|
21 Kasım 1977 MEVLÂNA’yım
ben! 1 Yerinde olmazsa, gönlüne
dolmazsa; yorumda aranmaz, koğuşta bulunmaz. 2 Gedikten geçenin, sahifeyi
açanın, güzeli kaygu ile seçenin yanındayız. Derdini sorandan, 'Güzeli seçti.'
dedik. Ne var ki kayguyu daha silemedi. Sevgide doluşur, hal ile
oluşur, sevgili ile buluşur. 3 YÜCE ALLAH'ım! ALLAH'ım,
yeminden uzak olalım! Derdini görür, yardımcı olur. Duman yerini örter, yolunu
gün gelende açar. Sahipsiz değil! Gerçeği buldu, ne var ki; kayguya
girişi, olayları kaygu ile yoruşu, dumanını dağıtmaz. 4 Konuşan her kulunda,
dilenen yol oluşur; gemiye yer veren, kaydını denizden oluşturur.
Gemiye karada rastlamadım. EYVALLAH, dolaşanı arar. Derdine ulaşan,
dolaşan, aradığını bilir. Nimet dediğin, ekmektir yediğin,
defter yazdığın. 5 'Demirden alsam,
sağlam yapıya vursam.' denilir. Her sofrada dilenen değil nasib olan
yenilir. Aldığımız kadar veririz, sonsuza kadar görürüz. Sonsuzdan maksat;
her kulun, görüş-alış-duyuş frekansıdır. 6 Doyum niyet ile
geçerli değildir, uyum ile. Uymayı deneyen her kulun gün-gün görüşü
açılır, öylece bilişte değeri seçilir. Seçilenin yargısı kuldan
değildir, kaygusu da kulda kalamaz. Gün geldikte alınır, arayan tarafından
bilinir. 7 " 'Çorba içtim tuzu yok, sesi verdim sazı yok.'
denirse; tuz elde, söz dilde olsun, sağır dilsizden sorsun, gören
görmeyene versin." dedi, YUNUS'um söze girdi: 8 "Şaka; çevreye duysun, kendinde olana uysun diye
yapılır. 'Demetten ayırayım, tane-tane bulayım.' denilene; suyun
verdiğinde, yakamoz. Sorulana dedim. Alan bilir. Suyun güzelliği
yakamoz ile değerlenmez elbet, sadece gölge oyunudur. Koğuşta
aldığın, MEVLÂNA'ya sorduğundur. Doyanın açlığını andığı
anda. EYVALLAH, senin görüşünün şakası. Esas denen, yorulanın
değeridir. Görüşte uyum olduğu bilinir, yeniye öylece girilir.
Yakamoz misali. 9 Gedikte aşılan, niyet ile ölçülenin, gerçeğin
YÜCE'de olduğu, kuluna güzeli verdiğinin, görgüsünü açtığının
ölçüsüdür. 'Güzeli göreyim.' diyen; önce yakamoz misali görüntü ile
oluşur, uyuma öyle alışır. 'Gerçek YÜCE'de' dedik. Geldiğinde
sen de bilenden olursun. Uyuma alıştığın, her olay ile karıştığın
gün. Her olay nedir? Güzelde güzel, çirkinde güzeli bulmak, her olay ile
karışmaktır. Her olayın yorumu birdir, kulun alışı gürdür; ne var ki,
yerine oturması, suya aynı hizada gelmesi gereklidir. Suyun aktığı yere değil de
yama koyarsan, taşar gider. Her kulun gönlü alış kabıdır. Dolasıya
alırsın, dağıttıkça genişlersin. Geyikte gereği sorulsa; karda
izini gösterir, sevgide gözünü. Gayretten aldığına, sevdiğin kadar
bulduğuna, denetimden geçiren şahittir. Doğan güneşin
verdiği, bulut ile örtülmez; kum ile aldığın, yol ile bulduğun,
taş ile kapanmaz. Güzelliğe uyduğun kadar yoruma girdiğin,
demir diye ördüğün, yapının temelidir." 10 Yoğurt yedir. Daha önce verdik. Senin yüzünde, onun
başında. Geçici. Alınan ilaçtandır. 11 Yapıda yerini alır, açılan pencereden görülür. Denenmiş yoldan
elenmiş kum alırsın, yolunu öyle yürürsün. Yavruya derim.
Aşacağın köprüde, yapıya değer verilen görülür. Çapına uyarsan,
çevrede aradığını bulursun. Alacağım denileni bulacaksın, ayranı
yoğurttan bileceksin, yoğurttan sütü bulacaksın. 'Dinmeyen yağmur sel getirir.'
denilirse de; kanal, akanın çoğunu götürür, niyette uyulan bulunur. Sevgi
ile ördüğünü sevgi ile bulacaksın, örneği bildin aslına uyacaksın.
Almayı denediğini, sevgi ile sardığını. 12 OMAR'ın sözünde, KAYGUSUZ ÖZ'ünde, pabucun tozunda; madde
ile mananın özeti vardır. 13 'Un aldım hamura, yön verdim çamura.' dediğin,
gerçekte aradığındır. 14 Katıksız kalalım, her olayı güzelde bulalım; çevreden
geleni, olduğu gibi, olduğu yerde bilelim. Kolay olanın yeri, zor
olanın yönü vardır. Yer, bekletir, yön her dileyen buldurur. Konuk olana.
'Değersiz!' dediğini silersen, geçerlidir. Daha önce verdik; tane-tane
yazıya gir, oya misali işle. Motif-motif hepsi bittikte bir bütün olur.
'Başla' dedik daha önce verdik. Denenen motifleri attın. Birbirine
eklendik te esas maddeye girilirdi. Ara motifler günü geldikte yazılacak, gün-gün
malzeme alınacak. Bekle gör! Daha önce verilenleri oku, hepsini aynı tezgahta doku. 15 Yaprak yerini buldu, gönlü huzur ile doldu, sevgiyi senden
aldı, seninle doğruyu bildi. Değil! Yavrusunu sorana, selamını
getirdik. 16 "Gerçeğin içindeyim. Almayı dilediğim,
olmayı düşlediğim bütün güzellikleri buldum, niyazına ortak
oldum." dedi. " Dayandığı, dayandığımdır. Anıldığım
kadar sevgiliyi bildim, andığım gibi buldum. Duanı aldım, 'ALLAH'ım RAZI
olsun, niyazı kadar niyaz alsın.' dedim. Şüphesiz bilesin, andığın an
yanındayım, kaygusuz kalasın huzurdayım. Gelmeyeni değil, anmayana
güceniriz." dedi, selamını gönderdi. " Şeker alasın, helva
karasın, adıma veresin." 'Yaprak oldu, yerini aldı.' dedik, sözünü
ilettik, niyazına bağladık. Gelmeyi diledi, yerini sözüne bağladı: 17 "Yaprak-yaprak açıldım, GÜL dalında seçildim.
'Arayan, anandandır, duasını gönderendendir.' dedim, babama niyaz ettim. Adımı
bilerek koyduğun, gönül hamurunda ikimizi yoğurduğumu geldikte
öğrendim, 'Hatalarımdan sıyrılayım, babama af dileyim.' dedim, affını
dünyada iken çözdüm. Ölçüler, bilinç ile değil! Öğreneceksin,
uyacaksın, öyle duyacaksın diye gelişte öğrendim. Helvayı
dağıtasın. Duanı alırım, sevgini bilirim. 'Aşamadım!?' deme, zamana
bağlı kalma. Gerektiği gün, gerektiği saatte yaparsın. Ben
uğramam. Seven, seven, seven. Arayan bulur, anıldığı yerde
olur." dedi, selamladı. 18 Dağın ötesi görünmez, kulun katısı sevilmez. Yemin, değerini
hakikatte verir; yavrun selamını gönülden aktarır. 'Daha önce verdim.' dedi.
Görüntü değil, rüyada oldu. GANİ selam ile geldi. 19 "Bunca yolun yapısı, hep açıktır kapısı.
'Açacağım?' dediğin, baban ile sorduğun gün; geçerli olan,
eksik kalan değildi elbet. Dardan geçtiğin günde, şartların
silindiği görülür. Dardan gelemediğin, sorguyu baban ile
katladığını bilirim. 'Asla!' dedi, selamını gönderdi, 'Görüşte
değil, duyuşta bulduk.' dedi. Dernek misali buluşurlar, her
olayda çatışırlar. Görüşte uyuşsalar, bilişten
ayrılırlar." 20 Her geliş buluşmadır, birbiri ile
oluşmadır. Göç geçerli olanı verir, umduğun yerden alınır. Dilenenin
verildiği, her olayda görüldüğü gibidir. Selam olsun, sadece
niyazından eksik etmesin. 21 ALLAH'a
ısmarladık diyelim, zamanın sorgusuna üç söz ile girelim. Kumandanın. Kaptan.
Masamızda olan. Dağınık düzenin seyrinde sorumluluk duyma. Kendi
gerçeğin, yapıya aykırı değildir. Çevreden kayguya düşme, ne
denirse densin taşma, aykırı gelene şaşma! Gerçek, uyduğun
gibidir. Adını verdim, elinde kaydını gördüm. MEVLÂNA der anar, her an
BİR'liğe uyar. ALLAH'a ısmarladık
|