|
1 Haziran 1979 MEVLÂNA’yım ben! 1 YUVA'mız YUNUS'a da söz
verir, her gelende yüklü sevgi bulur. Selam olsun, koyun ile kuzuda
yumuşak huyu görsün. 2 Görgüyü değil,
bilgiyi dene! Geçmiş olan üç sene, yapıya kumu vermiş, yolunu
dileyene gönülde postu sermiş. Dökülen yapraktan değil, dikilen
kökten alacağını bekle, durmayı değil, bilgine yürümeyi ekle!
EYVALLAH! 'Koruyucu' denilen, bildiğine katılan değil, bilgisini sana
ekleyendir. Konuk gelse, 'Derdim?' dese, gönülden almazsın. YM.
Varlığını bildirmez, gölgesini göstermez, çağıranı susturmaz. 3 ABDULLAH'ı dilesen,
gerçeği beklesen; NUR yerini verirdi, NUR gözünü bürürdü, NUR gönlünü
korurdu. 'Diledim, dertten derdi silmeden.' dersin. Dilden gönüle verdik.
Gönülde genişliği gördük. Cümlesine sorduk: 'Benliği mi verelim,
benliği mi silelim?' Sorulan, 'Benliğe verelim.' dedi. ABDULLAH,
'Benliği silelim.' dedi. EYYÜB ÜL ENSARİ, elbet ABDULLAH'tır adı. Köşk
değil, AŞK diledi, AŞK'ı cümlede buldu, gönlünde dumanı sildi,
sana elini verdi. EYVALLAH!.. 4 Çam ağacı eskise,
yerine yeşil verir. Her ağacın yanında her yıl yenisi ürür. Öylece
dağda yerde çam ormanı bürür. 'Bildik, gördük...' diyelim, gördük sevdik
gülelim, bilgimizi cümleye yayalım. 'Sen bilmezsin!' demeden, kul gönlünü
kırmadan. Gerçek gönül yapında, sevgi olsun kapında. Can, can ile oluşur;
can, kan ile gelişir. Her oluşan, bilen ile halleşir. Selam
olsun, niyet ile niyaza durulsun. 'ALLAH'ım!' denilsin, yardım beklensin. ALLAH'a ısmarladık.
|