9 Şubat 1979
MEVLÂNA’yım ben!
1 Yol diye geldik, hal
dedik sevdik, cümleye güldük, gülünüz dedik.
2 "Yerimiz nerdedir,
yolumuz kimdedir, halimiz kumdadır. Duman aldı götürdü, yol diyeni yatırdı, her
okunan satırdı." dedi, YUNUS'um sözü aldı. Sözü aldı dile geldi, diledi
yola geldi:
3 "YUNUS dedim
anıldım, cahil diye sanıldım, kendim sordum yanıldım, 'Ne bildim, ne buldum, ne
aldım, ne verdim?' diye düşündüm durdum. Su aldım kumu kardım, olan
çömleği gördüm. Beğenen alır, beğenmezse bana kalır. Suyu aldım
un ile kardım, hamuru elde gördüm. Alan olur, fırında pişirir yer dedim,
alır diye sevindim. Almazsa ne olur? Ne olacak, elbet bana kalacak. Seven
gülecek, gülen övecek, bana emeği kalacak dedim. Hal ile düşündüm,
yol dedim taşındım. Gelenin, sevenin halinde, sevileni buldum." dedi,
YUNUS'um yürüdü.
4 "Sofra açtık
gelene, her hali kendinde gösterene. Su atalım, tuz katalım dedik, gününüze
katıldık." dedi, HACI BAYRAM sözü BEKTAŞ'a verdi:
5 "Duvar açık
örülür, güzel halde görülür, sohbet cümle ile sevilir." dedi, sözü
YESEVİ'ye bıraktı:
6 "DOST
ile oluştuk, cümle ile buluştuk, 'HAMD' dedik, halleştik.
Kuşu elde tutarız, dileyene atarız; gölgeyi dileyene satarız. Gelene
geçene EYVALLAH, güzel hali seçene EYVALLAH, 'DOST bizimle.' diyene EVVELALLAH!
7 "Katık ettik zeytini, elde tuttuk
kaytanı. Ata binelim dedik, yola gidelim diye niyet tuttuk, her dileyenin
azığına nasib kattık. Gül ağacı aranır, güzel saçı taranır, dileyen
dilediği hale bürünür. Ne var ki, nasibindeki hali ile görünür. 'Can'
dedik, canları CAN'da bulduk, koşuya giden atta, tuttuğu yolu sorduk,
nasibini bal misali gördük. Cümle canlara EYVALLAH, cümlemiz diyelim 'YA
ALLAH!'" dedi, YESEVİ selamladı.
8 " 'Gökyüzünü açalım, ötelere geçelim.'
diyenin sözünde, kahır okunur yüzünde. 'ALLAH!' sözümüzdür, AŞK
ÖZ'ümüzdür, cümle gözümüzdür." dedi, ALİ geldi:
9 "Kader benden ötedir, KADİR
cümleden öte. Kainatın ÖZÜ'dür, YARATAN'ın SÖZÜ'dür, her bilenin gözüdür."
dedi, cümlenizi selamladı.
10 'Bahçeni açar mısın, çiçeği saçar mısın,
öteye geçer misin, su olsan taşar mısın?' diyene ALİ'nin sözüdür:
"Adımı değil, andımı bilirler, konuk gelende sevgimi bulurlar. Her
duvarı elbet aşarım, O'na dayandığım gün."
11 Derya benden aldığını sana verir. Bende
bulduğun, sana öylece aktarılır. Sudan geldik, suya döneceğiz denilen
odur. (DEDE’ciğim, bu
su hakkında biraz daha açıklayıcı bilgi verir misiniz? İzin var mı acaba?)
'Ma!' dedik daldık, konulan kaideyi okuduk. Can CANAN ile oluşur,
CAN'da buluşur. Can su ise, CANAN suyun ne azı ne çoğudur. Sadece
buharlaşmış halidir. Bütün olun, birliği bulun denilen odur.
RAHMET olun tek yere yağın. Fırtına ters gelse de, bulutu bir yana toplar,
öylece rahmetine ekler. Bilen varsın essin, bulutu gereken yere nakletsin. Her
bilen, her gelen, böylece akletsin. Ayağını yola atan, elbet sonunu
tutandır. ALLAH'ıma emanet olunuz. Doğuş, günün himmetidir biliniz, zimmetinizde
kalmasın, bahçelerinizde açan güller solmasın, bilenin bildiği kendinde
kalmasın, kutlu olsun, mutlu kılsın, RESULÜ gönüllerde, ölüme dek anılsın.
12
Yaprak toprak sizedir, açan güller bizdedir, bizden sizedir. ALLAH'ıma emanet
olunuz. ADI ile kalınız, her halde 'ALLAH!' deyiniz. Uymayı; sözden, ÖZ'den,
halden veriniz. Dün, bugün, yarın birdir, bir olacaktır; kainat BİR'de
kalacaktır. ALLAH'ıma emanet olunuz. Desti elde geziniz, boşaltıp geliniz,
yeniden doldurunuz. Asla boş kalmadığını göreceksiniz. Ömrünüzü,
öylece güzellikle öreceksiniz.
ALLAH'a ısmarladık.
LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH