17 Ekim 1977 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Göz ile görmeyen, gönülden almayan, güzeli sevmeyen yolumuzda değildir! Sohbetimizde olan, olayları güzelde gören, gerçeğe açılan kapıdadır. Yol elbet HAK YOLU'dur, kul HAKK'ın kuludur.

2 Yeni'ye yol açtığımız, düzene çiçek sunduğumuzdur; ayağından başına, gözünden kaşına her kuluna verir; seven ile sevileni, yeren ile övüneni ayırır. Konuk değiliz, YUVA'dayız; denilmesin yerde değil havadayız. Kucak açan her kuldayız.

3 Gerçek, bilinenin yorumudur; bilinmeyen sorun olmaz. Kayıtta olan yerini çevirmez. Dert-dert ile bölünmez. Sevgi verelim, sevgi alalım; derdi HAK ile halleşelim. Her kulun kendine dert dediğine. Görüntü dert olsa da, uyuma kapı açar. Koğuş çokluğa denir. Birlik var ise, huzur ordadır. Daha önce dedik: 'Huzur ne alınır ne satılır, gönülden edinilir.' Var olana sevinirsin, yok olana yerinirsen, düzenden şikayetçi olursun. Var olan nedir? 'Neden?' denmedi, yok olan soruldu. Var olan bilinendir, yok olan beklenendir de ondan sordun. Daha önce verdik, 'Var olan yok olmaz, yok olan bilinmez, sadece fikirde şekillenir.' Sözümüz cümleyedir. Şekilden yorum, kulunun özelliğidir.

4 'Ay.' diyene yıldızı gösterenden olma; güneşe bakana yorumu çölde verme! Güzellik odur ki, yorumda çiçek açılsın, deme yapraklar dökülsün. Geçici olana gönül koymayalım. Gönülden aldık, gönülden verdik. Alan bilir. 'Kuşun kanadında yavru gezinirse, düşer.' demiyelim, yedek düzende kendimizi görmeyelim, almaya vermeye aracı koymayalım, sergide hata bulmayalım. Günün geçici olduğu bilinir, senin yolun da görülür. YM.

5 'Demir asa, demir çarık.' diyene de ki: 'Kum düzde, YUVA gözde, söz bizde.' Koyun ile kuzuda, güzel gelen yazıda YUNUS misali olalım; 'Kemik itte, yol atta.' diyelim.  

6 "Soyunmayı bilene, arınmakta selameti görene yardımcı olalım." dedi, YUNUS'um yola kattı. "Dar çerçeve yoğurur, yumuşak kulunu kayırır; 'Selam sana!' diyene, selamını gönderir. Sabah akşam yaprağı yesin, 'Şükür ALLAH'ım!..' desin. Çağı geldi geçirir,  bol su aldı taşırır, HAK YOLU'na düşürür." 

7 'Yoğun çalışalım!' dedik. YUVA'da görevli olduğumuz. Gayret hoş, ne var ki denir 'Boş.' Boşa gün doğmaz! Vazife alan gecikmez. Her vazife alan yönelmeli, gelenin adını almalı. Vazife alanları, duada olanları. (Neden her soruya yanıt vermiyorsunuz da 'Bekle gör!..' diyorsunuz?) ALLAH'ım İZİN vermez! Gönül diler ki, denilmesin; denilen anında yapılsın. Söz ile denilen, yosun misali sakin, samur misali yoğun çalışan olsun. Önce sohbetler tekrar-tekrar okunsun, her kul kendine değil, etrafına bakınsın. Kendini gördüğü, çevrede nokta misalidir, her kulun dert, masalıdır. Masalı geçelim, olanı olduğu yerde bulalım, muhabbet ile saralım, yorumda yerini bilelim. 'CAN.' diye saralım, 'CANAN?' diye soralım; kuyuda gördü isek, el verelim. Yoğun çalışma böylece başlasın. ALLAH'ıma emanet olunuz, görevde yerinizi doldurunuz!

8 Yorumda aldığı, daha önce verildiği gibi. Çok önce verildi. Rüya değil vazife. Güne hazırlandı. Değirmende, buğdayı getiren, unu götüren. Yeniye uyalım; 'Buğday nedir, nerde olur?' diyelim; 'Unu aldık, nereye veririz?..' diye düşünelim. Vergimiz sadece bir yurt, bir ocak, bir bucak değil, cümleye kucaktır! Değirmen, cümleye çalışır, her dileyen alışır. Sohbetin değirmenidir. Buğday gelmedikçe, değirmen çalışmaz; değirmen çalışmazsa, un alınmaz! Buğday sohbetlerimiz olsun. 'Katı gelen yumuşak karılsın desek, ne buğday katıdır, ne un sathi. Gerçeği alalım, gerçeğin aynasını dileyen kuluna tutalım. Kulunu buğday desek, un misali öğütsek, gerçeğin görgüsüne uymaz, buğdayda yolun sormaz. YUVA'nın gelişini, YUVA'nın verişini koyun misali saysak, koyunun kürkünü soysak; bildiğinin etidir, verdiğimin otudur. Her alan vereni bilir, değirmene buğday misali sevgisini getirir. Genişlik verenden, el ele olandan ALLAH'ım RAZI olsun.

9 Düzeni kurmadınız ki. Düzen oluşturun, gelenden buluşturun. 'Hatalı mıyız?' demeyin. Dedik ya, 'Buğday olmadan değirmen olmaz!' Topluluk kurulur, sohbetler karılır. Sohbetin olduğu yer YUVA'dır. 'Genişlikte yorum geçerli midir?' denirse, yapıya uygun gelen kapıda durulur. Aynayı aldı isek sohbeti açalım. YUVA'nın yerini aramızda seçelim. Geçici olmaz; düzene uymalı, gideni geleni duymalı, kapı her dileyene açılmalı, şikayetten uzak kalmalı, 'Açayım.' diyen, yapıya uymalı. Her vazifeli toplanır, seçim öyle derlenir. Günde YUVA, olduğumuz yerdir. Yapıya kapı gerek. Her kula açık olsun, desti dileyen YUVA'ya gelsin, elini uzatsın suyunu alsın. Esen yelden soralım, güzel günden bilelim, her olaya 'Güzel.' diyelim; ne var ki, gönülde olandan yoruma dumana vermeden söz dileyelim. Seçim, vazifeliler arasında olsun, her vazifeli karara katılsın.

10 "Ay gözümde, AŞK ÖZ'ümde güzeldir. Dert oyalar. Yerini suda bileler." dedi, RABİA geldi: 

11 "Küçük büyük demeden, AŞK oduna yanmadan, suyu içip kanmadan; yarına bakamazsın, yere diz çökemezsin. Yaprak-yaprak açılsın, köprü geniş geçilsin, güzel çirkin aşılsın; yemeni giyenle yadını alan, güneşte ayran içsin. Yanana sunulan."

12 Sevenden olalım. Sevdik sevilelim, olduk bilinelim, sohbetle bulunalım.

ALLAH'a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH