11 Ağustos 1979 İstanbul

MEVLÂNA’yım ben!

1 Her yolun yolcusu, yolunun hancısı olur. Yerini bilenin, VAREDEN'i soranın gönlüne, güneş misali verilir. Cümlenize selam olsun, suyun akışına her kulunu uydursun.

2 "Yaprak verdim eline, şarkı sundum diline, 'Derman.' dedim gönlüne, gelsem dursam yoluna." dedi, YUNUS'um sözü aldı:

3 "Her sayfada okunan, gün günde dokunan, yelden selden sakınan, O'ndan nasip alandır. Kulu, kendini bilendir. Kulu, yolu bulandır. Kulu, her varolanın halini sorandır. Kulu, her yaratılanı sarandır. Yermek, kendinde olan hatayı sermektir. Gemiyi yola saldık, kumda diz üstü kaldık, umduğumuzu bulduk, 'EYVALLAH.' dedik. Can idik, CANAN'a döndük." dedi, YUNUS'um yürüdü. 

4 Ağacı kökten oluşur, dalda yaprak ile meyve buluşur, güzellik sevende gelişir, deryaya balık yaraşır. 'Aşamam.' denilen yol, gelen her kula açıktır. 'Dost.' diye geldik, 'Dost.' diyene güldük. Eli, nerde bulduk, nereye havale ettik? Alan bilir. Çevresini dürene, kumda taşı görene, güneşe örtü serene: Güneşin verdiğini, her kulun ördüğünü, bilenin var olduğunu, ummak değil bilmek gerek.

5 Ava çıktım, yolun düzüne, 'Tavşan.' dedim, baktım izine, kulak verdim bilenin sözüne, ele baktım, verdim kozuna, sözü bağladım kızına. Sevmeyi bilmeden olamazsın, gönlünü açmadan göremezsin. DOST'unu bilmeden duramazsın. Elim elde, sözüm dilde, kozum dalda, geldim halde. Gelişen sende. ALLAH'ıma emanet olasın, masanda örtüyü bulasın. Derdin yerini değil, yönünü sorarsın, 'Olacak.' diye kurarsın. Gerçek olayın düzeyindedir, bilinç gerçeğin yüzeyindedir. Her kul, kendi ölçüsünde bilince sahiptir. Ne az gelen senin, ne çok gelen başkasının genişliğe açılması değildir. Bilinç, olumu tamamlıyor ise, gerçeğe dönüşür.

6 Vergiyi, tasarrufun altına alamazsın, alırsan bulamazsın. Gerçek, yaratılışta açıktır, kul, perdelidir. 'Sır' denen, kainatta değil sendedir. Aynayı aldığında, nasıl ki kendini görürsün, kainatı da kendinde bulursun. 'Bulursun' demekten maksat, perdeleri açarsın, yani çözersin.

7 'Yardım nerden gelir?' dendi: Kement attığın yerden. Elini vereni değil, kement attığın seçtin, öylece sözden geçtin. 'Gel.' dediğim günü, şaştın. Selam olsun, her kulu dilediği şifayı bulsun. 

8 Gemiyi limana aldık, olayı DURGUT'a sorduk. (TURGUT REİS): "Kervan yolda oluşur, dilenen yerde buluşur, liman söz ile gelişir." dedi, selamını iletti.

9 Niyazımız dilde olsun, her dileyen hayır bulsun, geyik yerinde, güzel serinde kalsın. Cemde CANAN oluşur. Sevgiliyi biliriz, her kulundan alırız. 'Oynayan sensin.' deriz. Dağılan toplanır, birbirine eklenir, şifa YÜCE'den beklenir. Değil. Ayranı bol verin. Değil. Alan bilir. Çevreyi sakin tutun. Geçicidir. Gemiyi limana getiren, yerini size bildiren, elbet yolumuzu buldurandır.

ALLAH'ıma emanet olunuz.

ALLAH'a ısmarladık.

LÂİLÂHE İLLALLAH MUHAMMEDÜR RESULULLAH