|
5 temmuz 1978 MEVLÂNA’yım ben! 1 Yerden her aldığın,
kainattan her sorduğun, sevgi ile her gördüğün; seni öteye götürür,
bildiğine seven katılır. 2 Kuştan böceği
sorarsan, 'Yerden' der. Böcekten balığı sorarsan, 'Deryadan' der.
Her var olanın, bir mekanı, dar da olsa yediği imkanı olur. Denizden
gelenin; katı da olsa kendini bulacağı, duaya uyacağı bilinsin. Kerpiç
değil örülen duvar, dön dolaş
bitiversin, her gelen bilgisini katıversin. Nimet odur ki: danışanı
buldun, danıştığın kapıya vardın, SEVGİLİ'yi öylece gönlüne
koydun. Demirden kapı, niyaza açılır, kervan olsa, beraber geçilir. Su
başına geldik, beraberce olduk. HAK dilinde olduk, her zerrede O'nu
bildik. MERYEM der ki: "Ne zerre benden ayrı, ne ben zerreden. Orman,
ağaç topluluğu ise, değerini topluluğundan alıyor ise;
insan topluluğu BİR'liği buldukta tek isim alır, olumda kendini
bulur. Değişik ağaç dahi olsa, isim tektir: orman. Güçlük ayrı
görende, 'Ayrı verdi' diyendedir. Sevgi, toplumun adı olmalı. Orman,
ağaç topluluğu adını alıyor ise, insan topluluğu da sevgi adını
almalı. Değişen yok!" 3 (Bermuda üçgeni nedir?) Yeraltı, yerüstü
denilenin birleştiği, geçit vermeyen kanaldır. Geçit vermeyen dedik
ya! Güneşin değişen yönünde, mevsimin sonunda. Mevsim sonu
denildi. Güzün sonu. 'Neden?.' dersin. Değişeni bilirseniz, olaya
çözüm ararsınız. Değişen kainatta her var olanın döndüğü bilinir.
Nasıl ki, dünya da dönüyor. Her var olanın bir ekseni var demiştik. 4 (Sizin dönüşünüz, bunları görüşünüzden dolayı
mı?) EYVALLAH! Unutulmasın! Dün ispat edilmiş denilen, bugün
silinir. Yeni bir terim kurulur, gelecek günde o da silinir. Yeni
görüşler, yepyeni buluşlar açıklandık ta; bugün ispat ettiğin
her olay, kendi kendini siler. Bilim, gün-gün ilmi siler. Bilim hakikat, ilim
mantık! Ben dünya gününde, kendimde çözemediğim bilime vardım. MEVLANA
müzik, raks, resim getirdi' dediler, benden beni ayırdılar. Aslında asla
inkar edilemeyecek olan üç gerçeği hayatıma verdim. Dönüşümle, her
zerrenin dönüşünü bulduğum, müzikte sesin HAKK'ın olduğunu,
resimde her yaratılanın baki kaldığı zerrelere bölündüm. 5 (İlk dönüşünüz nasıl vaki oldu?)
Zerrelerle bulundum, zerrelerde BİR oldum. Onlar döndü, ben döndüm, atomun
bölünmesi misali. Bölümlere ayrılma esnasında ise de; bütünün bölümü
dağılmadan oluşur, tane-tane çalışır. Ancak, daha önce
verdiğimiz gibi; her zerrenin, her zerre için niyazı gereklidir. Her
bilenin, bildiği bir yön vardır. (Her zerrede
bölünecek güce, her zerrede hükmedecek güce sahip olma mı?)
EYVALLAH! 6 Bermuda'ya
gelince. Kainatta her zerre döner dedik. Denizin döndüğü, havada bir
olduğu anda. Her var olan, o dengeye giren, dönüşe uyandır. (Bermuda üçgeninde kaybolan gemiler, uçaklar?)
Denizin dönüşü de bir yılda kendini tamamlar. Başlangıç anında
dengeye giren, dönüşe uyar. 7 (Kendini başka
yerlerde görme veya gösterme, bugünkü deyimle ışınlanma olayı mıdır?)
Elbet. Var olanın kendini bulduğu, her zerresiyle hemhal olduğu anda,
murad ettiği yerde bulunur. Her gezegenin ayrı konutu vardır, ayrı
konuğu. 8 (Dünyada olan
aile ve cemiyet düzeni, kadın erkek ayrımı, orada var mıdır?)
Dünya düzeninde değil. Ne var ki, daha güzel diyeceğimiz haldedir. 9 (SAMANYOLU'nu
anlatır mısınız?) SAMANYOLU, ULULAR'ın konutudur. Her olay
vardır. Ne var ki, katıksız, çıplak gözle görülen. Sadece yorumdasınız. Dünya
haline uymayanı versek, dilimiz yetmez! Dünyada kulağımızın alamadığı
güzellikte sesler, burnumuzun alamadığı kokular, gözümüzün görmediği
renkleri görmek anlatıma sığmaz. Köre renkleri anlatabilir misin? Hayır!
Her seven sevdiği iledir. Yerini yerden bilen, kendini YÜCE'den bilenden
üstün müdür? Her var olan dedik. Daha önce verdik. Doğar, yaşar ve
göçer. Göçtüğü anda gideceği yer; dünya gününde aldığı
verdiği, gördüğü bildiği ve uyduğu kadar gideceği yeri
kendine konut seçer. (Gidenlerin, 'Yerim
neresi?.' diye sorduğunu, bazı tebliğlerinizde verdiniz. Ne
demektir?) 'Yerim neresi?.' dedikte, hangi konutta kalacağını
sorar, yani hangi gezegende olacağını öğrenmek ister. 10 (Ölüm de bir
ışınlanma yani yer değiştirmek midir?) EYVALLAH! Ne
var ki, kiminin bekleyiş müddeti vardır, kimi anında yerini alır. Onun
için denilir; her göçenin arkasından niyaz ediniz, hatalarını affediniz. Çünkü
hiç bir gezegen başka gezegende olanın bağlantısı ile göçeni almaz. 11 (Ana
ile evlat. Evlat günahkar ise, anası ile buluşamaz mı?) Ananın her
zerresi, yavrusunun her zerresine niyazdadır. Kulunun bilerek düştüğü
hatada, kendini hatasızlık gururuna kaptırmaması gerekliliğine götürür.
Göçünde görürsün, niyazımız ile SAMANYOLU'nda buluşursun. Her konumun
yeri, gerçeğin aynasıdır. Kadın, dünya halinde yaratan, yaratıcı vasfını
taşır, çünkü doğurur. 12 ('Ventür' kimdir?) İlim ışığı. 13 (Şaman
dili nedir?) Geçmişin düğümlenmiş bilgi torbası. Yerini
aldığın konum, geleceğe
dönük oldukta, geçmişin vereceği sadece tekrarını gösterir. 14 Unutma! Keçi boynuzu, belki bir dirhem
şeker verir, ne var ki, bedene gereken alışkanlıkları siler. Her
türlü sevilmeyen alışkanlıklar. Özellik etindedir, güzelliği sütünde.
Dünyada çözebildiğin konu, sorduğun konu olmasın! Kulak dilden, göz
gönülden bağlıdır. Her konuda alış veriş, vakti geldiğinde
geçerlidir. Dünyada kendimizi bulalım, 'Bildik, geldik' diyelim. ALLAH'ıma
emanet olunuz. 15 Kainatta yaşantı bir bütündür,
birbirinden çözülemez. İnsan, bitki, hayvan dahi birbirine bağlıdır.
Hayvan, kendine şifa verecek ilacı bilir. Bitki şifasını topraktan
alır. Kul, ancak kendini bildiği günde gerçeği bulur. Yeşil
yaprak demeti dedik. Yapraktan maksat nane olsun, yaprağı anason ile
kaynasın. (Sinir için mi?)
EYVALLAH. Sen içsen yeterlidir. Geçersiz kayguya girme, olmayan dumanı görme.
Dert edindiğin yoldan, kendini sahipsiz diye gedik arama! Gördük bildik,
sözüne değil olumuna yaprağı verdik. Olanı bilendeniz. Her olaya
dünya gözü ile değil, gedik aramadan verendeniz. Sözün kendi gözündeki
dumanı verir. Bizim gördüğümüzde duman yoktur. Onun için, kayguyu silelim. Bizde perde
yoktur, açık olanı görürüz. Yerimiz; senin doğuşundan oluşuna
kadar yardımcı olmak, dumansız günün varlığına inandırmak değil!
Gerçeği aradığın bilinir. Kaygun hayal olanın peşine takılmak.
Unutma ki, yaşadığın dünya, hayal dünyası. Her an, sahip
olamadığını ararsın, olduğun anda, 'Neymiş?.' der sönersin.
Yani olayların içine girdiğin anda, senin için değerini kaybeder.
Bütün ömründe, olanı sildin olmayanı aradın. Her olay, değirmenin taşındadır.
Kulunun kaygu düşündedir. Uyandıkta geçer. Sanılmasın kul kuldan kaçar.
ALLAH'a ısmarladık. Dağınık geleni silersin. Olay, gerçeğin
değil, gelecek günün hayalinde bilinir. Her verilen açıklığın, günü
gelende bulur, yerini alır. Her öykü, açıklığın kendi bünyesinde alır, tek
bağı sevgidedir. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|