31 Mayıs 1979 Regaip Kandili

MEVLÂNA’yım ben!

1 Cümlemiz yol bildik, -cümlenize- YUVA'ya geldik. Selam olsun, her alan gülsün, sevgide umut var bilsin, gönülde açanı, yolunda geçeni görsün.

2 "Dağdan aşamam dedim, düzde yaşamam sandım. Dağı da aştım, düzde yaşadığıma şaştım." dedi, PİR SULTAN ABDAL sözü aldı:

3 "Gölge beni bırakmasa, su bildiğine akmasa; duranı gören olur, sorana bilen verir. Duman dağdan aşar mı, bilen yolu şaşar mı, taşlı yolda koşar mı? Elden yoldan bilenin, her olaya gülenin yanında gönüllü vardır."

4 "Kaydını soran YAR'dır." dedi, YUNUS'um söze girdi:

5 " 'Fistan yamalı olsun, soru yarıda kalsın.' diyene de ki: Bilenin bilmeyenden farkı, bilmeyi denememesindendir, suyun gidişine uymamasındandır. Vermeyi her dileyen gelir, elbet bilen verir, dost elinde dost dilinde oluşur. Her Dost elbet YUVA'da buluşur, sözümüz gönüllerde gelişir. Geçti denilmesin, ham meyve yenilmesin. Suyu dondu diyenler, güneşi unutmasın." dedi, YUNUS'um yürüdü.

6 'Katı olan katı bulur, olduğu hali bedende bilir.' denilmesin, kadere söz edilmesin. Danışmaya gönül açtık, güzelden sözü seçtik. Doğuştan gelişen, yaprakta oluşana yeniyi verdik. Söz dizeye gelince, yol yüzeye inince, görgü yerini bulur, meydan cümlenin olur.

7 "Ceylan sütü içenin, Seyhan suyu geçenin yoludur." dedi, demde GEYLANİ söz aldı: 

8 "Demde yolumuz vardır, cümleye gönlümüz kordur. Aldık verdik bilerek, 'Cümle bizden.' diyerek. Kör gözünü açar, kâr sözünü geçer." dedi, GEYLANİ selamladı.

9 "Pay aldım doğuşu bilene verdim, gül gördüm kıymetin bilene övdüm, koşuya yol alana cümleye selam ilettim." dedi, HAMZA DOST selamladı.

10 "Attan inemem diyen, DOST'tan alamam demesin, DOST'u uzak bilmesin. Selam sevenden gelsin, selam cümlenize olsun." dedi, ALİ sözü aldı: 

11 " 'HAY!' dedik, söze girdik, HAY!' dedik yolu aldık, 'HAY!' dedik DOST'u bulduk, 'HAY!' dedik BİR'de kaldık, BİR'de selama durduk, sözü DOST diye getirdik.

12 Dağın taşı toprağı ayağıma gelse de, cümle çirkin diyenin sözü beni bulsa da; verdiğim değişemez, bilen bildiğinden şaşamaz. Alan veren O'ndandır, seven gülen O'ndandır, değişen olmaz, duyan uyan O'ndandır. Selamı size verdik, selam diyenlerle beraber olduk." dedi, ALİ yürüdü. 

13 Gedik açılan, düzlük geçilendir, yolumuz seçilendir. Verileni bilelim, asla kaygu almayalım. Akan suya dur desen seni beni dinlemez, olaya gelene ur desen yapıya uymaz. 

14 "Doğuya dost gelişir, doğuda DOST buluşur." dedi, KAYGUSUZ sözü aldı:

15 Her 'Dost!' diyene uy sen, her post vereni duy sen, demde oluşan DOST'la buluşan olayları gör sen." dedi, KAYGUSUZ yürüdü.

16 "Pembe fistan giyersem, gül nefesi alırsam, adım size verirsem, bende beni bilirler, adım YÖRÜK çağırırlar. Ne yörük çadırında ağır sözü alırım, ne toprak altında sözü yolda bulurum." dedi HASAN BASRİ sözü bağladı: 

17 " 'Durma yolunu verdik, sorma halini gördük, vurma yaranı sardık.' denilir, yerden gökten niyaz gönderilir." (Balıkesirli HASAN BASRİ mi?-Çantay-) EYVALLAH.

18 "Genişliği verenden, her söze söz sürenden ALLAH'ım RAZI olsun." dedi, yürüdü.

19 "Soframız açık bizim, budur cümleye sözüm." dedi, YUNUS'um söze girdi:

20 "Her deste gül olaydı, bilen gülden soraydı; demde dilenen olur, Selam cümlede kalır.

21 Soraydı dedik, sözü selama bağladık. EYVALLAH. Ayrımız gayrımız derttir. Sizde dert olan, gelende elbet dert olmaz. Bilen hatada kalmaz, yaprak çiçeği bırakmaz. Ne var ki, çiçek kokusundan yaprağa katmaz. Birbirini bilirler, bile-bile sevgili olurlar." dedi, YUNUS'um DOST'tan SELAMI'nı iletti.

22 Vermeyi dileyen değil, vermeye gönüllü olan verir. Cümle aynı yola bağlanır.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH

(Resim verilir)

23 'Gemiyi aşmaya, deryayı dolaşmaya.' dedi, kainatta cümleyi dağdan geldiğine inandırdı. 'Dağdan gelen nedir?' denir. Gemiden söz edilir.

24 “Selden adım anılır." dedi, NUH cümlenizi selamladı.

ur: uğur. kale hendeği. şehir, kent. yüksek ve korunaklı yer.