26 Kasım 1978

MEVLÂNA’yım ben!

1 'Geldik, gördük, bulduk, sevdik.' diyenle, sevgiyi sevgili ile bölenle 'DOST' dedik kaldık, cümlenizi selamladık.

2 "Yemeni giyendeniz, sevmeyi bilendeniz." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 " 'Balık göle daldı mı, kulu hale geldi mi, bilen yolu aldı mı?' diyene sözüm, 'Kalmaz kimseye sözüm.' 

4 Sayı aldım okudum, yerimi dilde dokudum, 'Alayım.' dediğim yerden, gönül verdim ayrıldım." dedi, YUNUS'um selamladı.

5 Her anı genişliğe verelim, her dalı çiçek açar diyelim, her kabın su alacağına inanalım; YUNUS misali, düz daldan, düz hali bulalım. Günümüz geçenedir, sözümüz elbet kaçana değil. Görgüyü açtığımız, derdi dertten seçtiğimiz bilinir, öylece gün-gün, ele verdiğiniz, dert dediğimiz ayıklanır. Yanılan yok, damardan sorulur. Ayağından başına yer eden, yumuşak gelen, kendini kendinden silen olay, düzenini bulur. Daha önce verdik; 'Ezilen damardan.' dedik. Dumanını yeniye değil eskiye atacaksın, ayağını özenle uzatacaksın. Aldığın ilacın açtığı damarda, deriden çözemediğin özellik vardır. Yağın akıttığı, ilacın erittiği, kendini bulduracak. Başın dönerse, miden bulanırsa, kayguya düşme; açılacağına işarettir. 'Açılacak.' dediğimiz elbet yakındır, çünkü eldedir. (Elden maksat doktor mu?) Evet. Dost dedik, dost diye sevdik, olumlu yanını verdik. Derdin dertten bölünür, derdin gününden silinir, demir değil pamuktur. EYVALLAH. 'Aşamam!?' denilen yolda, gerçek gönlünde seçilir. ALLAH'ıma emanet olasın.

6 Denizi aradık mı, kumunu taradık mı? Arayıp sorduğumuz, sevgi ile sardığımız günden; YUNUS misali verdiğini aldığınca, sevdiğini bildiğince yaydın mı? Sana! İlacını demedik; aldığını, olumlu bulduğunu. 'Derdim vardır.' diyene, 'Gönlün dardır.' dedin mi? At üstüne binenin gidişi, yol üstünde duranın bakışını çeker. 'Güneş doğdu.' diyesin, taze ekmek yiyesin, HAK ADI'na doyasın. 'Kul oldum, yol bildim, yolda dertliyi gördüm, uzun saçını ördüm, dilediğim yer aldım, dinlediğim söz doydum.' diyesin, dediğine uyasın, adadığını ödeyesin, ödediğini HAK ADI'na diye yayasın. Doyum alanındır, uyum bilenindir. ALLAH'ıma emanet olasın. 

7 Niyazını diler. Kapı açtık gelene, sözü verdik gülene. Koyun ile kuzuya, uzun gelen yazıya, az verdik, çok aldık, yolu yönünden bulduk; 'Ayran içeyim mi, düzenden kaçayım mı?' dediğinden, yorumunu günde verdik. Ne yozandan, ne düzenden kaçamazsın; kapı açık değilse, duvarın ötesine geçemezsin. Korumayı dilediğin, kumunu elediğin günde; senden alacak, seni bilecek.

8 'Yazı uzun alayım, daha önce aldığım ile böleyim.' diyene; 'DOST eli, DOST dili.' dedik, arı sütünü verdik. Doğuşun oluşunda, derinden gelişinde; yerin değil, serin önemi vardır. Kemikte oluşan, derde diye gelişen; yetersiz kemik yapısındandır. Kemiğin oluştuğu yere kemikten aşı yapılsın, ne var ki aşıya kireç katılsın. Dağılan kemiğin aşısı elbet tutmaz. Önce genişliğe versinler, sonra yarsınlar. Genişlikten maksat; kemiği sertleştirsinler.

9 Geleni vereni bildiğin, döndüğün günde andığın açıktır. Dost deyip sardığın, post diye sorduğun; güzelin kendisidir. Ne aşağı inelim, ne yukarı bakalım, etekteki taşı dökelim; su aldı isek dağıtalım, ne var ki önce kendimizi eğitelim. Soruyu bildiğimiz, suyu içtiğimiz kadar gerçektir. Ne var ki, bilmeyi değil, olmayı deneyelim; demde gönlümüze uyanı, her gönülde arayalım. ALLAH'ıma emanet olasın.

10 'YOLDAN geldik, yolda bulduk.' dersin, sözü benden sorarsın. 'EYVALLAH.' diyelim, sözü sevgi ile bağlayalım. Desti aldım doldurana, gönül verdim bildirene, yolum sordum buldurana. 'Derdim sildim, güne güldüm.' diyelim her anda niyaza duralım.

11 ALLAH'ıma emanet olunuz, yoldan geldiğimizi biliniz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH