16 Haziran 1978 İstanbul

(Bu tebliğin baş tarafı bulunamamıştır.)

1 Unutma ki; başak savrulmadan çöpünü ayıramazsın, pirinci ayıklamadan tencereye koyamazsın. Her olayın, aykırı geleni vardır. Yeter ki savuran değil kavuran olalım, ocakta vazife alalım. 

2 Kemik yapının temelidir, gönül bedenin tünelidir. İki alemi bağlar, kulunu HAK YOLU'nda eğler. Sahib olduğun aklın düzende yerini buldurur, sanılmasın aleme güldürür, alemde seni güldürür. ALLAH'ıma emanet olunuz.

3 Genişliği darlığa dönüşen, denenmiş olaylardan yanılgıya düşen, vermeyi dilediği, elden ele yetirdiği, 'Yanıldım.' diye üzüldüğü yersizdir. Daha önce verdik, ayrık otu kaynatsın, suyunu içsin. Almadan yediği, sevmeden gördüğü, her var olana 'Sahip olayım!' diye baktığı görülür.

4 Bol nane kaynatılsın, çay diye verilsin. Denizden değil, dağdan alacağı iyidir. Alıştığı geliştiği, dağ havasıdır. Kemikten değil, değişken huyundandır. Kayıtsız kalsan gelir, kaydına düşsen yürür, gemiyi dışardan görür, yürüse uyur. Geçendendir. Kayguya düşülenden demir misali geçelim, bükülen elden yerimizi bilelim, YUNUS'umun verdiği sanadır, dediğine uyalım.

5 Geçenin kaçanın gölgesini kovalar, her olaydan kaygu bekler. Sevmeyi dilediği, gönülden dolu olduğu bilinir. Ne var ki, sevgisi mahzen misali kendi bünyesinde saklanır. Hastalığı, yapısında değil kaygusundadır. Maydanoz yesin, otursun kalksın niyaz etsin. Yapısından. Nimete yer arayan, gelene 'EYVALLAH!' diyendir. 

6 Ayran olduğu gibi, sütü bildiği gibi. Sütün verdiği; yoğurdu, ayranı gördüğüdür. Süt değil diye yoğurt sevilmez mi, yoğurt değil diye ayran içilmez mi? Daha önce verdik: Gönülden aldığın gibi, kaderden bulduğun gibi.

7 Denize taş atılsa, her daire yayılır, geçtiği anda örtülür. Düzende aykırı gelen, YAZAN'ın hatası değildir. Denizi aktaramazsın, kaderi döndüremezsin. Gönülden denilen, her geçene sunulan; düzende görülür, 'ALLAH'ım RAZI olsun.' denilir. Beklenen güne ayna verilir, 'Gün gelmeden görsem.' denilir. Ayna gününe tutulur, SAHİB OLAN her kulunu görür, dileneni gönlüne verir.

8 Demirden büküleni ararsan, gücünden şüpheye düşme. Hataya düşen, kendini deşendir. Sende seni bulacak, senden şifa alacak. Öyle oldukta, sana yaraşan; bildiğini bilmemek, gördüğüne uymamak. 'Kaybım!' deme, sadece kârındır.

9 Devamı sorulan, EYVALLAH denilir; gönülde yanan, yapıda görülür. EYVALLAH. Bahçene diktiğin çiçek köklenir, saksıya diktiğin çiçek gün-gün beslenir. Ne var ki, gelişen, bahçende olandır, elbet gönlüne dolandır.

10 'Derdim?' diyen, soruyu gecede veren; genişliği bulacak, yerini dolduracak. Şifası eldedir, derdi damardadır, açılacak. Sevmeden almadı, olmadan bilmedi, kayguyu silmedi. Yerini bulacak, tıkalı olan damar açılacak.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

11 Aldık, dilenen dileyen cümlesine ilettik. ALLAH'ım RAZI olsun, her kulu yazılı olanı dilesin.

ALLAH'a ısmarladık.

12 Denizin vergisi, cümleyedir sergisi.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verildi)

13 TABDUK EMRE dediler, YUNUS'uma el verdiler. YUNUS'um geldi, 'i'ye.' dedi.