8 Haziran 1978 Regaip
Kandili
MEVLÂNA’yım ben!
1 AŞK ile
oluştuk, şevk ile buluştuk, 'Dert.' dedik halleştik,
olumsuza değil, olumluya nokta koyduk. 'Devreyi arayan, söyleşiyi
tarayan, kim olursa olsun, nerden gelirse versin.' dedik, her vergiden nefes
aldık. Selam olsun cümlenize.
2 Yuyan olduk geldik
verdik, her hale 'Olumlu.' diye gönül koyduk. Yağ ile balda nasibe
yazılanı, söz ile halde gönülden verileni bulduk. 'Değişen nedir?'
denirse, 'Çevrilen yaprak.' derim. Ne var ki, her yaprak baştan alır güne
getirir, konuyu oldurur, bilenin gönlünü, bilmeyenin ömrünü doldurur.
3 "Demirde ararsan,
çelikte bulsan, yine de 'Yeterli.' demezsin, bildiğini bir kenara
komazsın." dedi, YUNUS'um sözü aldı:
4 "Cümlenize selam
olsun! Her gönülde AŞKI dolsun, her günümüz kutlu olsun, her yönümüz O'nu
bildirsin, şarkı diyen O'nu çağırsın, 'YA RAB!' diyen selamette
olduğunu bilsin!
5 Ata binsem,
yolu sorsam, sorguda aradığımı bulsam; gidişte oluşu görürdüm, her arayana gördüğümü
verirdim." dedi, YUNUS'um yürüdü.
6 "Demet
olduk bilindik, tane-tane sayıldık, yaprak veren her dalda, gölgesini aradık." dedi, HACI
BAYRAM söze girdi:
7 "Şart olanı değil
eşhasına münhasır kalanı deneyen, kendini değil gayrısını sınayan;
hoş görüden ayrılmasın!" dedi, cümlenizi selamladı.
8 "HACI BEKTAŞ yoluna yol
verdiği kuluna, somut delil vereydi, yorumu yarıda alaydı; ölçüyü
kendinden bilirdi, elbet yolundan kalırdı. Ölçüye asla düşmedi, 'Nasıl
olur?' deyip deşmedi, kalanı dağıtıp koşmadı 'El elde, el
yolda.' dedi, cümlenizi selamladı.
9 "Hayra alsam gördüğümü, yolda
bilsem erdiğimi." dedi, PİR SULTAN ABDAL söze girdi:
10 "Beni benden bildin mi? Beni benden
sordun mu? Beni benden aldın mı? Bilmediğimi veremem, verdiğimden
ölçü alamam, benden beni ayıramam! Benden alacağın, sende
bulacağındır!" dedi, cümlenizi selamladı.
11 Yolu yola bağlayan, her hal ile eğleyen, 'YA
ALLAH!' deyip yeni günü bekleyen, yapıya yeni taşı ekleyen geldi,
HAZRETİ ALİ sözü aldı:
12 "Kainat bir bütündür ayıramazsın. Gelen
giden sorguda. Bilime uyan her kulu, O'nundur, O'ndandır! Binanın taşını
ayıramazsın, bir bütün diye bildiğini, ölçüye vuramazsın. Oluşta,
buluşta aldığın; varışta vereceğindir, verdiğin günde
göreceğindir. Selam'ı (RESULÜ'nün) ile
geldim, RESULÜ'nden ilettim. 'KÂL'
denilen, her halde bilinen, cemden yerini bileni, bilene vereni, Adı ile
bildirdim." dedi, " Niyaz sizlerin, yol sizlerin olsun, Şefaati
cümlenizi sarsın. 'Ben.' diyen her kulu, 'Ben'den.' diyeni bilsin! Bilsin ki,
bende tek, ayırıma düşmektir. Selam! Selam! Selam! Hazır olduk, hazır
bildik, tekbir ile söze girdik. ALLAH'ıma emanet olunuz."
13 'Alamazsam?' diyenin kaygusu, 'Veremezsem?'
olayındandır. Hem alırsın, hem verirsin! Yeter ki, aldığını bilesin,
bildiğini göresin. Hiç bir olayda şahit aramadan. ALLAH'ıma emanet
olasınız, zerrede BİR'liği bulasınız, doğuşa hazır
gelesiniz.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH