|
20 Ekim 1978 MEVLANA’yım ben! 1 Gayrette yerini bulsa,
her dileyen
dilediğini alsa;
sözde sitem olmazdı,
kulda yorum kalmazdı.
Cümlenize
selam olsun,
gelen aldığını bilsin,
yerini yoruma veren,
gönlünde
serzenişe düşen;
gayreti hizmetten bilsin,
her yoruma
katılsın.
2 Geldik vermeye,
sohbeti kurmaya. Dağda
üzüm olaydı,
sözüm yerde kalaydı;
ne gelişe, ne verişe gerek
kalmazdı.
Kulu yazı almazdı.
Aynayı alalım,
hem kendimizi hem
cümleyi onda bulalım.
Eli elden asla ayırmayalım.
Verdik, BİRLİK’e
geldik,
gürlüğe
adımı beraber attık.
Koşuya beraber çıkalım.
3 ‘MEVLÂNA’yım!’ dedim,
geldiğim
günden verdim.
Destiyi aldığımız, çeşmede bulduğumuzadır.
Çeşme
suyu keser mi,
kulu kula küser mi?
Yolu bilen,
'Gidelim.’
diyen,
sorulsa kaçar mı? 4 “Yoğurt aldım yemeye,
gördüm seni
demeye,
yayla kıra dönmeye.
Dayandık geldik,
'Selam.’ dedik, cümlenize
verdik.
Söz ile silinmez,
söz denmezse bilinmez, yolu aldık
dönülmez.”
dedi, YUNUS’um yerini verdi. “ ‘Yeri nerde?’
diyene;
gönlüm sendedir, gönlüm yoldadır,
gönlüm GÜL’dedir.”
dedi,
selamladı yürüdü. 5 Yerde durduk yerince,
dağda gördüm
derince,
dosta döndüm bilince.
'Buldum.’ dediğim günde; yerden
aldığım kadar,
gelmeyi dilemedim.
Ne zaman gönülden aldım,
gönülden
doldum,
'Döneyim.’ diye yandım.
'Ayağım getirdi,
yerini
gösterdi.’
diyene de ki;
'Ayağım getirene,
yerini
gösterene; niyaz edesin. ’
Gerçeği almayı dileyen, olayların
dışına çıkandır.
6 Koyun kuzuya verir,
kuzu kendini bulur.
Çoban,
sadece onun başında durur.
Kaynayan ocağa elini atamazsın,
ateşi
tutamazsın. Yerden gökten bildiğimiz,
her olaydan sorduğumuz;
gerektiği
kadar aldığımızdır. Dört mevsimi alırsak,
her birini seversek;
yumuşak
yolu bulmuş olaylara uymuş oluruz.
Yıldızların sayısı, bilinenden
değildir.
Öyle ise, bölünenden de olamaz.
Çünkü bilinmeyen
bölünmez. Sulu nehir, kuruyan nehrin yerini alamaz.
Çünkü yeri vermez.
'Nasıl?’
dendi.
Nehrin yerini değiştiremezsin.
Denenmiş her
olay, denenmemişe açılır.
ALLAH’ıma emanet
olunuz.
ALLAH’a ısmarladık. LÂİLÂHE
İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH. (Resim verildi)
|