|
6 Nisan 1979 ('Hayret edileni gayret ile oluşturamazsın. Oluşan,
kendinden gelişendir.' cümlesini; 'Kömürü çıra olmadan, ateş çakmadan
yakamazsın.' cümlesindeki kömür, çıra, ateş ne anlamlarda
kullanılmıştır, izah eder misiniz? Yatan kuş, uçan kuş, öten
kuştan murat nedir? EVLİYA ÇELEBİ'nin söylediklerini daha açık
olarak izah eder misiniz? 'AMİN'in anlamını öğrenebilir miyiz?) MEVLÂNA’yım ben! 1 Gölgeyi aramadan
gelmezsin, bir ömür güneşte yanmazsın. Gönülden yandı isen, nehirde
sönmezsin. Cümlenize selam olsun. Her geliş, bir adım öteye götürsün. 2 Duanıza nasib kılınan,
her anınıza AMİN denilen, gölgeden geçilendir. 'İNSAN SENDE,
İHSAN BENDE.' DİYEN'in YAZISI'dır gelişen. ' 'İnsan sende'
nedir?' dendi: Sen bedensen, içinde olan insanı bil. AMİN denilen, bir
nefeste tümü bağlayandır: ALLAH, MUHAMMED, İNSAN, NUR. 3 NUR olduk bedene girdik
denilen, her niyaza AMİN denilendir. Cümlenizden ALLAH'ım RAZI olsun. 4 Benden aldığını
benden bilme, O'ndandır. Güzel diye baktığın, sendendir. Seversen,
cümledendir. Koyu rengi sevmezsen, su ile açarsın. Güneşe gözünü
kaldıramazsan, elini siper edersin. Her anda gördüğün vardır-genişlik
değil-bildiğin kadardır. 5 Boş
kuyuya kova indirmezsin, gidecek yolcuyu döndürmezsin, gamlı olanı ne desen
güldürmezsin. Hoş olan, gönlüne gelendir. 'Devirdim sepeti, geçirdim
hayreti.' diyene: Bildiğine hayret olmaz, dağı devireyim diye gayret
gelmez. Kuvveti değil, serveti deneyin; servet, dostluktur deyin. Dostluk,
ulaşılamayacak sanılana götürür; orada hayret düşürür. Dünyaya söz
eden, demde oluşana uysa, sevgiyi çiçek misali yaysa; dönen AŞIK
misali, ÖZ'ünü görürdü, ÖZ'ünde erirdi. Yağan karda iz varsa sendendir,
gidenin yolundandır. Danışılan gelişir, kayıp diye oluşur. (Demde oluşan ne demektir DEDE’ciğim?)
Değişene eşlik eden. 6 "Geldim
her an gelişeni buldum." dedi, YUNUS'um sözü aldı: (YUNUS DEDE’ciğim, her an gelişen nedir?)
"Sözün eskitemediği, sesin aksini bulamadığı, ne var ki her olayı
birbirine bağladığı bilinen. Zamanı, çekirdek misali toprakta
besleyen andır. Anda toprağa çekirdeği atarsın, her an
büyüdüğüne bakarsın. Zamanda bütünü bulursun. Gelişen, oluşan
odur. Her an birbirine eklenen, birbiri ile beslenen vardır. 7 'Geçmiş silinir.' denildi. Ağaçta,
silinen değil bilinen vardır 'Öyleyse geçmiş, gelecek değil denildi.'
diye soru açılır: Her an hizmette isen, oluşanı görürsün, çekirdeği
sularsan meyvesini yersin. (Fideden sulamaya
başlasak ne olur?) Doğuşun çekirdek olduğu,
oluşun, ölüşün yine çekirdek gittiği bilinmez mi? 'DOST.'
dersen, sulayanı bulursun, sen de meyve verirsin. Dağda çeşme arayan,
düzde ayağın sürüyen; gerçek nerde bileydi, DOST elinden tutaydı; suyu
elde bulurdu, posta dizin vururdu. 8 Balığı avladık mı, taze diye yedik mi,
seven var mı sorduk mu? Yediğimiz kârdır desen de, soğuk suya dalsan
da; ayağını sürmezsin, YAR'dan başka görmezsin. ÖZ'ünü bildiğin
an, hayreti sildiğin andır. 9 Kesmeyi yerden değil, yoldan diledin.
Derdini kendinden değil, kulundan bildin. Ayırmadan okunsun, gönlünüzce
dokunsun." dedi, YUNUS'um yürüdü. 10 Mavi fistan giyenin, elde destan diyenin
söylediği şarkıda, cümle sevenler vardır. Gönülden açılana, söz diye
seçilene, gelişen deriz. Soğuk suyu ateşe koyarsak, oluşanı
görürüz. Gelmeyi her dileyene, gönlümüzü açarız. ALLAH'ıma emanet olunuz.
Destan diye yazılanı, fistan diye giyileni düşünürüz. Destan, akılda
kalır, fikri oluşturur; kaynayan su, sıcak damlaları geliştirir.
ALLAH'ıma emanet olunuz. Güzel dediğiniz her fikri fistan diye giyiniz. 11 Ateş, kömür, çıra; sevginin perdeleridir. Verilen,
ateşe atılan kıvılcımdır. (DEDE’ciğim,
yatan kuşu, uçan kuşu söylemedin ya?) Güzel geleni fistan diye
giyiniz dedik. Ötenden aldığınız, uçandan gördüğünüz. Dolaşanın
oluştuğu değil, oluşturduğu vardır. Görgüyü bilgi ile
beslersin; durunca, düşüncende süslersin. ALLAH'a ısmarladık. LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH
|