16 Kasım 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Ozan söyler, sazın çalar. Kucağını açan cümleye sevgi saçan kulunda, mutluluğa götüren olayları açık gördüren düzen kurulur. 'Nasıl?' denir. Her on kulun biri, sevgiden söz ederse doğuş görülür. Kıyam, ulu orta demiyelim. Çok büyük bir olaydır. Somut örneğini almadan, dile vermeyelim.

2 Yeniye dönüş dedik, günde öyle verdik. Yeni ile kıyam, yorumun değerine bağlıdır. Olaylarda bilinecek olanı, kehanet misali söylemeye kalkarsak; soylu ile soysuz yerinden oynar, darda olana taş koyar. Kıyam, olaydır; yeni, beklenendir. Yapıda değil, sözde özür olur. Yeniye uymayanda özür aranırsa; yapıdan değil, sözdendir, görmeyen gözdendir. Hile ile, yuyanı yayan, 'HAY' diye toplar. Karda düz, düzde iz görürsen, ayağındadır.

3 Yaprağın dili dedin, çiçeğin özünü sordun. Değişen ses düzeninden değil, yaydığı enerji duyguya açılır. Yapraktan sordun ya. Güneş ile halleşen, toz ile birleşen, hava ile sözleşen; topraktan aldığını güneşe ileten. Değil, üzerine oturdun, yayılana söz ettiğin, güneş ile arasındaki düzene baktığın, çimen dedin serildin. Yayınladıkları enerji. Verimde, küçük-büyük az-çok yoktur. Çimen denilir geçilir, verdiği hangi terazi ile ölçülür? 'Duymayı denesem, alır mıyım?' dersin,  elbet alamazsın. Görmek te herkese nasip değildir. Elbet göremez, sen de her zaman göremezsin. Ne var ki bitkide devamlı sevgi akımı, verici akım vardır. Her olay gereklidir. Devamlı alışa kulun gücü yetmez, unutulmasın alacağı bitmez. Yük üstüne yük vurulmaz. Her olay birbiri ile karılmaz. Elbet gereksiz değil. Ne var ki bir bedeni bütün bilmek için; kemikten ete, kandan deriye, beyinden ciğere bilmek gerekir. Madem ki kainatı bilmemiz gereklidir; yaprağı bitkiyi bilsek, 'Ciğeridir.' desek, noksan bakmamış oluruz.

4 (TANRI vergisinin özeti nedir?) İnsan. Yoğun çalışma dedik, öylece girdik. Cumayı bildiğimiz, sevgi ile bağladığımız, Dost-Dost diye sohbeti kurduğumuz bilinir. Yapıyı kurduk, bahçede gördük; parkı oluşturduk, orman olacağız. Ormanda konuğumuza görev vereceğiz. Kaptan Tim’inde görevli.

5 YUNUS'um der ki: "Miras yerden ise, cümlenindir. 'Gördüğüne ver.' diyeceksin, öylece kendini bulacaksın. Ölmeden öleceksin, sevmese de seveceksin. (Ölmeden ölmek gerçeği bilmek midir?) EYVALLAH. (Gerçek nedir?) Açıktır. Daha önce verdik. (Gerçek sevmek demiştiniz değil mi?) EYVALLAH. (İnsan bilmediği ve hiç kimsenin bilmediği şeyleri nasıl öğrenir?) Görünmeyen açılır, çözülmeyen örülür. 'Çözülmeyen nasıl örülür?' derseniz, elbet çözülür de örülür. Vergimiz, cümleyedir. (Sabahat Abla, bazen yazıdaki gibi konuşuyor. Sanki transta gibi geliyor bana. Öyle mi?) Yazdığından söylediği ayrı değildir. Uzun demez, kısa söyler. Her dilendiğinde cevap bekler, az-öz. (Konuşarak bilgi alabilir miyiz?) EYVALLAH.

6 Delide özellik, VELİ'de güzellik olur. (Delilik nedir?) Olumsuzluktan sıyrılış. (Delilik olumluluk olamaz ki.) Sence olumsuz. Derdinden kurtuldu ise olumludur. Ben sende iken, benden alırsın, kendini nerde bulursun? (Sende bulurum.) EYVALLAH. Dilden verilen, akım yüklü olur. Geldiğimiz günden, dilden veririz.

7 GARİB'in dilinden veririm; vasıta asla olmaz. HAK ADI'na verilende, vasıtaya gerek yoktur. Köprü açıktır, kanal tektir. Ormanı oluşturacağız, yemeni giyip dolaşacağız. (Gezilere mi çıkacaksınız?) EYVALLAH. Beni bildin, O'nu buldun. Benden aldın, O'ndan bildin. GARİB, dilden alacaksın 'SEVGİLİ'yi buldum.' diyeceksin. Sesinden alırsın, geldikçe bulursun. Gideceğiz geleceğiz. Konuşmasını alırsın, sonra dinlersin. (Teybe mi alayım istiyorsunuz, konuşmaları?) EYVALLAH. Gerçekte, gidiş-geliş gereklidir. Yolumuz açılacak. Gidiş geliş genişleyecek. Meraka yer yok. Her gidilen gelinende, uğrak burasıdır. (İstanbul mu?) EYVALLAH. (Merkez İstanbul mu?) EYVALLAH. Çünkü kaptan burada. (h. bey öyle mi?) EYVALLAH. Gemi limandadır, gönül... (Tebliğin bu satırları özgün defterde silinmiştir.) ...çeyrek kaldı seyre daldı, günler doldu, yumuşak gelen oydu. Seyirde düzene girer, olumluyu olumsuzu hayra yorar. Çift günde değil, tek günde gidilsin, günün tarifi öyle aransın. Gelişe çeyrek kaldı. iki ay denildi. Ayran sunalım, sütümüz var diyelim. Açık verdik ya. Ayran sunacağız, sütümüz var diyeceğiz. Ayran, yazdıklarımızdır. ALLAH'a ısmarladık.

8 'Git görüş.' dedik. Olumun verdiğini bekle gör. Meyvenin erdiğini toplarsın. Göreceksin, olayları daha önce verdik. Miskin denetlenmez, hiç bir olay kenetlenmez. Miskin diye kul değil, olayın gelişi özetlenmiştir. Olaylar eyletir, düz yolda bekletir. Dert deme, gam yeme.

9 Uymayı bilelim. Söyledik kayguyu silelim. Daha önce verdik, tekrar-tekrar aynı söze düşersen uykudasın derim. Bekle gör, olayları elinle dür. Sevgi akımını yüklediğin her eşya, sana hizmet eder. Geldiğimiz verdiğimiz günden, 'Seviniz ne olursa olsun.' deyişimiz odur. Sevdiğin her eşya sana hizmet eder. (Yani titreşim yaparak bize faydalı akım mı iletir, eşyalar?) EYVALLAH. YUVA, günde akım yüklüdür. Nasibini alır. Ağzından değil, gönlünden yardımcısıyım.

10 (Sabahat Abla'yla konuşarak sizinle irtibat kurulabilir mi?) EYVALLAH. (Nasıl konuşmam gerekli onunla?) Yazıda verdiğimiz gibi. Ne var ki, az ve öz soru, az ve öz cevab. Sebebini sordun. Sözlü sohbette akım, daha çok yüklü gelir. Söyleyende az olsa da, alanı yorar, her alanı. ALLAH'a ısmarladık.

11 Derinin toplantısı, üzerinde durulacak olay değil. Seni özürsüz bulduğu günü bekler. Daha önce dedik. Özür yapıda değil, olsa da sözdedir, özür bulanda. Öyle bulduğu için, hatalı kendisidir. Niyaz edesin, hatasını bilsin. Onun için, seni özürlü bulur.

ALLAH'a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH