2 temmuz 1978 MİRAC Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Yedi yerden yedi yönden cümle gelenlere selam olsun. Gelenden gelmeyenden ALLAH'ım RAZI olsun.

2 Yerden sorulur, yönden bilinir. 'Yedi yönden.' denilende, yedi kattan sözü alınır. ADEM'den gelişir, RESULÜ'nde oluşur, gününüzde buluşur. Gölgeler silinsin, her açılan geçit bilinsin. Ayrı olmadı, olmayacak, hiç bir kulu ayrıda kalmayacak. Sevgisi bilindi ise, 'Dünya hali görüldü.' denilir. Dünya halinde, gönül yolunda, kulunun her geçitte yönü bilinir. Açılan gedikte, elbet yardımcısı el verir. Geçtiğimiz yollarda, verdiğimiz ellerde, elbet HAKK'ın RIZASI vardır. Yolu yola bağlayan, gönülde oluşandır. Gönülde oluşan, kainatta her varolanla halleşendir.

3 "Selam!" dedi, ALİ geldi: 

4 "Aldığımız selamda, verdiğimiz kalemde; denizden gökyüzüne, MELEKLERİ'nden PEYGAMBERLERİ'ne ALLAH'ımın RIZASI dilenir, cümleniz ile cümlemiz hallenir.

5 'Kandil.' denildi, kandiller yakıldı. Gönüller yıkılmasın, asla kin ile birbirine bakılmasın. ALLAH'ım, yolunuzda ayağa takılacak taşlardan saklasın." dedi, RESULÜ'nün Selamı'nı iletti. "ALLAH'ıma emanet olsunlar, gök ile yeri BİR bilsinler, BİRLİK'te bulsunlar, beraber olsunlar, 'Can.' dedikte CANAN'a dönsünler, CANAN için yansınlar, canlar ile olsunlar." dedi, doğuştan ölüşe NURU'ndan nasip diledi, selamladı yürüdü.

6 "Dar gelmez çevremiz, kendimiz biliriz devremiz. Aldığımız verdiğimiz olacak, cümle le paylaştığımız. Dereler akar durur, ateşi yakar verir, toprağı eker görür." dedi, YUNUS'um sözü aldı: 

7 "Mert olana sert gerekmez! Kulun hatası, kulun ömründe yer etmez. Eğer kendini bildi ise, kendinde HAKK'ı gördü ise, bildiğine döndü ise; değirmen misali verenden olur, her gelenden sebep bilir, sebebi göndereni, kaderine vereni bilir.

8 Doğan güneş yakıcı oldukta, oldurana meyyaldir, elden bilene hayaldir. Dağdan dağa ses verirsen, sesini gürden alırsın, doğandan öyle kendini bulursun. Gidenin döneni, sestedir, nefeste değil." dedi, YUNUS'um yürüdü.

9 'Gönül yerini bulsa, doyum öylece oluşsa.' denir. Her kulun gönlü yerindedir, sadece gönlünü yöneten serindedir. (Serden maksat baş mı?) EYVALLAH! 'Alacağım.' dediğini, cüzdanına el atmadan alır mısın? 'Seveceğim!' dediğini, mantığına danışmadan sever misin? Eğer  mantığına yön verirsen, seversin. Ne olursa olsun, nerden gelirse gelsin, ne derse desin; cümlemiz sevgide buluşalım, cümlemiz birbirimiz ile oluşalım. Geldik bilmeye, bildik olmaya, olduk sevdiğimiz kadar bulduk. ALLAH'ım RAZI olsun, cümleyi el ele BİR'liğe götürsün.

10 ALLAH'ıma emanet olunuz, mutlu gecede her yaratılan için niyaza durunuz. Çünkü zerreden sizin, sizden zerrenin alacağı vardır. Asla alacaklı borçlu kalmayın birbirinize! Her zerre niyaz bekler, sizlerin beklediği gibi! Unutmayın, sizler de zerrelerden oluşursunuz, her zerrenizde niyaz ile buluşursunuz. Elbet kendi bedeniniz dahi sizden niyaz bekler, niyaz ile kulunu birbirine iter.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

11 Oluşun gerçeği; niyaz ile zerrelerin anda burda, anda orda oluştuğu, iki alem yaratılanı ile buluştuğu açıktır. (Son yazdıklarınızın MİRAC ile mi ilgisi var?) EYVALLAH! MİRAC'ın oluşunu, her zerrenin niyaz ile uçuşunu açıklar. Uçmaktan maksat, yükseliş.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH