3 Ekim 1978

MEVLÂNA’yım ben!

1 Hummalı yemeden, yediğini bilmeden, 'Derdime.' denilir, kuyuya ses verilir. Cümlenize selam olsun, şarkı misali her sözden hoş seda gelsin. 'Olmazsa?' denilenin, dergahtan alınanın yerini gören bilsin.

2 Dost bildiğimiz, post serdiğimiz, 'YUVA'mız' diye her gelenden selam aldığımız bilinir, her hale DOST sevgisinden uyulur.

3 'Esen yelden yıkıldım, akan selden döküldüm.' dersen, yazdan kışı ayırırsın. 'Geçici.' dedik, daha önce verdik. Gözleme dediğin, özlemden aldığın, derde deva değildir. Sorunun yersizliği açık, asla düşünülen değil. Daha önce dedik. Asmayı dikersin, üzümüne bakarsın; kuşlar eşinir, arılar deşinir, üzümünü yiyemesen de asma senindir. 'Geyik verdim alan yok, halin nedir soran yok.' dersen; halin de yolun da YÜCE'nin GÖRGÜSÜ'ndedir. Gayret sebepsiz olmaz, sebep yerini vermez; dünyaya sultan gelsen, kendinden başkası sorgunu vermez. Derman dağın ötesinde değil, ferman kulun kötüsünde değil. Derman da, ferman da ALLAH'ımdandır. Giymeyi dilediğin, yermeyi beklediğin, senden yolu alamaz; gedik, yolumuzdan verilmez. Çünkü, MEYDAN bizdedir, bizim ile sizdedir, 'Bilmem.' diyen sözdedir, ayrı gelen gözdedir.

4 Asmayı dedik, ASİYE'den sorduk: " Kapak örttük sağana, AMİN dedik duana. Köklü çiçek sepette, köklü olay sebepte. 'Darda kaldım, nefes verdim.' dediğin, kapalı kutu olduğundur.

5 Gökyüzü açıktır toprak kadar, biri alır, biri verir, kul her hali görür. Aşamayan gelmez, gelemeyen bulmaz, saygı kulu asla yıkmaz, yersiz sözünüz olmaz, kimseye gönlümüz kapanmaz." dedi, ASİYE resmini verdi:

6 Yerini bilen sermez, HAK'tan geleni sormaz, asla şüphede kalmaz. Her sohbet, bir evvelkini tamamlar.

7 Geçmişi sildiğin, geleceğe güldüğün görülür, yoldan gelene verilir. Çoktan azdan yerinme, olumsuza sevinme. Yazı yazıldığı gibi, kainat cümleye çizildiği gibi. Çözen, kendi çevresini çözer. Ömrü, çizgisine teğettir.

8 Cümleye değişen, geçeni götürmez; gelişen, yapıyı söktürmez. 'Derdest olalım.' denilen yerde aksi seda yok ise, MEYDAN geçitten uzaktır. Ağacın gölgesinde, her kulun vergisinde, yazılan görülür. Açılan her kapı ne senden sana, cümle için ALLAH'ımdandır.

9 'Saçımı örtsem, yüzüm açıktır. Gönlüm, yerden gökten her geçene açık.' diyene de ki: Açık olan, 'Yeter.' demez, kendinde kainatı görmez. Olumun açıklığı, kendini kainatta bulmaktır, kendinde kainatı görmek değil. 

10 'Alaylı olaylı, her verilen dolaylı.' der, KUMANDAN (Sohbette bulunan bir cana hitaben) söze güler. Alayda gözümüz, olayda sözümüz, dolayda gönlümüz vardır. Her satır sevgimizi anlatır, sevgimizi dinletir.

11 "Yorgan aldım üşüyene, sepet verdim taşıyana, hizmet gerekli vergiyi iletene." dedi, YUNUS'um selamladı.

12 ALLAH'ıma emanet olunuz. Yaprağı dökenden misin, döküleni bekleyenden misin? 'Alanın verenin sorgusuna düşme.' dedik, daha önce verdik.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH