27 Ocak 1978

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yer, yerin gücünde; söz, kulun hacmindedir. Cümlenize selam olsun, her sohbet yerini bulsun.

2 Sözümüz derildi, değişik hüküm verildi. Daha önce dedik: 'Kitabın devamı gelecek, bütünü gazete ile yayılacak.' Bilenden sorduk, GÖREN'e havale etti. Yumuşak gelen, sözün özünü alandır. Ne var ki, söz  ile verdik, kayda öyle düşürdük. Her uyumda düzenini alasınız, resmî yola koyasınız! El elden değil, kitabı kendinden toplayasınız. Kuldan kula gelene kul eğilmesin! (Parayla satalım mı?) EYVALLAH! Devamı geleceği, GARİB’in göçüne kadar verileceği daha önce söylendi. YUNUS'um der ki: "Cami, cemiyetin malıdır. Öyle oldukta, sohbet kimden kime kalır? Elden dilden verilmeli, yazanın sevgisine güvenmeli. Adından elbet çiçeğin özü alınmaz. Ne var ki, elinden MEVLÂNA’nın sözü, HAK ADI'na ÖZ'ü alınır. Öyle oldukta, yazana adı verilir. 'Yazdıran' demedim, 'Yazan' dedim."

3 "Geçitte aldığımızı, gerçekte bulduk, MERYEM'i gönül gözünde verdik." dedi, İSA sözü verdi:

4 "Dağ ile ovada dolanıp durdum, çobana elim ile hırka giydirdim, postundan başına yastık oturttum. 'Verdiğin aydın, gördüğüm NUR olsun.' dedim. Yeniyi verdiğimiz, yayılana sergi açtığımız gerçektir. Gün ile güneş misali

5 Güzellik bende değil, O'ndandır. Yoğun çalışmaya girende, eline kalem alıp verende, ALLAH'ım RIZASI'nı cümlenize sersin. Saygı, her kula birbirinden yayılsın. Adım ile GARİB’in adı anılsın. Cümlenize elimden gelen verilsin. Alacağız vereceğiz, birbirimizi elbet göreceğiz. Selam olsun!" dedi, MERYEM yürüdü.

MEVLANA'yım! 

6 Gelenden, MERYEM diye anandan, anda gelip gidenden, sohbete selam getirenden ALLAH'ım RAZI olsun. 'Sohbete selam getiren kim?' dendi: Anda MERYEM ile buluşup selamını ileten GARİP.

ALLAH'ıma emanet olunuz. 

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH