|
13 Nisan 1979 MEVLÂNA’yım ben! 1 "Hoşnut olduk,
cümleniz ile güldük. Sohbetinize geldik, dileneni bulduk." dedi, YUNUS'um
baştan sözü aldı: 2 "Aldık diyelim,
kotardık yiyelim, sevgiyi bilelim. Bildik dileneni, gelmeyi dileyeni, gördük
aşmaya özeneni. Dost olsun bizle gelsin, dost olsun sözle gelsin, dost
olsun sevgi ile bulsun. Dostluğu kendine mesnet edinsin, darda olanın yanında
kalsın. Şüphede olanın derdini silsin. Karanlık diyenin ışığı
olsun, geçmişi değil gününü doldursun." dedi, YUNUS'um sözü
devretti. (Birine mi hitap
ediyorsunuz?) Her sözümüz cümleyedir. 3 Atın yavrusunu
ayıramazsın, büyüyünce bir arada tutamazsın. Geçmişi gelecek ile anarsın.
Geçmişe yanarsan, günde kanarsın, geleceği harcarsın. 4 Ocak yandı tütmedi,
ağaç büyük sökmedi, fırtına sözünü güçlü olana atmadı. 'Ne demek?' dendi,:
Bacanın yapısı güçlü değilse, fırtınada dökülür. Ağaç köklü
değilse, fırtınada sökülür. 'Gökten maksat?' denilir: Kulun gücü nedir,
nerdedir? Elbet imanında. Kökü ve yapısı güçlü ise, geçirdiği hiçbir olay,
kulun ÖZ'ünde gölge oluşturmaz. 'Gölgeye söz geldi' denilir. Gölge
olmazsa güneş nasıl aranır? Dostun dosta vereceği, her şüpheyi
sileceğidir. Görüşün oluştuğu, oluşanın
buluştuğu yerde, geçici düşünceler vardır. Hakikate uyanı bulmak
için aradığın, gölgeden sıyrıldığındır. (Gölge, gaflet mi?) Gölge; duranı, durup aramayı
özleten, dört yönünü gözleten, VAROLAN'ı özleten. AŞK'ın kıvılcımı, özleyiştir. 5 Kor oldu
bilelim, yanan alevde görelim. Aştığımız yolda, tuttuğumuz elde;
HAKK'ın MURADI var diyelim. Çünkü O'nu diledik, 'O'nda olalım' dedik, yolumuzu
bağladık, MURADI'nı izledik. 'ALLAH'ım' dedik, özledik. Daha önce verdik:
Maddeyi dilediğine, manayı her dileyene verir. Madem diledik, verir diye
elbet bekledik. Sözün özünü aldık, özünde uyum gördük. Demde doyum oluşur,
her dost aynı kapıda buluşur. Bilgi, görgü birbiri ile gelişir. (Görgüden murad nedir DEDE’ciğim?) Hal
ile veren. ALLAH'ıma emanet olunuz. 'Bir sözde, bir gözde, cümle ÖZ'de'
deyiniz ALLAH'a
ısmarladık.
|