğurt olması gerekli ise, yoğurt olacaktır;
yerinde, şifa da verecektir; sana günde çektiğin kaygu kalacaktır. ALLAH'a ısmarladık LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|