6 Ekim 1978
(Dile getiremediğimiz, aklımızdan geçirdiğimiz soruların
cevaplandırıldığına tanık olmaktayız. Aksi de vaki oluyor. Yanıtlanmasını
ısrarla istediğimiz bazı sorular cevapsız kalmakta. Canların çoğu,
düşündüklerinin sizlerce bilindiğine inanıyorlar. Gerçekten, bilinip
bilinmediğinin açıklanmasını rica ediyoruz.)
MEVLÂNA’yım ben!
1 Hoş görülen her
olay; boşluğu doldurur, bilmeyeni oldurur. Cümlenize selam olsun,
sorguda yerini sergi ile bulsun.
2 Küçük büyük doluyor, her
kulu bir oluyor. Sevgi, sende bendedir. Sevgi, YARATAN'dadır. Yarattığı
her kulu, elbet O'nadır yolu. Olaylar taşlama, benliğini buldu ise,
yaşamaya başlama. Benliğin oluştuğu, kulunun RABB'i
ile buluştuğudur.
3 Gerçek ayna misalidir,
ne alırsa onu verir. Oluşun denk geldiğinde, bilinç sergiye açılır.
'Düşündüğüm olaylar?' dersiniz, her an düşüncelerinizi
neşredersiniz. Size kapalı gelen bize açıktır. Soru, yersiz değil.
Denir ki: 'Herkes düşüncesini neşrediyor. Alırken, karıştırmıyor
musunuz?' Asla. Akım, eşit aralıklarla sergilenir. 'Alıcı verici hataya
düşerse, yargılanır mı?' denildi: Hata dünya halidir, kulun nefis yoludur.
Dayanmayı bilen, dünyada gülendir.
4 Sözünün edildiği,
'ALLAH sevgisi yoktur.' denildiği, geçersizdir. Sevgi: elle tutulmaz,
gözle görülmez. Öyle oldukta, 'Var.' veya 'Yok.' denilmez. Hiç bir kul yoktur,
ALLAH sevgisi ile yüklü olmasın. Daha önce verdik: sevmeyen yoktur, sevmesini
bilmeyen vardır. 'Desteyi bozmayalım.' dediğimiz odur. Sevginin topluca
neşri: aksi gelen akımı yalınlaştırır, sevgi ile sevgiyi
oluşturur, ruh ile beden arasında gelişen olumu pekiştirir. Sen
seni bilmezsen, senden geleni duymazsan: benden alacağın geçerli midir?
5 "Leyleği yuvada gördüm, sepeti ovada ördüm, üzümü sergide buldum."
dedi, YUNUS'um sözü aldı:
6 "Leylek,
özden bilişen; sepet, yükte alışan; üzüm, bağda buluşandır.
'Katkıda olayım, hizmeti vereyim.' dedim, leyleğin yuvasına vardım.
Yavrusu bekleşir, anası yaklaşır, YUNUS söz ile ekleşir. 'Ben
ona ne veririm, verdiğinden ne alırım?' dedim, yuvadan indim. 'Yorgun
olsam varamam, sepetimi öremem.' dedim, bağda üzümü gördüm. Sepet yerini
buldu, üzüm ile doldu. 'Nerden neyi alırsın, kimde neyi görürsün?' denilir, her
halime yaprak okunur, her sözüme kumaş dokunur. Aslımı bildi isem, ben
bende öldü isem; aldığım taşlardandır, vurduğum
başlardandır. ('Yerden
aldığım, dalda gördüğümdür.' ne demektir?) Dağılan
yerde toplanır, ağaç olur birbirine eklenir, verimi beklenir. Yerden
aldığım odur. (Ağacın kökü
vasıtasıyla alır değil mi?) Besleyen, beslenen. 'Alacağım var.'
diyen, demde varlığı bilsin, alemde dönüşe uysun, her gelen sesi
duysun.' dedi, YUNUS'um yürüdü.
7 Her sorunun cevabı verilir. Ne var ki, kulun
dileğince yorulur; 'Aşamadığım?' denilirse, yersiz yöne
çevrilir. Her kul, aldığını veresiye almalı. (Vermek için, değil mi?) EYVALLAH, mana alışverişi.
Yağın olduğu yerde bal gerekmez. Onun için, alınan sorular, verilen
cevap ile açılmaz. Gönül verilen her olayda hata ararsan, gününü boş
geçirmiş olursun. Daha önce dedik, dayandığın YÜCE'dir,
beklediğin gece olmasın.
8 'Aşama nasıl belirlenir?' denildi. Her
olayı hatasız görme ile. Madem YAZAN hataya düşmez, elbet olanlara kul
şaşmaz. Şaştı ise, köprüyü geçmez. Her beden O'ndandır, her
gelen O'nadır. (Gelmekten murad bu
dünyaya mı, oraya mı?) Dünya sizedir, her hal bizedir, geliş
düzedir. Yer-yer oluşur, her oluşan oluştuğu gibi
buluşur. Demet eldedir, koku güldedir, seven haldedir, gelen yoldadır.
ALLAH'ıma emanet olunuz.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR
RESULULLAH
9 Yerden gökten alınır, selamlar iletilir.