|
27 Ekim 1978 MEVLANA’yım ben! 1 Kaşık kaşık aldığımız,
her
hal ile dolduğumuz bilinir.
Cümlesi cümlemiz ile hemhal olur.
Selam
olsun,
yerini arayan bulsun.
2 Kat açılır,
yön seçilir,
elbet
dilenen yola geçilir.
Gördüğümüz yolda,
bildiğimiz halde;
RESULÜ’nün
Sevgisi alınır.
Dar gelen pabuçtan ayağını çekersin,
'Yol
gideyim.’ dersen,
düzde diz çökersin.
Ne yerden şikayetçi
olalım,
ne YAR’dan geleni silelim.
3 “Doyduğum gündür, yerimi bildiğim;
sevdiğim
gündür,
yolumu aldığım.”
dedi YUNUS’um
söze girdi: 4 “Serçe yerde yürüse,
karınca kanadı olsa;
'Nedendir?’
denir miydi,
olanda sebep aranır mıydı?
Kemiğin yapısında,
eriyeni
değil,
sert geleni ararsınız;
konuyu kendi bildiğinizce
yorarsınız. Kemiğin eriyeni,
yapıya gelmez;
ayva yaprağı
derdini bölmez. Konuk gelen,
omzundan şikayetçi olana dedik. (Kireçlenme için ayva
yaprağı) Kuyudan aldığın su;
kulunda bulduğundur,
huyunda
bildiğindir.”
dedi, YUNUS’um yürüdü. 5 “Soğuk suya el attım,
her hale
gönül kattım,
bildiğimi bilmeyene sattım.”
dedi YAHYA, yoruma
girdi: 6 “Alış-veriş geçerlidir.
Yediğin
bedeni,
sevdiğin gönlünü besler. 'Kuyudan maksat?’ denildi,
sorguya
verildi.
Kuyu, belli olmayan kaynaktan,
yeteri kadar alandır.
Belli
olmayan kaynak; bilinmeyen, örtülü olandır.
Gerçeğin oluşu,
denenmiş
olayların
bilinmesi isteğidir. Denenmiş; dünyada olmayan
değil,
bilinmeyendir. Devreyi geçiren,
bilgi ile
oluşan
yöntemlerde düzen,
kendiliğinden belirlenir.
Yani,
yeni buluşun yeni oluşmadığı; bulan tarafından bilinir.
Ne
var ki, anıldığında,
arayana şeref verilir,
her kulu
yerini öylece alır. Yapının mimarı kadar,
amelesi de hizmettedir. Ne var
ki, hizmetler çeşitlidir.
Gölge güneşi değil,
kulu
güneşten saklar.
Her var olan, emeğini birbirine ekler.
Duman
aldım gören yok,
yer açıldı bilen yok.” dedi,
YAHYA yürüdü. 7 Dost, dost elini tutar.
'Dost, çevresine
uyanı atar.’ demeyin.
Her kulu her kuluna dost bilirsen,
her alana
bildiğince verirsen; çevreden ne alırsa alsın,
seveni örtmez.
'Duvarı
aşalım,
ötede dolaşalım.’ diyenin,
görgüde yerini merak
alır.
Önce olduğumuz yeri,
olduğumuz hali bilelim,
birbirimize
gülelim;
öylece bilinmeyene gelelim.
8 “Tepsi aldık boş değil,
gönül
sardık sarhoş değil.”
dedi, HAMZA DOST
sözü aldı: 9 “Yerde gölge olaydı,
kumda izi kalaydı,
dördü
dörde böleydi; sorguya yer kalmazdı.
Duvarın örgüsüne, sevenin görgüsüne
söz etmeyelim.
Bal misali aldık,
gül misali verdik.
Yerimizde
duman aramayalım.
Her var olan;
varlığı kadar değil,
sadece
bildiği kadar verir.”
dedi, HAMZA DOST yürüdü. 10 Üzümü salkımda tanırsak,
gözde öyle
tanık olursak;
bir bildiğimiz çoğa götürür,
her seven sevildiği
kadar katılır.
Yaprağı sanılmasın atılır.
ALLAH’ıma emanet
olunuz,
sevdiğiniz kadar bulunuz. ALLAH’a ısmarladık.
|