|
21 Kasım 1977 MEVLÂNA’yım
ben! 1 Yoldan geleni, bunalanı,
soranı gördük. Selam olsun, ADI'nda seyrine dalsın. 2 Doğudan batıya
alacağını, kayıtta aradığını bulacağını söyledik. Gözünden
kaçanın görgü ile açılacağını, yaban ile yozanda gerçeği
bulacağını söyleyelim. 3 Açamadığı yerde
koşamayana el versin, el ele yürüsün. 'Kimden?' dediğin, deneyden
geçirdiğin yönde, aradığını göreceksin. Yorumda aradığını
değil, unutulanı sordun. Unutulan nedir? Gerçeği sorduğun gün,
korkuya düşeni unutma. Yoruma verelim. Kapıyı çalmadan giren, niyetini
sormadan yozan. Değil! Ayağını sürüyen, ayağının hesabını senden
soran. 'Nasıl?' dendi. Gerçeği sana sorduğu günü hatırla. Güzellik
odur ki, ne denirse densin, yargı ne olursa olsun; gerçek açık verilsin.
'Kapını vurmadan giren.' dedik. Yedek diye anılır, ayağında sürüyen
şekil görülür. Ayağın sürüklediği, sakatlıktan değil,
uzaklaşan. 4 Doymuş dediğin,
yapraktan neşe bulduğun günde, kendine dönüşünü hatırla. Asla!
Kendinden sorar, yoruma öyle girer. SAHİBİ'ne dönüşünde,
kendinden sorgusu vardır, ne var ki vergisi dardır. 5 Çözeyim
dediğin düğümler. Doğudan batıya vereceğin günde çözeceksin,
kendi hesabını kendine ödeyeceksin, 'Şükür ALLAH'ım!' diyeceksin. Dumansız
yol ararsan, DOST'unu tanı. 'Gedikte takıldım.' dersen, elinde olanı bilesin.
'DOST'um kim?' dersin. Aşmayı beraber denediğin, güne kadar beraber
geldiğindir. DOST'un yorumu, DOST'a posttur. Demette aradığını, çok
ile azda gördüğünü, dağınık düzende bulursun. Uyumda ağacına
denk geleni, elde olanı bilesin. Mutluluk beraberliktir. Şikayette sözümüz
yok. 'Dosyayı açalım, bir kalem geçelim.' dedin, öylece söze girdin.
Mesleğin özelliği konu uyacak, doğudan batıya getirdiğin,
cümle ile bitirdiğin, adını adıma denk getirecek. Daha önce verdik,
şahit istedin. 6 "Götürdüğüm sepette yeşil yaprak taşıdım, ayağımın tozunda
çölün kumunu aşırdım." dedi, YUNUS'um söze girdi: 7 "Geldi geçti diyelim, baklava börek yiyelim, kozu
sende bilelim, yargıya cümle ile varalım. 8 YUNUS deyip anılır, adım dile konulur, açılan kapıdan
bakılır, bakan ile yakan görülür. Kilim serdim, garip güldüm, gözde buldum,
yüzde sevdim. 'Sev, seveni!' deseler, elden geleni bilseler, kainatı sarsalar;
sabır ile kararlardı. 9 'Gerçeği ver.' dedik ya. Gerçeği; 'Açıya uygun
değil.' diye örtülü verme. Açtığına değil, geçtiğine
dönersin. Geçeni herkes bilir, olduğu gibi düşündüğün yöne
götür. 10 DOST ile beraber olduk, elimizi verdik. Günde değil,
geçen günde verdik sorduğunu. Olacak sizin içindir, olan her an bizde. 'Uymayan
yargıya verdiği günden, aklına aldığın, fikir ile kardığını; göz
ile değil, yüz ile verirsin.' dedik. 'Nasıl?' dersin, her yaprakta geriye
dönersin. Olumsuzluk, fikirde değil, zikirdedir. Daha önce verdik,
okuyandan olasın, fikirleri yorumdan ayırasın. Çok fikir katılırsa,
karışık gelir, okuyanı sıkar. 11 Sözün yapısına SİNAN geldi. MİMAR. "Yapıya AŞK'ımı
kattım, gelişten bu güne adımı kainata attım. Sevgi, kainatın imzasıdır. Unutma,
her seven, silinmeyen imza atar. Yoruma öyle gir! Yaprak dediğimiz, sepet
ile getirdiğimiz odur. Hayır, yazacağını verdik. Hayır, yazılacak.
Derman dilediğin, kapısına girişte durduğun değişse;
senden aldığındandır. Gömülü diye bildiğini silsin! 12 Deneyde kendini ayıran, ayırdım diye derdine düşenin,
elbet gelişimi bilinir. Bildiğin günde, böldüğüne uyamayan
görülür. Elbet değişenden olur. Alanı bilir. Katıya verdiği,
gedik diye durduğu yol açılır; gemide olanın, adından sorulanın yapısında,
konuğun sevgisi görülür. 13 Aymayı bilenden olalım, ağacın yapısından kökünü
bulalım, fikirde uymayana, 'Dönüşü yasak.' demiyelim. Ağaçtan
gelenin, sergiye konulanın verdiği; dilenendir. ALLAH'ıma emanet olunuz,
sergiye koyandan sorunuz. ALLAH'a ısmarladık." 14 Satırlarımızda hepsi vardır, okuyunuz! Yapıdan girdik,
SİNAN ile verdik. ALLAH'a ısmarladık
|