8 Aralık 1977

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yedekten almadığımız, geçitte sarmadığımız; yorumdan gelmez, sayı ile alınan sayfadan silinmez, kaygu veren her olaya gönül koyulmaz.

2 Şahit görendir, yoruma giren değil. En küçük en büyüğü beslerse, çeşitte bilinir; en büyük en küçüğü beslerse, yeri denilir.

3 Konuk gelene de ki: 'Çoğu az ile karacağım, olumda denge kuracağım.' Gayeyi her dileyen, 'Dilediği alandan olayım.' der, genişliğe öyle girer. Ayağına gelmezse, konuktan soru alma, kaydına nokta koyma!

4 Çarpan çarpılanı bağlar, yedekten bölüm sağlar. Bölünen; eşitte dağılır, yerini kendine çevirir. Üç noktayı yerden alırsan, erişilmeze götürür, her bağlantı orada katılır, değer ölçüsü kayıttan düşürülür, katkıda olmayan taşırılır.

5 Cepte olanla, kepte kalan, kendi değer ölçündür. Seçim elbet. Sende bende değil, katkıda olan gelir, sevgilide bulur. Suyun verdiği, seyrine koyulduğu yerdedir. Akışını ölçüye vursan, rüzgar diye kainata salsan; tufan denirdi, doğuşa öyle girilirdi. 'Nasıl?' denilir. Şelale her an aynı hızla aksa, değerini yitirirdi, yapısına tufanı getirirdi. Denge düzende kurulur, yerinde yüksekten akıtılır, yerinde düz ovadan geçirilir. Kainatın yapı özelliğidir. Almayı her dileyen, 'Şelale misali aksın.' diyen yanılır, beklenen olaylar ile yolunu bulur. 

6 Kement atalım, noktada atomları bulalım. Aradığımız nedir; zerrenin beslediği mi, her nüvenin birbirini süslediği mi? Bir zerre, öbür zerrenin şahididir. Boşluk denilen; aygıt ile sargılanandır, her açık dolana hazırlanandır. Açıkta, milyar tane bütün. Yapıtta, nokta denilen zerreler vardır. Sesin doldurduğu boş, dolu denilen taştır. 'Doğadan ayrı.' denirse de, atmosferde düğüm SAMANYOLU'nda çözülür!

7 Keşiften söz edene de ki: Atmosfer içi ve dışı, demet misali gelir. Atmosfer, eldeki çiçek. Atmosfer dışı, çiçekten burnuna gelen kokudur. Biri elde, biri gönüldedir. Her ne kadar 'Ay'a yıldıza gideriz.' denirse de, atmosfer kılıfından asla çıkılmaz. Ayağın her bastığı yerde oluşum gerçek ise de, buluşum yoktur.

8 Ormanda alışılan, havasında buluşulan, gerçeğin vergisidir; şaşırtan, birbirine olan bağıdır. Her ağaç yerini bilir. Dalında eğilen yoktur, toplum gerçeğine uyar. Dikkat ederseniz, toplu halde ağaç düzgün dallar halinde yükselir. Seyrek olduğu yerde yana yayılır. Oluşum budur. Toplu halde yükselir, seyrek halde yayılır, tek-tek bölünür ve yozlaşır, toplulukta tozlaşır. Tozlaşma, yozlaşmaya götürür.

9 Tosun anasını bilir, babasında kalır. Gayretin yerini bulur, gidişte sorunun çözülür.

10 Somut örnek derlerse, 'Katreyi bardakta saysınlar.' de. Elbet sayamazlar, çünkü bileni bilgisinde soyamazlar. Gerçeğin eşitlikle değil, çeşitle güzelliği görülür, sorgumuz günde açılır.

11 (Tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıktı?) Tavuk dedik, yumurtayı verdik. Oluşum bedenlidir, buluşum kökenlidir. Öyle oldukta, oluşum bedenli verildikte; tavuk gelendir, yumurta yayılandır. Yumurta, tavuktan gelir. Yaratılan tavuktur. Sevgiyi YARATAN; kuluna verdi ve ondan aldı, yani sevdi sevildi.

12 Anını bilen her kul, gelen ana erişir, öylece ömür birbirine ekleşir; her ekleşme birbirini tamamlar. Nimet odur ki; kendini bilesin, kulluğun ile övünesin. 

13 Aynayı gördüğün yerde, çevirme! Göreceğin geleni de gösterir. Çevirirsen, karamsar olursun. Gelişte bulacağın, beklediğindir. 'Geçti.' denilmesin, yargıya düşülmesin. Daha önce dedik; denenmiş, denetilmişe örnektir, yapıtın bilene kaynaktır. Yarıya getirdiğin, yarıda bitirdiğin olmasın. 'Ne demek?' dendi. Yarıda bırakma, örtüye yer verme. 'Yapıtının, eksik kalan yeri yok.' denirse de; sayı altı ve sayı üstü bölüme.

14 Dumansız kalsa düzene uyacak, doğruda bulacak. Geçici olan geçitte dengeyi kuracağın, gelene uyacağın görülür, yeminden uzak kaldığın övülür. Dengede özellik; beklediğin yerin beklediğini, manada gerçekleştirdiğini göreceksin. Gemiden gelen de, tayfadan sorulan da; denizden verir, genişliğe öyle girilir. Yerini verecek, dengeyi kuracak. Değerini bilirler, sevdiğin kadar severler.

15 Her gemi denilenden sorma yorma, aynı yoldan girme!

ALLAH'a ısmarladık

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH