|
29 Ağustos 1978 MEVLÂNA’yım ben! 1 Özlenen gün, gözlenen
yolu verir; kulunu, ALLAH'ım güldürür; güneş, ham meyveyi oldurur. 2 Kucak açtık gelene,
niyaz ettik gülene. Varlığın olduğu yerde, dirlik görülür, niyaza
sepet örülür. 'Dost eli, dost dili' dedik, cümlemiz niyaza durduk;
ağacın tazesine, yufkanın bezesine elimiz verdik, 'Nasibi gür olsun.'
dedik, ALLAH'ıma emanet ettik. 3 Umduk bulalım, bulduk
sevelim, seyrinde dönelim, VARLIĞI'na inanalım. Genişlik görülür,
sebepler örülür, VAROLAN bilinir. Gerçek bilinendir, dost sevilen, hasret
çekilendir, yaprak dökülen. 4 Her olay gününü bekler.
Her yönde sevgili arayan. Yediğin aşında, bildiğin
başında Oturduğun senin ise, yumuşak yer ara. Yerimiz
bilinendir, gönlümüz dolan. Dönüşe verdiğin, 'Karışık.'
dediğin her olayda, çözüm eldedir. Yaprak-yaprak açılsa, kement olsa
atılsa; beklenen değil, yazılan görülür. Ne var ki, beklenene değil,
yazılana sevinilir. 5 Çoğun
olduğu yerde, azın sözünü bilmeyene de ki: 'Az, çoktan bir parçadır.'
Kırılandan değil, açılandan olsun, her kulu BİR'liği öylece
bulsun. 'Kırılan nedir?' dersen; gönül. Sevenin gönlünde açılan nazdır, kırılan
değil. 6 Dört mevsim
sayılsın, günde gelen anılsın, dağılana el konulsun, kaşık elde söz
dilde kalsın, sohbetimiz her dileyene açılsın. Karşı gelen olursa, sözde
hata bulursa, ona de ki; 'Bağımız BİR'liktir,
gönlümüzde sevgi, yerimiz yönümüz dostluktur.' 7 Yumuşak yolunda, YUNUS'um kolunda. Gemiye
adım attık, kulunu elinden
tuttuk. Dilediği yerde değil, olduğu yerde huzur bulur. ALLAH'ım
RAZI olsun, dost elinden dilediği sözü alsın, yolunda beklediği yöne
kavuşsun. ALLAH'a ısmarladık.
|